Bir sıcak kekle gelir bayram

Büyüklerin Ellerinden
Küçüklerin Gözlerinden
Suriye’nin Toprağından
Bosna’nın Bayrağından
Gazze’nin Gözyaşından Öpüyoruz…
İyi Bayramlar Meleklerin Şehri Gazze.
İyi Bayramlar Utancımız, Açlığımız Afrika.
İyi Bayramlar Ömer Muhtar’ın Soylu Çocukları.
İyi Bayramlar Acının, Ölümün Başkenti Hama.
İyi Bayramlar Recep Onbaşı, Salih Uzman, Er Mehmet.
İyi Bayramlar Kırılganlıklar, Üzüntüler
İyi Bayramlar Ey Hüzün…

Her bayram yazımın girişinde bu satırları kullandığımı biliyorsunuz artık. Geçen yıl bu hususla ilgili şöyle yazmışım: Yazar kendini geliştirmiyor ya da hayatın acımasızlığı, adaletsizliği hiç değişmiyor diyebilirsiniz. Aynı noktadayım. Hiç değişmiyor sevgili okur. Bu yıl da adaletsizlikler devam ediyor ve biz de adaletsizliğin olduğu her yeri konuşmaya devam ediyoruz. Farklı ne oldu yazmışım:
“Değişen tek şey tüm dünya aynı dili konuştuk. Allah isterse minik bir virüsün dahi neler yapabileceğini hepimiz gözlerimizle gördük, şahit olduk. Zannettik ki virüs bize iyi gelir. Gelmedi! Yeni normalleşmeyle birlikte aynı zulümler yeniden başladı. Sonra; kadın cinayetleri, hırsızlıklar, kaçırılmalar birbirini izledi. Çok özlediğimizi düşündüğümüz o yeşilliklere çöpler atıldı yine. Ne özlemimiz özlem, ne sözlerimiz gerçek. Yalandan yaşama sevinci…
Bayram diyorduk; Kucaklaşmak yasak. El öpmek yasak.
Sevdiklerimizin varlığı yeter mi?
Hem de nasıl!
Onlar var olsun diye biz umutla gözlerimizi açmaya, iyilik için çalışmaya, çocuklarımız daha saf bir dünyada büyüsünler diye didinmeye, onları öpmeden koklamadan uzaktan sevmeye razıyız. Yeter ki iyilik kazansın. Yeter ki zalim yer ile gök arasındaki mesafenin bir mazlumun ahı kadar olduğunu hatırlasın. Yeter ki umutsuz olmasın Dünya” demişiz.
Üstüne yeni söyleyecek hiçbir şeyim yok sevgili okur.
Yine Kudüs’te ölüyoruz, kalleşçe öldürülüyoruz. Babasının naaşı arkasından feryatla koşan çocuğa bakıp umudumuzu yitiriyoruz insanlığa dair.
Sonra ülkemize dönüp bakıyoruz. Yine virüs sebebiyle evlerimizdeyiz. Yine özlüyoruz sevdiklerimizi, doğayı, yeşili, maviyi.
Peki, sonrası yine çer çöp mü dersiniz?
Bu sene her seneden daha umutluyum. Olmak zorundayız sevgili okur. Diğer türlü yaşanmıyor. Bir şeyler yapmak gerek. Şikâyet etmek, söylenip durmak hiçbir şeyi çözmedi ve çözmeyecek.
Konfüçyüs der ki: "Karanlığa söveceğine, kalk bir mum yak."
Bu kapanma sonrası bir mum yakın olur mu? Mesela; çıkın sokağınızdaki çöpleri toplayın. Şimdi çıkamıyorsunuz değil mi? Bir kek yapın. Suratınıza kocaman gülümsemenizi takın ve tüm komşulara dağıtın sıcak sıcak.
Yaparsınız değil mi? Size güveniyorum okuyan.
Sevgiyle…
Not: Kızım Elif Ada. Bayramla birlikte sen 2 yaşına giriyorsun. Dilerim, gönlün hep bayram gibi kalabalık, bayram gibi coşkulu, sarılmalı, kavuşmalı olsun miniğim. O kalabalığın içinde biz, çekirdek ailen, Allah ömür verdikçe seni sevmeye, sarmaya devam edeceğiz. İyi ki doğdun. İyi ki bir bahar günü yuvamıza ışık oldun. Seni çok seviyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülsüm Güney - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?