Patlayıcı bir maddeyi evinizde tutar mısınız?

Hepimiz, kalabalıklar arasında herhangi biriyiz. Bir gün, sadece bir adım geri atıp dışarıdan bakmak istiyor insan, bu kalabalığa ve kendine. Zaman zaman herkese uğramıştır bu duygular.

İş yerinizde müthiş bir koşturmanın içindeyken bir an, pat diye durup, ne yaptığınıza baktığınız olmuştur. Ya da kalabalık bir caddede hızlıca yürürken bir anda bir banka oturup öylece kalmışsınızdır. Doğrusu, nerede olursa olsun insan bir an için duruyor, durup biraz öylece kalmak istiyor.

O durduğum anlardan birinde insanları gözlemliyorum…

Maskeli adam telefonla konuşuyor, sesi oldukça yüksek.

Maskeli bir çocuk ve elinden tutan maskeli bir kadın geçiyor önümden, 30lu yaşlarda olduğunu ve çocuğun annesi olduğunu tahmin ediyorum. Küçük çocuğa bağıra çağıra yürüyor.

Sonra, ilerideki dükkânın içinde tartışan maskeli reyon görevlisi ve maskeli patronu…

Başka bir akşam, maskeli bir adam eşi ya da kız arkadaşı olduğunu düşündüğümüz maskeli kadını sokak ortasında azarlıyor. Kadın aynı üslupla karşılık veriyor adama.

Sonra, her adımda konuşulan siyaset, virüs, ekonomi ve değişen psikolojilerimiz hep tartışmayla biten konuşmalara sebep oluyor.

Aynı sahnelerin farklı perdeleri..

İnsanlar neden yüksek sesle konuşur? Neden bir anne küçük çocuğuna bağıra çağıra sokakta yürür? Neden o reyon görevlisi? Neden o çift? Neden hepimizin aynı gökyüzüne bakarken aynı sevgide, aynı kalpte, aynı merhamet duygusunda, aynı sükûnette buluşamıyoruz?

Biraz durup belki birkaç saniye düşünmeli.

Bir nefes almalı ve sonra devam etmeli.

Bir arkadaşımla aynı konu üzerine hasbihal ediyoruz; Şöyle dedi “Sana, ailene, sevdiklerine, tüm çevrene zarar vereceğini bildiğin bir insanı, ya da patlayıcı bir maddeyi evinde tutmak ister misin?

Elbette hayır dediğimde; “O halde tamamen zehirli ve zararlı öfke duygusunu neden içine yerleştiresin ve orada kök salmasına izin veresin ki?” dedi.

Haklıydı…

O gün bu gündür öfkelenmemi gerektirecek her olayda önce birkaç saniye bekliyor sonra konuşmaya başlıyorum. Emin olun bu bile şu kısacık ömürde hayattan alacağımız tadı değiştirecektir. O halde daha sakin daha huzurlu ve şüphesiz ki daha sağlıklı bir hayat için bu hafta içimizde bir yerlerde varsa o öfke duygusunu alıp vedalaşıyoruz.

Kısa bir hikâye;

Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş. Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış:

“İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”

“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Onlar, sakince konuşurlar çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır, birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”

Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun.

Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.

O halde, aynı yolda sevgiyle buluştuğumuz nice insanlara.

Sevgiyle...

Not: Tüm işçi ve emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülsüm Güney - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?