Kutlu olsun AYASOFYA

Çocukluğum ve gençlik dönemimin en aksiyonlu dönemleri hep Ayasofya rüyasıyla geçmişti. Bu kutlu mabedin varlığı ve orada istediğimiz gibi ibadet edemiyor olmak, açıkçası bir hicran yarasıydı benim için. Bizler için…

Çok şükür 2020 Temmuz ayında bu hasret yerini vuslata bıraktı. Ayasofya, yeni adı ile Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi, artık yeniden ve bütünüyle İslam ile şereflenmişti. Bu kararın üzerinden tam 1 yıl geçti.

Ve inşallah daha nice yıllar Ayasofya’nın özgürlüğü geçecek.

Şükrolsun…

xxx

“Peki, Ayasofya neden bu kadar önemli sizin için?” diyenleriniz olabilir.

Ayasofya’nın yeniden ve bütünüyle ibadete açılması sonrasında dünyanın her yerinden yükselen, ülkemizdeki iş birlikçilerinin de desteklediği tepki açıklamalarına bakarsanız, sorunun yanıtını da bulabilirsiniz aslında.

Zira bu kutlu mabedin tüm unsurları ile İslam’a adanması yalnızca bizim için değil bütün dünya için önemliydi. Şurası kesin ki, Ayasofya şayet yaklaşık 15-20 yıl önce ibadete açılmış olsaydı, başta ABD olmak üzere Hristiyan toplum bunu savaş sebebi sayardı.

Ayasofya bu kadar değerli ve özel bir mekan…

Ancak biz yine de onların sözleri ile şöyle izah etmeye çalışalım meseleyi…

xxx

Kırgız Bermet Cumabekova… Ayasofya denilince şu ezgi dökülüyor dudaklarından: “Ayasofya… Fırtınadan, borandan, geceden ve güneşin yakıcı sıcağından senin gölgene sığınırız”…

Ya da Boşnak Zejd Şoto’nun söylediği gibi, “Ayasofya… Karşında utanmadan duracağız. Ve sen Fatih’in evlatları ile gurur duyacaksın”…

Ve Arnavut İmran Salkan’ın seslendirmesinde anlattığı ifadeleri unutmamak gerek; “Ayasofya… Bir taş değilsin ki sen. Haykırarak ismini söylüyoruz dünyaya. Biz varız ve şimdi buradayız”…

Azeri gardaşım Cavid Tebrizli şöyle anlatmıştı Ayasofya’yı…

“Ey Ayasofya! Ezelden canımın cananısan. Sese muhtaç o sükut illerimin hicranısan. Seni bilmez iki gözü, mehz bu sebepten kordur. Sense hem sağ gözümün hem sol gözümün dermanısan”…

Ya da Ali Çakan’ın Kürtçe yaktığı ağıtında söylediği şu ölümsüz cümleleri unutmak mümkün mü?

“Senin için toplandık; dağın, çölün ve denizin çocukları. Biz, birbirini özleyenler! Bizler ‘Hz. İbrahim’in rüyasıyız”…

Afrika’dan Abdülaziz Abdi, Adam Abubakar ve Sidy Amadou Diallo, belki de en anlamlı hatırlatmayı yapıyordu bizlere…

“Bizi bir arada tutan, birleştiren bu yerde Habeşli Bilal’in torunlarının sesi yankılansın”…

Yassir Rashid’in Mekke’den, Medine’den, Mescid-i Aksa’dan Ayasofya’ya getirdiği selamda sizce de bir sır yok muydu?

Mustafa Çakmakçı’nın Arapça olarak ifade ettiği “Masum kubbenin altında, ay ve güneş birlikteler… Sıcak kumlara basan çıplak ayaklarımızla kapındayız şimdi” sözlerinde gerçek bir hasret yok mu?

En güzel tarifi bence Bangladeşli Khan Muhammed An Nazmus Saqib yapmıştı; “Mücadelemizsin, gücümüzsün. Zedelenmiş insanlığın kurtuluş sembolüsün” diyerek…

Ve son olarak Yücel Erzen’in söylediği gibi…

“Ey Ayasofya! Rüzgarlar essin kubbende, hürriyetin. Ta ezelden… Sen bizimsin biz de senin”…

xxx

Kısacası Ayasofya yalnızca bizim değil, bütün İslam coğrafyası için özeldir. Çok şükür bir yıldır bu kutlu mabedin zincirleri kırıldı. İnşallah bir daha esaret altına girmeyecek…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?