Tam kapatma mı tam kaptırma mı?

Covid-19 salgınının son dönemdeki önlenemez yükselişi sebebi ile geçtiğimiz Perşembe günü ‘tam kapanma’ denilen hadiseye geçiş yaptık.

 

Neden uygulama değil de hadise demiş olmam gündelik yaşamını dışarıda sürdürmek zorunda olanlara garip gelmemiştir.

 

Ama ‘yasak’ hadiseleri gerçekleşmeye başladığı dönemden itibaren evde kalmayı ‘görev’ edinmiş yaşlılarımıza durumu izah etmek gerekir belki…

 

Gerçi önceki süreçte hafta sonu uygulanan tedbirlerin ne denli uygulanıp uygulanmadığı noktasında bilgi sahibiler ama ben yine de kısa da olsa üstünden geçeyim.

 

17 günlük ‘tam kapanma’ sürecinde küçük esnaf hizmet edemeyecek, marketler öncesinde olduğu gibi 09.00-17.00 saatleri üzerinde hizmet verecek, zincir marketler hizmete devam edecek, kamu kuruluşları esnek çalışma saatleri uygulayarak çalışmalarını sürdürecek, bankalar çalışacak, fırınlar yine 09.00-17.00 saatleri arasında hizmet verecek.

 

Bu sektörlerde görev yapan insanlarda kaymakamlık izinleri ile çalışmaya devam edecekler.

Ama soran olursa ‘tam kapanmaya’ geçtik dersiniz.

 

Sabahları yine araçlar tıklım tıklım…

 

Fırınlarda görmeye alışık olduğumuz pide kuyrukları…

 

Marketlerde, kasaplarda kuyruklar devam ediyor.

 

Ancak topluma ‘tam kapanma’ var diye lanse ediliyor.

 

Şunu açıkça ifade etmek gerekiyor ki içinde bulunduğumuz süreç ‘tam kapanmadan’ ziyade tam kaptırmadan başka bir şey değil.

 

Şuan içinde bulunduğumuz sıkıntılı sürecin tek bir açıklaması var; o da ülkemizin bir turizm ülkesi olması.

 

Onun dışında hiçbir gerekçe bana mantıklı gelmiyor.

 

Allah aşkına gözlerinizi kapatın ve hayal edin tam kapanma denildiğinde zihninizde böyle bir tablo mu canlanıyor?

 

Ben sizlere ‘tam kapanma’ denildiğinde zihnimde canlanan tabloyu anlatayım:

 

Hastanelerin esnek çalışma bile değil sadece acil bölümlerinin ve Covid-19’u bağlayan branşların nöbet usulü aktif olduğu, market, fırın, banka vb. yerlerin tamamen hizmete ara verdiği,

 

Tüm kamu kuruluşlarının tamamen hizmete ara verdiği ve insanların yaşamsal ihtiyaçlarının belediye görevlileri tarafından evlere kadar getirildiği bir tablo gözümde canlanıyor.

 

Zaten kanımca ‘tam kapanma’ denen hadise aslı da böyle olmalıdır.

 

Kısacası bizim içinde bulunduğumuz ve katlanmak zorunda bırakıldığımız süreç ile uzaktan yakından alakası yok.

 

Bizim şuan katlanmak zorunda olduğumuz süreci dizilerdeki cenaze sahnelerinden bir örnek ile açıklamak faydalı olacaktır.

 

Malum kadınların mezarlığa baş açık girmeleri uygun görülmez. Kadın başını şal benzeri bir şey ile başını kapatır ancak saçlarının yarısından fazlası dışarıdadır. Gelin görün ki dizilerde o karakterin ‘başı kapalıymış’ gibi lanse edilir.

 

Maalesef içinde bulunduğumuz süreç tam olarak böyledir.

 

Üzülerek ifade etmem gerekiyor ki sözü edilen ‘tam kapanmada’ temel amaç vaka sayılarının düşmüş olması değil yaklaşan turizm sezonunda Avrupa’dan ülkemize gerçekleşen turizm göçünün devamlılığını sağlamaktır.

 

Maalesef bunun içinde sözde ‘tam kapanmayı’ ilan edip meseleyi bize kaptırdılar!

 

Yeni nesil ‘tam kapanma’ kuralları açıklandığında en az sürecin nasıl işleyeceğindeki saçmalıklar kadar konuşulan bir mesele daha vardı.

 

O da alkol satışının yasaklanması idi.

 

Bu konuya iki pencereden bakmak gerekir belki de…

 

Biri hükümet aleyhine tutarsızlık olarak nitelendirmek diğeri de hükümet lehine siyasi bir hamle.

 

Hükümet adına tutarsızlık adına meseleye bakılırsa hem toplumda ‘adalet timsali’ gibi bir imaj yaratılmak istensin hem de insanların tercihlerini kısıtlamaya yönelik bir hamle olarak değerlendirmek mümkün olacaktır.

 

Hükümet lehine bir hamle olarak konuya bakılır ise de son yıllarda CHP’nin sağcı kesimden oy devşirme çabalarını sıklıkla gördüğümüz ortamda Ramazan Ayı’nda alkol tüketimi noktasındaki itirazları büyük tepki çekecek ve devamında Muharrem İnce’nin geçtiğimiz yıllardaki fotoğrafları servis edilebilir.

 

Muharrem İnce’nin geçtiğimiz yıllarda Ramazan Ayı’nda plajda güneşlenirken alkol tükettiği fotoğraflar kullanılarak ‘’İşte siz zaten böyle bir partisiniz’’ şeklindeki bir tepki ile CHP’nin toplumdaki değerinin daha da zedelenmesi mümkündür.

 

CHP’de mevcut durumda toplumun genelinin Ramazan Ayı hususundaki hassasiyetini varsayarak alkol tüketimi hususunu ikinci pencereden değerlendirilme ihtimalini göz önünde bulunduruyor olsa gerek ki olaya çok fazla tepki göstermedi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Enes Şen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?