Akif’i o gece daha iyi anladım!

Mehmet Özmen
Mehmet Özmen

Arkadaşlarımla birlikteydim…

Zaman geçiriyorduk, akşamın serinliğinde Derince 60 Evler sahilinde çaylarımızı yudumlarken, ne olduğunu anlamadığımız şekilde masalardaki insanlar arasında tedirgin bir hal oluşmaya başladı.

Herkes kulaktan kulağa konuşuyor, yüzünün rengi değişiyor, meraklı bir hal almaya başlıyordu.

Sonra garson, “Mehmet abi memleket karıştı” deyince ben de sersemledim. Masadaki tüm arkadaşlarımla cep telefonlarımıza sarıldık. Önce haber kanalları, ardından sosyal medya

Farklı telden çalıyordu ikisi de başlangıçta.

Sosyal medyada belli bir kesimin sevinç nidaları vardı. Onların kimler olduğunu biliyoruz tabi. İzmir’de sala okuyan müezzini yaka paça camiden atmaya çalışan, darp eden vatan hainlerinin versiyonuydu hepsi.

Haber kanalları ise meseleyi çözmeye çalışıyordu. Askerler köprüyü kapatmıştı ve darbe girişimi gibi bir mantık söz konusuydu. Ama yine de isimlendirilemiyordu olay. Adı tam olarak konulamamıştı. O karmaşık bulutlar sonrasında dağıldı ve her şey ortaya çıktı. Yine de ürkek bir belirsizlik vardı toplumda. Ta ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cep telefonu üzerinden canlı yayınla haber kanalına bağlanıncaya kadar…

xxx

Alelacele eve geldiğimde rahmetli babam öfkeliydi. Sinirliydi. “Bu defa yapamayacaksınız, olmaz, yanlış” deyip duruyordu… Nasıl demesin; memleketi geri götüren ne kadar darbe, muhtıra ve benzeri girişimler, sonuçlandırılanlar varsa hepsine şahit olmuştu. Menderes’in idamını hatırlıyordu. Ölümleri görmüştü, duymuştu, biliyordu…

Erdoğan “İnin meydana, sahip çıkın al bayrağa, aziz vatana” deyince o da inmek istedi. Ama 80’ine merdiven dayamıştı. İzin veremezdik. Vermedik. Ben ve kardeşlerim indik meydana. Milyonlarca kardeşimiz gibi.

Her yerde aynı ses; “Ya Allah, Bismillah, Allah-u Ekber”…

Çok şükür bir çağrı ile yükselen milletin feraseti, cesareti, kararlılığı…

Ömer Halisdemir gibi vatan evlatlarının cengaverliği…

Ve daha nicelerinin özverisi ile darbe girişimi bastırıldı. Ve sabahına çok daha başka bir Türkiye’ye uyandık hepimiz. Artık biliyoruz ki, bu ülkede artık darbe yapılamaz. Çünkü artık millet var. Karşı koyacak bir güç var.

15 Temmuz 2016 tecrübemiz bizlere gösterdi ki; bu millete rağmen hiçbir şey olmuyor. Millete rağmen bir şey yapılamıyor. Yeter ki bir olalım, diri olalım, iri olalım… O yüzden yalnızca bir canlı bağlantı ile sağlanan birliktelik, hissedilen o sahiplenme refleksi ile bırakın tankı, topu, tüfeği, savaş uçaklarını bile etkisiz hale getirdi bu toplum.

İKİNCİ ÇANAKKALE!

28 Şubat bir postmodern darbeydi. Silahsız ama postal seslerinin gürleyişi ile yapılmıştı. Silah çekilmemişti fakat “Darbeyi yaparım” tehdidi ile hükümet sindiriliyordu. O dönemlerde ülkeyi ve ekonomisini adam etmeye başlayan Necmettin Erbakan’ın talebesi Recep Tayyip Erdoğan’a da aynısı yapılmak isteniyordu.

Fakat millet bu noktada aklına Çanakkale’yi getirdi. Çanakkale gibi vicdanlar da geçilmemeliydi.

Evet…

Yanlış okumadınız.

15 Temmuz aslında bir var oluş mücadelesiydi. Bir Çanakkale’ydi bu millet için. Çok şükür Çanakkale yine geçilemedi. Ve Allah’ın izni ile bundan sonra da geçilemeyecek…

UNUTAMADIĞIM AN…

İşte o gecenin sabahında…

Terliydim…

Ve yorgundum…

Ama darbe girişiminin bastırılması ile yaşadığım duygusal yoğunluk zirvedeydi.

Bir caminin kenarımdaydım. Sabah ezanı vakti. Önce mikrofon hışırtısı, sonra müezzinin “Allah-u Ekber” nidası…

Ezan bitti, ben de bittim. Ama ezan sonrasında müezzin “Korkma!” diyerek başladı yeniden… Bütün dikkatim yeniden toplandı kantrolsüzce…

İstiklal Marşı’ydı bu…

İstiklal Şairi’nin o on kıtalık şiirini bütünüyle okudu müezzin. İşte o kıtaların maneviyatta ne demek istediğini o gece daha iyi anladım.

Ve şöyle dedim;

Allah bu memlekete bir daha 15 Temmuz’lar yaşatmasın…

Allah bu memlekete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!!!

- Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi, Mehmet Özmen tarafından kaleme alındı
https://www.bizimyaka.com/makale/7420963/mehmet-ozmen/akifi-o-gece-daha-iyi-anladim