“Süper Kadın” imajını reddediyorum

Size kendi hayatımdan bir örnek vererek başlayayım: Dün gece kızım Elif Ada’yı uyuturken uyuya kaldım.
Kalktığımda gece 2:30 civarıydı.
Henüz yatsı namazını kılmamış, yemekleri dolaba koymamış, Elif Ada’nın uyumadan önce çilek döktüğü tişörtünü makinaya atmamıştım.
Silkelendim ve kendime geldim.
Kalkıp namazımı kıldım, çilek döktüğü tişörtünü ve o arada başka şeyleri makinaya attım, yemekleri dolaba koydum.
Makinanın bitmesini beklerken karşıma Flaubert’in şu sözü çıktı: Çocuğunu en çok seven anne bile çocuğu uyuduğunda mutlu olur.
Bu söz üzerine biraz düşündüm ve bu yazıyı yazmaya başladım.
Flaubert’in bu sözüne sonsuz katıldığımı söyleyebilirim.
Üstelik bu sadece annelere yüklenen görevlerin minicik bir kısmı.
Geçmişe dönüp baktığımızda medya kadını sadece sömürü nesnesi ve meta olarak kullanmıştır.
Reklam filmlerini düşünün; kadın nasıl da seyir nesnesine dönüştürülerek, erkeğin bakış açısı ile erkeğin istediği ölçülerde ve kalıplarda temsil ediliyordu..
Bugün hala bu tarz reklam filmleri kadını aynı şekilde kullanmaya devam ederken yeni dönemde kadına başkaca bir rol yüklenmektedir.
Bu rol kadınlara “cici” gösterilirken aslında çok daha ciddi bir soruna kapı aralamaktadır.
Yeni dönemde kadınlara yeni ve çarpıçı! bir stereotip tanımlanıyor: “Süper kadın“ imajı. Genellikle, hem ev hem de işyerindeki işleri halleden sözde “özgür kadın”! 
Sözde diyorum, ki düşünelim; Geleneksel aile yapısı içinde kadının görev olarak edindikleri roller nelerdir? 
Çocuk, eş, ev ve iş hayatı arasında koşturup duran ve yine kendini eksik hisseden kadından bahsediyorum.
Yeni dönemin dayatması bu “süper kadın” imajının kadından beklentisi adı üstünde süper olmaları.
Özel hayatta ve kamuda çalış çalış çalış!
7-24 çalış ve kendine hiç zamanın kalmamasına rağmen mutlu ol!
Gerçek dışı gözüküyor ama alıştırıldığımız her şey gibi bu da bize normal geliyor.
Rutini buymuş gibi, zaten farklı nasıl olabiliri hiç aklından geçirememiş gibi. 
Akıp gidiyor sonra.
Bir kahvenin tadına varmadan hayat.
Mükemmeliyetçilik, kontrol çılgınlığı, elini attığı her işi başarma hırsı, hem evdeki hem de ofisteki düzeni en iyi şekilde sağlama içgüdüsü diye sıralanıp gidiyor bu hal.
Lütfen farkedin!
Düzelmesi için ise yüzyılın bize dayattığı ‘süper kadın’ imajını reddedin.
Ben kendi adıma bunu sonsuza dek reddediyorum.
Biliyorum ki; Kadın özel alanda özgürleşmedikçe kamuda özgürleşmesi mümkün değildir.
Bırakın dağınık kalsın, bırakın bir akşam yemeğinde herkes kahvaltılıklarla karnını doyursun. 
Çocuğunuz uyurken bir kahve yapın ve başka bir şey düşünmeden onun tadına varın. 
Yeter ki siz kendinizi değerli hissedin.
Özel alanınızda özgürleşin!
Mükemmel anne, mükemmel eş, mükemmel çalışan olmak zorunda değilsiniz, değiliz!
Bu kadar yükü sırtlanmak zorunda değiliz!
Paylaşmak zorundayız!
Çalışma hayatını paylaştığımız gibi özel hayatı da paylaşmayı öğrenmek zorundayız.
Biz öğrenirsek onlar da öğrenir.
Çocuklarımız.
Ne diyordum; çilekli tişörtü makinaya attım.
Şimdi makina bitti.
Boşaltıp yatayım.
Ama söz yarın için ve sonraki her gün için kendime ait bir saat çalayım hayattan.
Siz de çalın.
Hayat buna değer.
Hayat size değer.
Sevgiyle..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülsüm Güney - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?