Senin İsmail’in kim?

İbn Arabî Hazretleri diyor ki “Allah, İbrahim kendisine misafir olduğunda oğlunun kurban edilmesi ile onu ağırladı. Çünkü zevk, ancak keder ve üzüntü miktarıncadır.”

 

Hz. İbrahim’in oğlunu kurban etmek üzere gördüğü rüyayı ve malum hikâyeyi biliyorsunuz. Kurban Bayramına bir aydan fazla zaman varken bu kıssa gönlüme düştüyse vardır bir sebebi dedim. Bir yerlerde bu kıssayı hatırlamaya ihtiyaç duyan, vesilemle hatırlayacak birileri olacak ki gönlüme düştü dedim ve aldım kalemi elime..

 

Allah’ın hükmüne razı olmanın hafifliğini yaşıyor Hz. İbrahim, Hz. İsmail ve Hacer validemiz. Ancak öyle bir nokta ki, dünya hayatının süsü olan ve ömrü boyunca istediği, yaşı 86’ya geldiğinde ancak verilen, gözünün nuru, evladıyla sınanıyor.

 

Soralım bakalım hangi baba evladına kıyabilir?

 

Eğer Rabbinden böyle bir emir geldiyse, şüphesiz ki O’nu her şeyin önünde tutan bir baba. Allahuekber.  Hz. İbrahim’in fedakârlığı, Hz. İsmail’in teslimiyeti ve sonucunda elbette ki Yüce Rabbim ’in engin rahmeti.

 

O rahmet ki tam o anda tecelli ediyor. Bıçak İsmail’in boğazına dayanıyor ve o söz işitiliyor: “Ey İbrahim! Rüyanın hükmünü yerine getirdin! Şüphesiz biz, iyi ve yararlı işleri en güzel şekilde yapanları böyle mükâfatlandırırız.” (Saffat/105)

 

İşte takva budur. Allah ile olan ilişkimizdir. Allah ile olan ilişkimiz ise kalp yoluyla sağlanır. Kalbinin içindeki en büyük aşk eğer Allah ise, insanın nefsi ile mücadelesi nasılda kolaylaşıyor değil mi? Allah Rasulü’nün “Takva buradadır” diyerek göğsü işaret etmesinin sebebi de tam olarak bu değil mi?

 

Baktığımızda kalbin takva ile sınanması için düşüncenin eyleme dönüşmesi gerekiyor. Eylemin değerini ise Allah eylemin kendisine bakarak belirlemiyor. Tıpkı; kesilen kurbanların “ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşan O’na karşı olan takvanızdır” (Hac 22/27) ayetindeki gibi. Oradaki eylemi üreten bilinç ve o bilincin altında yatan duygular önemlidir. Allah kendisine ulaşan takvayı ise ötelerde sahibine şahit kılar ve bereketlendirir.

Biliyoruz ki; Allah ile devamlı bir olanı ne şeytan ne de nefsin arzu ve istekleri yolundan saptıramaz. İbadetlerimiz ise bu takvaya ermek için bir yoldur. Düşünün; sizi korumayan, olgunlaştırmayan, Allah’a kul olmaya yaklaştırmayan hangi ibadet amacına ulaşmış sayılır?

 

Hiçlerden de hiç olan bizlerin dünya hayatına neden bırakıldığımızı idrak ederek, kalplerimizi Allah aşkıyla doldurarak ömrümüzü geçirmemiz lazımdır. Vesselam.

 

“Çok seviyorum” demek yetmez! Seven, sevdiğine karşı sorumludur.

 

Ve “Kim Allah bilinciyle hareket ederse O, onun için bir kapı açar.” (Talak 65/2) ayeti zorlandığımız her an sığınılacak limanların en güzelidir.

 

Ali Şeriati’nin “Hacc” isimli kitabından bir alıntıyla bitirelim yazımızı:

 

Senin İsmail’in kim? Veya ne?

Makamın mı? Onurun mu? Mevkiin mi? Mesleğin mi? İlmin mi? Gençliğin mi? Güzelliğin mi?

Seni iman yolunda zayıflatan, seni kendine bağlayan ve alıkoyan, mesajı işitmene, hakikati itiraf etmene izin vermeyen, sorumluluğunu unutturan ve aşkı ile seni kör eden…

Her ne ve kim ise onu sen kendin Mina’ya getirmeli ve Kurban için seçmelisin.

Ey “Sorumlu insan”!

Ey “İsmail’in babası”!

İsmail’ini öldür! Kendi ellerinle kurban et!

Sevgiyle...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülsüm Güney - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?