Yeniden kapanma ve zorunlu aşı uygulaması!

Türkiye iki yıldır koronavirüs meselesi ile uğraşıyor. Tüm dünya gibi… Olay tam manası ile baş belası bir durum. Hastalığa kapılan insanların oranında inişli çıkışlı bir grafik söz konusuydu. Yasaklar ne kadar yoğun uygulanırsa, vaka sayısı ve doğal olarak ölümler o kadar azalıyordu.

Ama konu yalnızca sağlık tarafından bakılabilecek bir mesele değildi. İşin hayatı sonuna kadar olumsuz etkileyen bir de ekonomik tarafı vardı. Çünkü yasakların en çok vurduğu bölüm ekonomiydi. Kepenkleri açamayacak olan esnafın varlığı, hükümeti yeni destek paketlerini açıklamaya sevk edecekti. Bu şimdiye kadar uygulandı. İş dünyasına kısa çalışma ödeneğinden önemli destekler sağlandı. Esnafa her anlamda ayni ve nakdi destek verildi.

Yarın yine benzer bir durum ortaya çıksa devletimizin aynı destekleri verebileceğinden zerre kadar şüphemiz yok. Fakat buna rağmen yine de yetersiz kalınabiliyordu.

Geçen kapanma dönemlerinin fayda verdiği de kesindi. Vaka sayısı düşüyor, hasta insan sayısı azalıyordu. Bunun sonucunda tam kapanmanın ardından tam açılma yaşandı. Yasaksız günler başladı. İstediğimiz saatte, istediğimiz gibi davranabiliyorduk. Temiz pak olmanın dışında uygulanması gereken tek şey maske ve mesafeydi. Fakat bir süre sonra biz serbestliği yine yanlış anladık. Daha doğrusu yine abarttık. Ölçüyü ve nizamı kaybettik. Bunu bedelini vaka artışları ve ölümler olarak ödemeye başladık…

Bundan sebep, şimdi yeniden yasaklı günlere döner miyiz, dönmez miyiz, bunu tartışmaya başladık. Esnaf tedirgin, olası bir kapanma kararını istemiyorlar. Fakat vaka sayısı artarsa ve aşılama ile ilgili radikal kararlar alınmazsa onlar bu işten yine olumsuz etkilenecekler.

Aşılama demişken, bu konuda istenen düzeyde değiliz. Yani en azından kamunun istediği noktanın gerisindeyiz. Çünkü milletimizin belli bir kesiminin -ki bunlar arasında profesörler dahi var- aşıya karşı önyargısı söz konusu.

Bir de “Aşı vurulmak istemiyorum”cular var. Şimdi geçmişte uygulanan ve vaka sayısına olumlu yansıyan yasaklar, aşılanmayanlara da hayatın dar edilmesi fikri ile birlikte yeniden gündeme geldi.

Aşı olmak istemeyenlere “Oraya giremezsin”, “Buraya uğrayamazsın”, “Ona selam veremezsiniz”, “Toplu taşıma araçlarına binemezsin” gibi hayatın içine edecek yasakların uygulanması gibi bir durum söz konusu. Bakın, yasaklar bizleri sıkıntıya sokmaktan başka bir işe yaramaz. Vakaların artış hızı belki ürkütücü olabilir fakat önlerinde profesör örnekleri de varken aşıya karşı önyargı ile yaklaşanlara hayatı zindan etmenin pek anlamlı olduğunu düşünmüyorum.

En azından şimdilik…

Bu tür radikal kararlar ile bir yere varamayız. Aşı olmayı serbest bırakmak bana göre en iyisi. İnsanlar; “Ben temizliğime, sosyal mesafeye ve maske kullanımına gerekli özeni gösteriyorum. Şimdiye kadar hasta olmadın, şu an hasta değilim ve olacağımı da zannetmiyorum” diyebilir. Şimdi bu insanlara bazı kararları dikte etmek “Sen neden hasta olmadın?” ya da “Sen niye bu kadar temizsin?” demek gibi bir şey olur.

İnsanlar aşı olmalı. Ama aşı olma konusunda zorlanmamalı. Mecbur bırakılmamalı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?