AK Parti neden hala en güçlü parti?

2001 yılında kurulan AK Parti, 3 Kasım 2002 yılındaki ilk genel seçimde Türkiye’de iktidara geldi. Ardından bir ara seçimle bugünün cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önce milletvekili ardından başbakan oldu. Görevi kardeşim dediği, sonrasında partiyi terk edip giden, hatta CHP ile adaylık pazarlığına bile oturan Abdullah Gül’den devraldı.
Ardından 2004 yerel seçimleri ile başlayan korkunç bir yükseliş trendi başladı. Sonrasındaki ne kadar yerel ve genel seçim varsa, araya kaç tane cumhurbaşkanlığı seçimi sıkıştırılmışsa, ne kadar millete “Nasıl olsun?” sorusunun yöneltildiği referandum yapıldıysa, hepsinde istediğini aldı.
Millet hep güvendi AK Parti’ye ve lideri Recep Tayyip Erdoğan’a…
Neden lider dediğime gelince; arada bir de 15 Temmuz’u atlattı bu memleket. İşte o gece Erdoğan genel başkanlıktan liderliğe terfi etti. Çünkü böylesine bir darbe girişimine karşı insanlara “Meydana inin ve vatanınıza sahip çıkın!” diyebilecek başka bir genel başkanın olduğunu şahsen zannetmiyorum.
Kemal Kılıçdaroğlu mu?
Meral Akşener mi?
Ya da başka bir genel başkan mı?
Milyonları bir anda sokaklara dökecek kaç tane insan bulabilirsiniz? Böyle bir şeye sanıyorum saydığım genel başkanların partilerinin yöneticileri bile ihtimal vermez.

xxx

Gelelim başlıktaki sorumuza…
AK Parti neden bu kadar güçlü ve dahası millet tarafından hala neden büyük bir destekle yukarıda tutuluyor?
Cevabını sizlere şöyle aktarabilirim…
Geçtiğimiz günlerde Körfez’deki bir sivil toplum kuruluşunun gençlerinden birisi ile sohbet ediyorum. Genç arkadaş bana aktardığı ve şahit olduğu bir olayı şöyle anlattı:
“Mehmet abi, ben açıkçası AK Parti’ye oy vermiş fakat yeni seçimde tereddütleri olan, oy verip vermemekte kararsız kalan birisiyim. Muhalefetten bir ışık bekliyordum. Fakat geçenlerde derneğimize İYİ Parti’den birileri geldi. Adamların ilk muhalefet ettikleri konu orman yangınları oldu. Öyle bir anlatım içine girdiler ki, özeti ancak ‘Terör örgütü deniyor fakat öyle olmadığını biliyoruz. Bundan kendilerine kar çıkarmak istiyorlar’ diyerek hükümeti eleştirdiler. Yani senin anlayacağın devletin ormanları bilerek ve isteyerek siyasi rant uğruna yaktığımı söylüyorlar. Abi olmaz, mümkün değil. Bunlara ülke emanet edilmez”…
Hemen sizlere ikinci örneği aktarayım. Pandemi sonrasında yaşanan zorunlu ekonomik sorunlardan etkilenmiş bir yakınım. Şimdiye kadar AK Parti ve Erdoğan deyip sloganlar atarken, ekonomik koşullar onu da kararsızlığa itmiş. Şu an Bodrum’da. Giderken “Kararsızım” diyen bu yakınım geçtiğimiz günlerde telefonda bana, “Bunlar yalnızca AK Partilileri değil, iktidara oy verenleri bile Taksim Meydanı’nda asarlar” dedi.
“Erdoğan’a kurban olsunlar” deyip telefonu kapattı…

xxx

Bakın, anlatmak istediğim şey Erdoğan iyidir ya da kötüdür edebiyatı değil. Hatta bu yaşananlarda, yani paylaştığım örneklerde Erdoğan’ın hiçbir dahli bile yok. Sadece insanların kendi yaşamları ile ilgili değerlendirmeleri.
Nasıl diye sorguladıkları muhalefet partilerini kendilerine yakın bulamıyorlar. Hatta belki de yönelmek isterken karşılaştıkları absürt bir model sayesinde oradan uzaklaşıyorlar.
Tabi, şayet siz orman yangınlarını devlet yaktı moduna girip siyaset yaptığınızı zannederseniz, iki kelimeyi bir araya getiremeyenlere ucuz kahramanlık fırsatı verirseniz olacağı budur.
Bodrum örneği ise tamamen kin ve nefret üzerine…
Diktatör nasıl olur, galiba işte o zaman görürüz hepimiz.
Ama bunların ağababaları “Özgürlük istiyorum” deyip demokrasi şehidi Adnan Menderes’in yakasına yapışmamış mıydı?
O Menderes’in “Bir başbakanın yakasına yapışacak kadar özgürsün” sözü hala hafızalarda değil mi?
Muhalefetteyken bile diktatör olan bir yapının çocuklarının nasıl olmasını bekleyebiliriz ki…
Milletin gördüğü ve yaşamak istemediği, belki de gelecekte neler olabileceğini hissettiği olay tam olarak budur. AK Parti milletin bu görüşü yüzünden hala iktidar. Oy kaybı yaşansa bile yine birinci parti…

xxx

AK Parti bana her zaman Erbakan’ın şu sözünü hatırlatmıştır:
“Türkiye’de iki tane parti var; bir milli görüş Refah Partisi, bir de diğerleri”…
Yalnızca Erdoğan’ı yalnız bırakmayan bir MHP ve Devlet Bahçeli faktörü eklendi buna. Tıpkı geçmişte Alparslan Türkeş’in Refah Partisi’ne omuz verdiği gibi…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?