3 yıl 3 aylık mücadele zaferle “taçlandırıldı”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 57 yıllık yaşamının 20 yılını asker olarak cepheden cepheye koşarak geçirdi.
Son 15 yılında Cumhuriyetin ilanı ile başlayan süreçte Cumhurbaşkanı olarak Türkiye Cumhuriyeti Devletini muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için çalıştı.
31 Mart Vakası (13 Nisan 1909), Arnavutluk İsyanı (15 Ocak 1911), Trablusgarp Savaşı (29 Eylül 1911), İkinci Balkan Savaşı (1912- 1913), Çanakkale Savaşı (18 Mart 1915), Doğu (Kafkas) Cephesi (1916-1917), Suriye-Filistin Cephesinde (1917-1918) Osmanlı subayı olarak görev yaptı.
1 Eylül 1922’de “Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir. İleri!” hücum emriyle düşmanı 9 Eylül 1922’de İzmir’de denize döktü.
19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan Cumhuriyet’e giden zorlu yolda engelleri Türk Milleti ve Türk Ordusuyla aştı.
Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruzla destan yazdı.


3 yıl 3 ay süren Kurtuluş Savaşını 30 Ağustos 1922’de düşmanı bozguna uğratarak “taçlandırıldı”.
9 Temmuz 1919’da “Mübarek vatan ve milleti parçalanmak tehlikesinden kurtarmak, Yunan ve Ermeni isteklerine kurban etmemek için pek aşık olduğum yüce askerlik mesleğine bugün veda ettim” diyerek askerlikten istifa etti.
23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresini toplayarak “Millî sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür. Birbirinden ayrılamaz” kararını aldı.
23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisini kurarak meclisin ilk başkanı seçildi.
29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti ilan etti, ilk Cumhurbaşkanı oldu.
Saltanatı ve hilafeti kaldırdı, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdı, şapka, kıyafet ve harf başta olmak üzere sayısız devrimleri gerçekleştirdi.
Türk milletinin kurtarıcısı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Osmanlı’dan sonra yeni bir Türk Devleti kurması kolay olmadı.
Dışarda ülkeyi bölmek, parçalamak heveslisi düşmanla savaşırken içerde şeriat yanlısı bazı nankörler, hadsizler, meczuplarla mücadele etmek zorunda kaldı.
Bugünkü yaşamlarını borçlu olan Cumhuriyet karşıtları Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet, şükran ve minnetle anacakları yerde hakaret ediyorlar, küfrediyorlar, “ayyaş” diyorlar.
Ne derlerse desinler Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, sevgisini, hatıralarını kalplerimizden, gönüllerimizden çıkaramayacaklar, beyinlerimizden silip kazıyamayacakla.
Ne yaparlarsa yapsınlar Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü unutturamayacaklar.
Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk bizim olmazsa olmazımız, kırmızı çizgimiz.
Suikastlara, milletvekili ve Cumhurbaşkanı seçtirmeme girişimlerine karşı dik duran düşmana boyun eğmeyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk yakalandığı hastalığa yenildi.
10 Kasım 1938’de ülkeyi yasa boğarak aramızdan ayrıldı. Ruhu şad olsun!

