Psikolog Yüksel, “Biz koronavirüsten daha güçlüyüz”

Dünya üzerinde yayılan ve ülkemizde de etkisini gösteren Koronavirüs (Covid-19), insan psikolojisi üzerinde kendini gösterebiliyor.

Şermin Özcan
RÖPORTAJ Şermin Özcan Tüm Haberleri

Dünya aylardır, ülkemiz ise günlerdir koronavirüs salgınının gerek sağlık gerekse ekonomik tahribatıyla mücadele ediyor. 6 kıtaya yayılan ve pandemi olarak ilan edilen koronavirüs insan psikolojisi üzerinde de etkili gösterebiliyor. İnsan hayatını tehdit eden salgının çocuk ve yetişkinler üzerinde farklı şekillerde algılandığını gazetemize değerlendiren Uzman Klinik Psikolog Şebnem Yüksel, “Koronavirüs can kaybı ihtimali çaresizlik yaratabiliyor. Hayatın bir olasılıklar dünyası olduğu gerçeğini hatırlamaya çalışalım. Biz koronavirüsten daha güçlüyüz ve onunla savaşmak için yollarımız var. Travmatik olabilen bu sürecin yarattığı psikolojik etkileri takip edeceğiz” diye konuştu.

“BİZE İYİ GELEN ŞEYLER”

Salgının günümüzde korona-fobi kavramını ortaya çıkardığı yönündeki varsayımlara değinen Uzman Klinik Psikolog Şebnem Yüksel, “Koronavirüs vakaları ülkemizde ilk defa yaklaşık 2 hafta önce görülmeye başlandı. Yeni bir virüs ve bizler için çok yeni bir süreç. Bu süreçte hepimiz sağlığımızı evde kalarak korumaya, bağışıklığımızı güçlü tutmak için sağlıklı beslenmeye, moralimizi yüksek tutmak adına bize iyi gelen şeyler yapmaya çalışmalıyız. Bu süreci atlattıktan sonra, sürecin bırakacağı izleri sarmalamak için tabi ki zamana ihtiyacımız olacak. Virüs kontrol altına alınıp, sağlığımıza dair güvende hissettiğimiz dönemi yaşayacağımız günlerde eğer kaygılarımız birkaç ay daha aynı şiddeti ile sürmeye devam ederse o zaman korona-fobi diyebileceğimiz bir durumdan söz etmek daha doğru olacaktır” şeklinde konuştu.

“TÜM DÜNYAYI ETKİLEYEN”

“İnsanlık tarihinde ilk defa yaşanan, tüm dünyayı etkileyen bir sürecin içindeyiz” diyen Yüksel, “Bunu ben deprem sürecine benzetiyorum. Kocaeli 1999 Gölcük Depremi ile çok kayıplar verdi. İlk dönemler insanlar hem kayıplarının getirdiği acıları yaşadılar hem de çadırlarda zor şartlar altında kaldılar. Yaşamlarına devam etme mücadelesi verdiler. Ama zamanla yaralarını sardılar ve evlerine girebildiler bazen o duvarlar üzerlerine yıkılacakmış gibi gelse de. Herkese biraz zaman tanımak gerekiyor şu anda. Koronavirüs süreci öncesinde zaten mevcut endişeleri olan, kaygı bozukluğu teşhisi almış danışanlarımızın bu süreçte endişeleri artabilir ve desteğe ihtiyaçları olabilir” dedi.

"DESTEK VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

Açıklaamalarına devam eden Yüksel, “Bazı kişilerin bu süreçte temizlik takıntıları artabilir ama süreci atlattığımızda bu takıntıların hafiflemesini bekliyoruz ve diliyoruz. Koronavirüs öncesinde sağlığa dair endişeleri olan danışanlar için yine endişelerini arttıran bir süreçtir. Lütfen endişeleri çok yoğunlaşan bireylerimiz eğer baş edemiyorlarsa psikolojik destek alsınlar. Bizler online seans hizmeti sunarak destek vermeye devam ediyoruz. Biz uzmanların bu yepyeni süreçte bireylerin verdiği psikolojik tepkileri gözlemlemeye ve değerlendirmeye ihtiyacı vardır, ‘korona-fobi’ adlı bir tanımdan bilimsel olarak söz edebilmek için. Lütfen henüz bilimsel olmayan tanımlardan ve etiketlemelerden uzak duralım. Bu süreçte biz uzmanlar, insani kaygılarla patolojik kaygıları birbirinden ayırmaya çalışarak destek vermeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“KENDİNE ÖZGÜ İÇSEL SÜREÇ”

