Kadına şiddetle nasıl mücadele etmeliyiz?

Yıllar önce bir haber elimize ulaşmıştı… Olay Körfez ilçede yaşanmıştı.
Bir genç adam evli ve çocuk sahibi. Fakat artık alkole mi düşkün, yoksa madde bağımlısı mı nedir. Her akşam evinden feryat figan yükseliyor.
Çünkü kendisinden güçsüz olduğunu düşündüğü karısını ve çocuğuna yönelik şiddet uyguluyor.
İsyan noktasında bütün aile. Ve sonunda olan oluyor…
Kadın kendisine ve çocuklarına yapılan zulme daha fazla rıza göstermiyor. Fakat yine de tamamen bilinçsizce, o anlık sinirle kocasının başına piknik tüpünü yapıştırıyor. Adam ölüyor…
Sonra kadın cezaevinde…
Önce konuyu araştırıyoruz. Acaba olayın müsebbibi erkek mi, yoksa kadın mı diye. Fakat bir araştırdıkça adamın ne mal olduğu ortaya çıkıyor. Evet, adam alkolik gibi bir şey. İçmeden yapmıyor. Bakın yapamıyor değil, yapmıyor. Alkolle kafa bulmayı maharet sanan taifeden. Muhtemelen uyuşturucu madde de kullanıyordur.
Kadın ise bildiğiniz klasik anne. Her şeye sabır gösterirken böylesine bir cinayetin katil zanlısı oluveriyor.
Biz gerçeği öğrenince her zamanki yayınımıza daha güçlü şekilde başlıyoruz ve “Kadınlar artık ölmesin” diyoruz. Dedik de…
Sonra oluşan kamuoyu tutuklu yargılanan kadının cezaevinden çıkarılmasını istiyor. Biz de destekliyoruz. Çünkü ortada çok büyük bir ihtimalle nefsi müdafaa var. Sonuç ne mi oluyor:
Körfezli kadın cinayet davasından BERAAT ediyor…
Seviniyoruz. Zira neyin ne olduğunu en iyi bizler biliyoruz. Bugüne kadar kadın hakları ile ilgili ne yazdıysam öyle 8 Mart’la sınırlı kalmadım. Kadın haklarının erkeklerden daha fazla olması için mücadele verdim. Başta eşim olmak üzere onların iş sahibi olup, hayat ve yaşam garantilerinin kendi himayelerinde olması gerektiğine inandım.
Ve bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım.

xxx

Bugün ise Gölcük’teki kadının yaşadıklarını gazetelerden okumuşsunuzdur. Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi olarak biz de dün bu elim hadiseye manşetimizde yer verdik. Kadın açıkça şunu söylüyor; ÖLMEK İSTEMİYORUM…
Bu başlığı atarken açıkçası çok duygusallaştım. Çünkü bir kadının ne kadar savunmasız ve korumasız olabileceğini, devlet ve kamuoyunun bu konuda üzerine büyük sorumluluklar yüklendiğini gördüm.
Tamam, ŞÖNİM kadın ile ilgili bir koruma kararı aldı. Kadına ve çocuklarına bünyesinde yer verdi. Peki, bu yeterli mi? Bizim asıl korkumuz evini benzin döküp yakan ve bugün tutuklu bulunan o talihsiz kadının kocası olacak adamın yarın elini kolunu sallayarak dışarı çıkacağı fikridir. Üstelik daha öfkeli bir şekilde ailesine zarar verme ihtimalidir…
Yoksa Gölcüklü Gülistan hanımı üç beş gün bir yerlerde tutmak, onu güvence altına almak demek değildir.
Bu konuda caydırıcı cezayı uygulamak ve güven vermek devletin işidir. Kadın konusunda adaletin geç işlemesi hepimizi düşündüren bir mevzudur ve acilen çözüm beklemektedir. Bu elbette memleketimizin örfüne, adetlerine, aile yaşantısına uymayan İstanbul Sözleşmesi gibi bir garabet gibi olmamalı.
Devletimize düşen insanımıza sahip çıkmak, kadınlarımıza ve çocuklarımıza değer vermektir.
Yoksa yalnızca bir süre kadını bir noktada bekletip “Sorunu çözdük” demek, sorumlu davranmak ayaklarına yatmamaktır… Kadına şiddetle mücadelede mutlak suretle yeni yasal düzenlemeler yapılmalı ve bu da süreklilik haline getirilmelidir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?