Çocuklarda öfke nöbeti

Rüyam Alankuş Kargılı
Rüyam Alankuş Kargılı

Öfke; kişinin çevresinde olup biten olaylara ve kendisine yönelik her türlü tehdide karşı geliştirdiği, belirli dozlarda meşru kabul edilen bir savunma düzeneğidir. İnsanoğlunun temel bileşenlerinden olan öfke, sosyal çevre ve ebeveyn etkisi ile doyuma ulaşır. Çocuklarda bu durum ise olağan olması ile birlikte hem ebeveyn hem de öğretmen için üzücü olabilir. Genelde çocuklar; karşı koyarak, itiraz ederek, ağlayıp, vurup, ısırarak tepkilerini ortaya koyarlar. Ancak bazen bu tepkiler, nefesini tutma, ısırma, tekmeleme gibi daha saldırgan davranışlar olarak kendini gösterebilir. 

****
Çocuğunuz ağlıyor, bağırıp çağırıyor ve siz ne yapacağınızı şaşırmış bir halde ona bakıyorsunuz… Evet çocuğunuz tam bir öfke nöbeti geçiriyor. Aklınıza iki seçenek geliyor; ya siz de bağırıp onun sesini bastıracaksınız ya da ona ılımlı bir şekilde yaklaşıp ne olduğunu anlamaya çalışacaksınız? Peki bu durumda gerçekten ne yapmanız gerekiyor?

****

Hepimiz bir çocuk ağladığında kendi duygularımıza hâkim olmakta güçlük çekiyoruz değil mi? Bazen çok üzülüyorlar diye düşünüp üzülmesinler diye elimizden geleni yaparak ağlamalarını susturmaya çalışıyoruz. Bazen ağlamalarına karşı tahammülsüz oluyoruz. 

****

Oysa ki çocuklar ilk çocukluk dönemlerinden itibaren büyümek, gelişmek, keşfetmek ve öğrenmek için uzun bir yolculuğa çıkarlar. Beyni hızla gelişmekte ve sürekli dünyayı keşfetmeye çalışırken, hayat, objeler ve kendi vücutlarının nasıl çalıştığıyla ilgili yeni yeni bilgiler ve deneyimler kazanırlar. Bütün bu keşifler sırasında istediği fakat henüz yapamadığı işlere bir de yetersiz olan ifade edici dil becerileri eklendiğinde çocuk kaçınılmaz olarak hayal kırıklıkları ve gerginlikler yaşamaya başlar.

İşte öfke nöbetlerine öncelikle bu geniş açıyla bakmamızda fayda vardır. Kendimizi onların yerine koyalım: Henüz tam anlamlandıramadığımız bir dünyada bir de isteklerimiz ve duygularımızı ifade edemiyoruz ve bir şekilde var olmaya çalışıyoruz.

****

Bu dönemin doğal bir basamağı da çocuğun bağımsızlık ve otonomi isteğidir. Kendi yapmak ister, kendi yemek ister, kendi giyinmek, kendi seçmek, vs. ister. Aslında haklıdır da...  Çünkü o artık becerebildiğini, karar verebildiğini başkalarına ama en çok ta kendine kanıtlamak ister. Sınırlarını bilmek ve zaman zaman bunları genişletmek için zorlamak ister. Anne baba tutarlı ve kararlı davranışlar sergiledikçe davranışlarının sonuçları olduğunu öğrenir, sınırların çizildiğini görür. Bu şekilde büyüyüp olgunlaşır ve dış dünyaya bir birey olarak tutunmaya çalışır. Bu bir var olma sürecidir de aslında… Onların var olmaya hazırlandığı bu dönemde geçirdikleri öfke nöbetlerini basit çocuk şımarıklıkları olarak görmemeli öfkeyi tanımlamalı ve farkına varmalıyız.

Şöyle ki; öfke aynı zamanda vücudun fiziksel bir tepkisidir. Adrenalin seviyesi yükselir, damarlar genişler, uzuvlara şeker akışı olur. Sinirlenen küçük çocuklar inanılmaz bir enerjiye sahiptir. Kolları ve bacaklarıyla sağa sola vurur, yerde yuvarlanır. Bir kere düzeni bozulmuştur ve kendini kaybetmemek için sahip çıkılmaya ihtiyacı vardır. İster evde olsun, ister dışarıda, çocuğunuz kendini yere atmış, “O şekeri istiyorum” diye bağırırken izlenecek en önemli taktik sakin kalabilmeyi başarmaktır.

Zaten kontrolünü kaybetmiş bir çocuk, karşısında kontrolünü kaybetmiş bağırıp çağıran bir anne görmek istemez. Sizin sakin ve uygunsuz davranışa prim vermeyen tavrınız er geç çocuğunuzun pes etmesine yardımcı olacaktır. Evdeyseniz kulağınız çocuğunuzda olmak şartıyla öfke nöbetini kararlılıkla karşılamalı dışarıdaysanız onu sakin bir ortama taşıyabilir-mesela arabaya- ve orda sakinleşmesini bekleyebilirsiniz.

En önemlisi de çocuğun duygusunu kabul edin. Bu bazen zordur, fakat dinlenen bir öfke en fazla birkaç dakika sürer. Bu gibi durumlarda çocuğunuza onu anladığınızı belli edin. Empati ile bunu kelimelere dökün. Sarılın ve temasınızı kesmeyin. Küçük çocukların öfkesi güçlü ve gürültülüdür. Ona dokunmak istediğinizde sizi iter, uzaklaşmaya kalkarsanız daha çok bağırır. Krizin geçmekte olduğunu hissettiğinizde kollarınızı uzatın, o da kendi kollarını uzatacaktır. Yavaş yavaş kendisini bu kocaman kucaklamaya bırakacaktır. Hissedeceği güven sayesinde öfkesinin yoğunluğu azalacaktır.

Evde ya da farklı bir ortamda bağırırken izlenecek en önemli taktik sakin kalabilmeyi başarmaktır. Zaten kontrolünü kaybetmiş bir çocuk, karşısında kontrolünü kaybetmiş ebeveyn görmek istemez. Sizin sakin ve uygunsuz davranışa prim vermeyen tavrınız er geç çocuğunuzun pes etmesine yardımcı olacaktır. Her durumda olması gerektiği gibi ona sevginizi şefkatinizi ve yanında olduğunuzu hissettirin. Her şey de olduğu gibi en iyi ilacın sevgi olduğunu unutmayın…

- Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi, Rüyam Alankuş Kargılı tarafından kaleme alındı
https://www.bizimyaka.com/makale/3458375/ruyam-alankus-kargili/cocuklarda-ofke-nobeti