Psikolojik etkkilerin takip edileceğini belirten Yüksel, “Travmatik olabilen bu sürecin yarattığı psikolojik etkileri takip edeceğiz. Modern dünyada her sürece bir isim vermek, tez canlılık ile teşhisler yaratmak ne yazık ki anlama çabası ile düştüğümüz hatalardan biri olabiliyor. Her endişe ve korkuya, fobi demek bizleri yanlış yönlendirir. Tabi ki bu süreçte virüse yakalanma ve hastalanma endişeleri ile uyuyamama, iştahta bozulmalar, depresif bir ruh haline girme de mevcut olabilir. Yaşanan kaygı ve korkuların bireyin işlevselliğini ne kadar etkilediği değerlendirilmelidir. Her bireyin kendine özgü özel bir içsel süreci olduğu unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.

“ŞARKILAR SÖYLEYEREK”

Virüsün özellikle çocuklara ne şekilde anlatılması gerektiğini belirten Yüksel, “Tabi ki anlatma şeklimiz çocuğun yaşına göre değişmektedir. Çocuklarınızla renkli kalemler alıp renkli bir daire çizip, ‘Gözle göremeyeceğimiz kadar yuvarlak, ufak bir nokta gibi düşünelim bu virüsü, benzetmek gerekirse belki de okulda öğrendiğiniz mikrolar gibi. Virüsün ismi koronavirüs. Senin nasıl bir ismin varsa onun da bir ismi var. Koronavirüs seyahat etmeye, ellerden ellere zıplamaya, selam vermeye bayılıyor. Yetişkinler koronavirüs ile ilgili haberleri izlerken endişelenebiliyor, sen de fark ediyorsundur. Eğer ellerini su ve sabunla şarkılar söyleyerek güzelce temizlersen ve el temizleyen sıvılarla da ellerini temizlersen koronavirüs seni ziyaret etmeyi tercih etmez. Koronavirüs bizi ziyaret ederse öksürük, nefes almakta zorluk ve ateşimiz olabilir. Koronavirüsün ziyareti çok uzun sürmez ve ardından neredeyse birçok kişi iyileşir” dedi.

“KORONAVİRÜSLE SAVAŞMAK İÇİN YOLLARIMIZ VAR”

Çocuklar üzerindeki bilgilendirmeye devam eden Yüksel, “Üstelik doktorlar bir aşı bulmaya çalışıyor, koronavirüs bizleri ziyaret etmesin diye. Bazı ilaçlarla da iyileşmek mümkün olabiliyor. Unutma biz büyükler siz küçükleri korumak için elimizden geleni yapıyoruz. Bu sıralar temizliğimize daha dikkat ederek, ellerimizi yüzümüze götürmemeye çalışarak ve evde kalarak koronavirüsün bizi ziyaret etmemesini sağlayacağız. Biz koronavirüsten daha güçlüyüz ve onunla savaşmak için yollarımız var’ şeklinde bir açıklama yapılabilir. Çocuklarımız tabi ki biz yetişkinleri endişeli ve gergin gördüğü için onlar da endişeli ve süreci anlamaya çalışıyor” diye konuştu.

“UMUT BARINDIRAN KONUŞMALAR”

Devamında Yüksel, “Lütfen çocuklarımızla konuşalım ve süreci olabildiğince basit, yalın ve umut barındırarak gerçekçi konuşmalar yapalım. Ebeveynler kendi kaygıları ile baş edebiliyorsa çocuklar da süreci normal seyrinde yaşayacaktır. Buradaki kritik nokta ebeveynlerin kaygılarını nasıl ve ne kadar yönetebildiğidir. Çocuklarımız şu anda evde kalarak sıkılıyorlar ve kendilerini oyalamakta zorlanıyor olabilirler. Olabildiğince bu süreci çocuklarımızla kaliteli zaman geçirmek için bir fırsat olarak görüp onların oyunlarına eşlik etmeye ve internet ortamından da keşfedilebilecekleri, evde oynanabilecek yeni ve pratik oyunlarla ailece eğlenmeye çalışalım” ifadelerini kullandı.

