Saldırının faili AK Partili olsaydı!

Mehmet Özmen
Mehmet Özmen

Ortada bir saldırı var. İnsanın yüzünü al kanlar içinde bırakılması var. Evet, sevgili Mustafa’nın uğradığı saldırı, açıkçası terör estirmeyi maharet sayan insan müsveddelerinin bizzat yaşattığı bir mağduriyet.

Hem Lütfü Türkkan

Hem onun saldırgan, terör estirme hobisine sahip adamları, yeğeni, şoförü…

Ve maalesef İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener…

Hepsi galiba genç Mustafa’nın sahipsiz olduğunu falan zannettiler.

Tamam, bakan evine kadar gitti. İletişim Dairesi Başkanı telefonla aradı. Siyasiler konuyu gündemine aldı. Tartıştı. Mustafa’nın yaşadığı mağduriyet, Türkkan’ın adamlarının, yeğeninin, şoförünün estirdiği terör, ulusal haber kanallarının malzemesi oldu…

Ancak her şeyi bir kenara bırakın biz varız ve meslektaşları olarak ona bizler sahip çıkacağız. Tıpkı, Konya’dan İstanbul’a, Kars’tan İzmir’e ve diğer kentlerdeki meslektaşlarımız gibi. Verilen destek aynı zamanda özlediğimiz bir dayanışmaydı… Sağ olun, var olun…

xxx

Muhalif kanattan kimi dinlediysem hepsi ağız birliği etmişçesine “Münferit bir olay, iktidar Uslu ailesini siyaset malzemesi yapıyor” diyorlar…

Peki, o zaman şunu sormamız icap etmez mi?

Bu gözü dönmüş ve insan hayatına direkt olarak kastedilen saldırıyı AK Partili milletvekilleri ya da onların adamları yapmış olsaydı!

Fikri Işık, İlyas Şeker, Mehmet Akif Yılmaz, Sami Çakır ya da Cemil Yaman yapmış olsaydı…

İYİ Parti ve CHP’nin genel başkanları kim bilir neler söyleyeceklerdi… Sanki adamı Cumhurbaşkanı Erdoğan dövmüş gibi bütün iktidar siyasetini açıkça aşağılayacaklardı. Bunun üzerine kalıbımı basabilirim.

Fakat bizim o çok delikanlı ve ele avuca sığmayan İzmitlimiz Meral Akşener’in söylediğine bir bakar mısınız?

“Ben niye özür dileyeyim. İlgili arkadaşımız mağduru aradı, babasını aradı, amcasını aradı. Olayı gerçekleştirdiği iddia edilen şahıs tutuklandı”…

Açıkçası biz de öyle biliyorduk. Lütfü Türkkan’ın “Mustafa’nın babasını aradım” sözüne inanmıştık. “Milletin vekili yalan söylemez ya da çarpıtmaz” diye düşünmüştük. Fakat hem Mustafa Uslu ve hem de babası Türkkan’ın kendilerini aramadığını söyledi. Arada amcasının arandığını belirterek…

Çok net söylüyorum; Meral Akşener’i Türkkan hakkında verilen yıkım kararı ile ilgili takındığı “Hesabını sormazsam namerdim” sözünü söylediği an kadar delikanlı göremedim. Doğru ya, sen içerideki bir yanlışın bile hesabını soramayacak durumdaysanız, genel başkanlığınız altında olan bir isme sahip çıkma bilinçaltı ile yaklaşıyorsanız ortada durup bir iki defa düşünmemiz gerekmez mi?

Acaba Akşener’i bu noktaya getiren nedir?

Türkkan’ın ekonomik gücü mü?

Yoksa “Benim adamım suçlu da olsa suçsuzdur” anlayışı mı?

Uslu ailesi hem Meral Akşener’i hem de Lütfü Türkkan’ı yalancılıkla itham ediyor. Bir genel başkanın ve bir milletvekilinin kamuoyunda düştüğü pozisyona bakar mısınız?

Yalancılık!!!

Şimdi biz bunları yazdık ya, haliyle mikrofonların karşısında A Haber’e veryansın ettikleri gibi bana da çatabilirler. “Vay sen bizim genel başkanımıza nasıl yalancı dersin” diye…

İyi de bunu ben söylemiyorum. Uslu ailesi başlarına geleni anlatıyor. Ortadaki aranıp aranmama iddialarına takılmayacağım ama gece rüyalarında muhtemelen cumhurbaşkanı seçildiğini gören bir genel başkanın böylesine sıkıntılı bir hal ile milletin yorumuna kalmasını da açıkçası yadırgıyorum.

- Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi, Mehmet Özmen tarafından kaleme alındı
https://www.bizimyaka.com/makale/7339986/mehmet-ozmen/saldirinin-faili-ak-partili-olsaydi