Değerli okurlar,
Geliniz 99 yıl önce bugün kazanılan 30 Ağustos zaferini, 19 Mayıs 1919 - 1927 tarihleri arasında yaşananları anlatan Nutuk’tan okuyalım.
Cumhuriyet Dönemi önemli eserlerinden olan, Kurtuluş Savaşını anlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten dinleyelim;
Bir: Arkadaşlar! Milletimizi yabancıların elinde köle olmuş görmemek için giriştiğimiz bu savaşta, Sakarya Zaferi gibi adı daima anılacak yeni ve büyük bir zafer kazandınız. Benim gibi ömrünü yıllardan beri saflarınızın yanında geçirmiş olan bir silah arkadaşınız, ezilmiş, kahredilmiş düşmanın geri çekilişinden sonra hakkınızda duyduğum takdir ve hayret, gönül borcu ve teşekkürü ordunun her bireyi, memleketin her tarafından duyacak kadar yüksek sesle söylemeye gerek gördüm. Sakarya boyunda verdiğimiz savaş, çok önceki savaşlarımızda olduğu gibi anavatanın yalnız bir köşesini, ufak veya büyük bir parçasını tehlikeye düşürmüyordu. Orada biz bütün memleket, bütün varlığımız ve bağımsızlığımız uğruna denecek kadar önemli büyük bir savaşa giriştik. Yirmi bir gün yirmi bir gece milletin bağımsızlık fikriyle bir milletin istilâ ve yağma fikri birbiriyle boğuştu. Sizin başını eğmeye razı olmayan bağımsızlık fikriniz, ilerleyen düşmanı bozularak geri çekilmek zorunda bıraktı.
İki: Bu zaferi kazanan ben değilim. Bunu asıl, tel örgüleri hiçe sayarak atlayan, savaş meydanında can veren, yaralanan, kendini esirgemeden düşmanın üzerine atılarak Akdeniz yolunu Türk süngülerine açan kahraman askerler kazanmıştır.
Ne yazık ki onların her birinin adını Kocatepe’nin sırtlarına yazmak mümkün değildir. Fakat, hepsinin ortak bir adı vardır: Türk askeri!
Üç: Öğleden sonra düşman, ateşten bir daire içine alınmıştı ve gözlerimle görüyordum ki düşman, şaşkınlık işaretleri gösteriyordu. Kuzeye, doğuya, batıya, güneye başvuruyorlardı. Her taraf ateş ile kapanmış idi, aynı zamanda piyadelerimiz ateşten vazgeçerek, süngülerini taktı ve bir an önce düşman mevzilerine girmek için saldırdılar. İki buçuk saat sonra, süngülerimiz
düşman göğsüne girmiş ve sorun çözümlenmiş bulunuyordu. Aynı zamanda gece yaklaşıyordu ve sanki gecenin karanlığı pek feci olan bu manzarayı, dünyanın gözlerinden saklamak için acele ediyordu. Gerçekten arkadaşlar, bu savaş cephesini ertesi günü gezdiğim zaman, üzüntü duymaktan kendimi alıkoyamadım. Bir asker için ve herhangi bir asker için bu durum üzüntüyü gerektirir. Fakat, Allah’ın bunlara bunu yazgı olarak belirlemiş olmasına göre, burada bu duruma girenler asker değildir; bunlar herhalde caniler ve katillerdir. 
Dört: Biz bu harekatı, sonucunu bütünüyle bilerek yaptık. Bütün bunlar, belki bütün dünyaya hayret verecek niteliktedir. Onun için, ordumuzun kudretini anlamayan ve anlamaktan aciz olanlar, bu çok büyük eseri beklenmedik bir tesadüf eseri gibi göstermek istiyorlar. Ama hiçbir zaman öyle değildir. Harekat bütün ayrıntılarına kadar bütünüyle düşünülmüş, belirlenmiş, hazırlanmış, yönetilmiş ve sonuçlandırılmıştır. 
Beş: Bu Anadolu Zaferi, tarih arasında, bir millet tarafından bütünüyle benimsenen bir fikrin, ne kadar güçlü ve ne kadar zinde bir kuvvet olduğunun en güzel bir örneği olarak kalacaktır. 
Altı: Ben, milletim, Türk milleti güven ve itimadına layık görerek bu harekatın başında bulundurdu. Bu görev ve memuriyetimin mutlu anısını milletime karşı daima en derin minnettarlıklarla duygulanmış olarak zevk ile övünç ile koruyorum. Görevlerini milletin vicdanî arzusuna, gerçek gereksinimine, yalnız onun yüksek iradesine uyarak yapmış olanlara mahsus bir vicdan rahatlığı ile bugün huzurunuzda bulunurken duyduğum mutluluğu ifade edemem.
Yedi Milletin yazgısını doğrudan doğruya üzerine alarak karamsarlık yerine ümit, perişanlık yerine düzen, kararsızlık yerine kararlılık ve iman koyan ve yokluktan koskoca bir varlık çıkaran Meclisimizin yiğit ve kahraman ordularının başında, bir asker bağlılığı ve davranışıyla emirlerinizi yerine getirmiş olduğumdan dolayı bir insan kalbinin nadiren duyabileceği bir memnunluk içindeyim. Kalbim bu sevinçle dolu olarak, pek aziz ve saygıdeğer arkadaşlarımı, bütün dünyaya karşı temsil ettikleri özgürlük ve bağımsızlık fikrinin zaferi nedeniyle tebrik ediyorum
Sekiz: Bizim bu büyük zaferimizin doğuracağı büyük sonuçlar, yalnız Türkiye’nin yazgısı üzerine etkili olmakla kalmayacak, aynı zamanda bütün zulüm görmüş milletleri, kendi yaşam ve bağımsızlıklarını tehdit eden ve baskılayan zalimler aleyhine hareket için yüreklendirecektir.
Dokuz: Gerçekten milletimiz, düşmanın hazırlıklarına karşılık vermek için hiçbir özveriden çekinmedi. Ordumuzu kuvvetlendirmek için para, insan, silah, hayvan, araba kısacası her ne gerekse son derece istekle verdi. Avrupa’nın en eksiksiz araçlarıyla donatılmış olan Konstantin ordusundan ordumuzun araç ve gereç bakımından da geri kalmaması ve hatta ona üstünlüğü gibi inanılmaz mucizeyi Anadolu halkının özverisine borçluyuz.
On: Millî amaç uğrunda millet bireylerinin özel çıkarlarını küçümseme hususunda gösterdikleri harikalar, torunlarımız ve evlatlarımızın daima övünme konusu olacaktır. Bu derece büyük bir özveri duygusuyla topraklarını savunan milletimiz ne kadar övünse haklıdır. Bağımsızlık mücadelemizde ilahî yardımını Türk milletinden esirgemeyen Cenab-ı Hakk’a minnet ve teşekkürü asla unutmayalım.
SONUÇ: Savaş meydanlarındaki askeri zekası ve kahramanlığı, devrimleri gerçekleştiren siyasetçi ve devlet adamı olarak başta mazlum devletler olmak üzere tüm dünyanın örnek aldığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk,  örnek alırken Cumhurbaşkanı olarak mazlum milletlerin örnek aldığı devlet adamı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yasa ile Gazi ünvanı ve Mareşal rütbesi verilmesi üzerine “Bu zaferi kazanan ben değilim, Türk askeridir” diyecek kadar mütevazi, saygın bir devlet adamıdır. Ruhu şad olsun!
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Mahmut Semerci - Çok teşekkürler sevgili hocam. Yüce Atamızı sevgi ve minnetle aniyoruz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Ağustos 13:53


Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?