“ÖĞRETİCİ BİR SÜREÇ”

“Şu anda insanlar oldukça endişeli ve gergin” diyen Yüksel, “Sürecin belirsizliği bu kaygıları daha da arttıran bir durum. Çoğu insan evlerinde sıklıkla haber başında vaka sayılarını takip ederek riskin büyüklüğünü, ne kadar kontrol altına alınabildiğini ve ne kadar çareler bulunduğunu anlamaya çalışıyor. Koronavirüs can kaybı ihtimali çaresizlik yaratabiliyor. Öncelikle bu süreç yavaşlamak, yaşamımızı gözden geçirmek, nelerin bizi mutlu ve mutsuz ettiğini fark edip yaşamımıza nasıl devam etmek istediğimize karar verebilmek için çok öğretici bir süreç. Sanki bu süreç, yaşamanın ne kadar kıymetli olduğunu, nefes almanın ne kadar değerli olduğunu, bazı koşuşturmalarımızın, bazı istek ve arzularımızın ne kadar da anlamsız olduğunu, zamanın ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor bizlere. Bu süreçten bir şeyler öğrenerek çıkmamız en büyük kazancımız olur” dedi.

"HOBİLERİMİZE ZAMAN AYIRALIM"

Bu süreçte evlerimizde kalarak internet aracılığı ile sevdiklerimizle görüşmemiz gerektiğini söyleyen Yüksel, “Sosyal desteğimizi güçlü tutalım. Bu sürecin bizdeki duygusal etkilerini sevdiklerimizle paylaşalım, aynı duyguları taşıdığımızı ve yalnız olmadığımızı hissedelim. Duygularımızı kimi zaman yazarak kimi zaman boyayarak kimi zaman belki ipliklerle işleyerek yansıtalım. Meditasyon veya derin, sakin, odaklı nefes egzersizleri için zaman ayıralım. Belirli rutinlere bağlı kalalım. Yani benzer saatlerde uyumaya ve uyanmaya özen gösterelim, ev düzeni içerisinde rutinlerimize devam edelim, hobilerimize zaman ayıralım, öz bakımımızı ihmal etmeyip kendimize iyi bakalım. Ve en önemlisi evde sessiz ve dingin zamanlar oluşturalım. Özellikle bu sıralar haber diyetine girmemiz gerektiği kesin. Endişelerinizle kalmak ve yönetmek sizleri zorluyorsa lütfen psikolojik destek almak için irtibat kurun” diye konuştu.

“MÜCADELECİ YANIMIZIN GÜCÜ”

Virüsten psikolojik olarak korunma adına yapılabileceklere değinen Yüksel, “Her şeyden önce kendimize anlayış ve şefkat ile yaklaşmamız gereken bir süreç. Kendimize sıklıkla, ‘Herkes virüs kapmaktan ya da kaparsa da iyileşemeyip ölmekten korkuyor. Benim de bu endişeleri yaşamam çok insani. Endişelerim, verdiğim değerin ve sevgimin de yansıması’ şeklinde bir içsel konuşma ile anlayış vermeliyiz. Sizlere iyi gelen nesne ve sembolleriniz olsun, onları görebileceğiniz yerlerde muhafaza edin. Hayatın bir olasılıklar dünyası olduğu gerçeğini hatırlamaya çalışalım. Her zaman hayatta kalma ve hayata tutunma çabasını taşıyan mücadeleci yanımızın gücünü hatırlayalım. Umudumuzu kaybetmediğimiz, karamsarlığa düşmediğimiz günlere” diyerek sözlerini noktaladı.

25 Mart 2020 -

Muhabir Şermin Özcan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?