Kılıçdaroğlu bu kez ikna etti

7 Haziran seçimlerini hepimiz hatırlıyoruzdur. AK Parti, bugünün asilerinden Ahmet Davutoğlu’nun genel başkanlığında istemediği bir sonuç almıştı. Yüzde 41 seviyesinde seçim bitmiş, Türkiye’de o dönemki siyaset ortamında hükümet kurulamamamıştı.

AK Parti’den sonra CHP’ye de yetki verilmedi. Çünkü o dönemde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Yetkiyi almak için Beştepe’ye çıkmam” deyince ipler kopmuştu…

Cumhurbaşkanı Erdoğan haliyle bu kendi ülkesinin cumhurbaşkanlığı makamını tanımayan ucube yaklaşıma “Beştepe’nin yolunu bilmeyene yetki yok” diyerek resti çekmişti. Sonrasında Türkiye, 1 Kasım seçimlerine gitmişti. Sonuçta AK Parti bu süreçten kazançlı çıkmıştı. Davutoğlu başbakan seçilmiş, iktidar yine AK Parti’de kalmıştı.

xxx

Bu arada Kemal Kılıçdaroğlu, Türk siyaset tarihine kara leke olarak geçecek bir teklifle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kapısını çalmıştı. Teklifi şuydu; “AK Parti ve Erdoğan gitsin de, nasıl giderse gitsin. Gerekirse başbakan sen ol!”…

Bu teklif ülkede siyaset yapan ne kadar adam varsa hepsinden tepki görmüştü. Büyük bir lütufmuş gibi MHP’ye bu teklifle giden Kılıçdaroğlu, beklemediği bir tepki almıştı. Tabi o Kılıçdaroğlu, büyük olasılıkla Bahçeli’yi meselenin üzerine sazan gibi atlayacak bir lider olarak görmüştü. Fakat evdeki hesabı çarşıya uymayınca sonuç onun adına hüsran oldu.

Aradan uzun bir süre geçtikten sonra Türkiye yine başbakanlık tartışmalarına başladı. Bu kez Millet İttifakı tarafında yaşanıyordu bu olay. Fakat tartışmadan çıkmıştı mesele. Yani yine Kemal Kılıçdaroğlu, yakın çevresi ve dostları üzerinden başbakanlık krizini tetiklemeye çabalıyor. Bu kez ikna çabasını MHP’den kopma Meral Akşener üzerinde denemiş. İşin garip tarafı bu zamana kadar belli ki başarılı olmuş.

O kadar zamandır cumhurbaşkanı adayı olmak için atıp tutan Meral Akşener, bir anda parlamenter sistem ayaklarına yatıp şimdi de “Başbakanlığa talibim” demeye başladı. HDP’den açıkça veto yiyen Akşener, olayı başbakanlık konusuna getirip gözden kaçırmaya çalıştı.

Bu çok açık… PKK terör örgütünün TBMM’deki uzantısı HDP, Meral Akşener’i veto etmiş. “Bu kadın aday olursa oy moy yok” demiş. CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu ise bu tavrı benimseyerek Meral Akşener’i “Seni başbakan yaparız” sözü ile ikna etmiş. O da belli ki ikna olmaya alışmış, terör örgütünün sözcüsü bir partinin vetosunu sineye çekip “Başbakanlığa talibim” politik manevrasının arkasına sığınmış…

Bir yerde Kılıçdaroğlu, tıpkı geçmişte Devlet Bahçeli’ye yaptığı, “Sırf AK Parti ve Erdoğan gitsin de ne olursa olsun” modunda hareket etme düşmanlığına Akşener’i de dahil etmeyi başarmış. Bu durum devlet adamlığının hangi vasfı ile anlatılabilir, orasını çözemedik. Siz siyasetçi olabilirsiniz. Ancak devlet adamı olmak her babayiğidin harcı değildir.

Başbakanlık gibi bir makamı lütuf gibi teklif etmek de, terör örgütünün vetosunu yok sayıp teklifi başının üzerine koymak da tehlikeli bir politik anlayıştır. Bana göre rezilliktir. Kılıçdaroğlu bu kin ve nefret oyununa geçmişte yandaş bulamamıştı. Ancak belli ki bu kez bulmuş. Her şeye rağmen bulmuş. Sözün bittiği yerdeyiz. Bu saatten sonra ülkede yaşayan hiç kimse Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP’ye bakanlık vermeyeceğinden emin olamaz. PKK sözcülerinin Akşener’i başbakan olarak da görmek istememesine ses çıkartamaz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?