Güvensizlik diz boyu!

Koronavirüsle mücadelemiz aylardır sürüyor. Yaklaşık 1 buçuk yıl önce ülkemizde görülen, ardından korkunç bir hızla yayıldıkça yayılan bu virüs, adeta bir lanet gibi dünyanın üzerine çöreklendi. Kalkmak bilmiyor.

Her gün binlerce insan bu hastalık sebebiyle ölüyor.

Her kafadan ayrı bir ses çıkınca olay daha da karmaşık hale geliyor.

Sıkıntı çok büyük boyutlarda…

Ama emin olun toplumun hastalıkla mücadele konusundaki bazı durumlara karşı güvensizliği daha da büyük bir problem olarak karşımızda duruyor.

Millete ha bire aşı olun telkinleri yapılıyor. Kimileri hayatı aşı olmayanlara zindan etmeye çabalarken, yasakları tek tek uygulayıp milleti evlerine hapsetmenin hesabını kitabını yaparken, kimileri de virüsle mücadelede aşının bile yeterli olmayacağını ima eden ilginç ifadeler kullanıyor.

Son olarak Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nurettin Yiyit…

Bana göre çok önemli olan şu cümleyi sarf etmiş:

“İki doz Sinovac aşılı yoğun bakım hastalarımız artıyor. Üçüncü dozlar vurulsun”…

Bakın bu sözler aslında Sinovac için güvensizliği de ifade eder. Bu güvensizliği de aşının yetersizliğine ya da işe yaramadığına bağlayabilirler. Biraz meseleye derinlemesine endişeli bir yorum getirmek isteyenler için “Madem öyle, neden bu aşı vuruluyor. O zaman yalnızca Biontech aşısına izin verin” gibi eleştirilere sebep olunabilir…

İnsanların sayıları azımsanmayacak derecede olan belli bir kitlesi, zaten aşı vurulup vurulmama konusunda kararsız. Çünkü akılları bulandıranlar fazlasıyla ortalıkta cirit atıyor. Son dönemde aşıya yönelenler de çok büyük olasılıkla uygulamaya konulacak olan yasaklar nedeniyle kabul eden taife.

Daha önce vurulanlar da dahildir; aşı olanların çok büyük bir bölümü inanın bana istemeye istemeye aşılarını olmuşlardır.

Böylesine bir ortamda işe yaramadığı ya da koruyuculuk faktörü çok daha az olan bir aşının olumsuz yönlerini veya yetersizliğini tartışmaya açmak, sanıyorum birilerini zan altında bırakma amacı taşır. Aşı vurulanlar bu saatten sonra Biontech markasına yönelmek zorunda hissedecektir kendini.

----- -----

Müsilaj hala başımızın derdi

Fırsat bulduğumda sabahları sevgili dostum Burhan Yarar ile birlikte yürüyüş yaparız. Son zamanlarda yeğenim Merve de bizimle birlikte.

Sabahın 6’sında çıkarız evden, Tütünçiftlik sahiline ineriz, oradan Derince sahil şeridini tempolu turladıktan sonra evimize döner, duşumuzu alır işimize gideriz.

Haliyle her sabah sahilde müsilajın görünürdeki etkisinin nasıl kısım kısım azaldığını, şu an için de bittiğini gözlemleme imkanı bulmuşumdur.

Fakat Başkan Tahir Büyükakın’ın denizin tabanı ile ilgili tespiti çok yerinde. Zaten sık sık deniz altında yapılan çekimler de müsilajın hala nasıl en büyük tehdit olduğunu bize gösteriyor. Marmara’yı kurtarmamız lazım. Bunun için de Büyükakın’ın üzerine basa basa tekrarladığı ileri biyolojik arıtma uyarılarına dikkat edilmeli.

Kocaeli bu konuda önceki dönemden bu yana çok şanslı.

Diğer illere örnek olacak çalışmalar burada yapılıyor. Son toplantıda da bu konuya dikkat çekildi.

Marmara’yı bu hale getiren Kocaeli dışındaki bazı büyük kentler, bu şehirdeki çalışmaları yakından takip etmeliler…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?