Erbakan’ın 15 Temmuz’u

AK Parti İl Başkanı Mehmet Ellibeş’in sosyal medya paylaşımlarında gördüğüm 24 yıl önce atılan 28 Şubat manşetleri beni oldukça eskiye götürdü.
Evet…
Sincan’da yürüyen tanklar geldi aklıma…
Hani bugün kendilerini eleştirenlere “Yandaş Medya” diyen ucube takımı var ya, onların nasıl bir yandaş oldukları geldi aklıma…
Dönemin Doğan Medya Grubu’nun Sincan’daki tankları görüntüleme becerisini Dinç Bilgin’in Sabah Grubu’nun becerememesini hatırladım nedense.
Sonra Sabah Grubu’ndan birilerinin Genelkurmay’ı arayıp, “Görüntü alamadık, tankları bir daha yürütür müsünüz?” diye ricacı olmasını, bunun üzerine tankların bir kez daha halkın mecazi anlamda üzerinden geçmesini anımsadım birden.
Sonra şu soru geldi aklıma:
“Acaba 1997 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olsaydı, 28 Şubat’ı yaşar mıydık?”
Yanıt vermesi çok zor bir soru bu.
Bu devlet hesabını sormalı o günlerin. Üniformalı çetenin tüm mensuplarının üzerine gitmeli. Erbakan için “Başbakan değil bilmem ne bakanı olursa olsun” cümlesini kullanan Çevik Bir’den. Örgütün elebaşı Hüseyin Kıvrıkoğlu faşistinden hesabını sormalı. 28 Şubat hesabı kapatılmalı ki, o zehirli fikri yaymak için bekleyen zevatın kötü kurusun. Zira toplum içinde mühendislik görevini yürüten birileri hala bir başbakanın katledildiği 27 Mayıs’a ve Erbakan’ın memleketi adam etme çabalarının önüne geçen 28 Şubat’a “Devrim” diyebiliyor.
Evet…
Erbakan sadece 11 ay iktidarda kaldı. Ama ülkenin aslında geleceğini kurtardı o adam. Çünkü herkes şunun farkına vardı ki, demek ki bir şeyler yapılabiliyormuş. Bu ülke adam gibi yönetilebiliyormuş. İşçiye, memura, emekliye iki defada yüzde 100’ün üzerinde zam verilebiliyormuş.
Millet bunu Erbakan’la gördü, yaşadı.
Adam 11 ayda memleketi adam edecekken önüne set çektiler. “Yapamazsın” dediler, “Milletine hizmet edemezsin” dediler.
Çünkü korkuyorlardı. Gerçek korkularından söz edemezken Hoca’nın alnının secdeye varmasını hep “İrtica” diye göstermek istediler.
Ve o dönemde Fetullah Gülen’in yaptığı, “Yapamadınız, bırakın” açıklamaları…
Görün işte 28 Şubat faşizminin temellerini atanları.
Gülen hareketinin derdi o dönemde postmodern bir darbe ile ülkenin ordusunu hep kötü göstermek, sonra yerlerini almakmış. Kıvrıkoğlu, Bir gibi faşistler de bunu çanak tutmuşlar belli ki. Sırf Erbakan düşmanlıkları sebebiyle herkesle iş tutmuşlar. Milletin desteğini görmezden gelmişler. Evlerinde emir altındayken bellerinde taşıdıkları silaha güvenerek erkek oldukları yalanını anlatmaya çalışmışlar.
İşte 28 Şubat’ta Türkiye böyle bir cendereden geçti. Ülkenin geleceğine darbe vurmak için ellerinden ne geliyorsa yaptılar.
İşte o zamanın medyasının attığı manşetlerle konu idare ediliyordu.
“Ya uy, ya kazan”…
“Gerekirse silah bile kullanırız”…
“Gülen de uyardı: Beceremediniz bırakın”…
“Paşa paşa imzaladı”…
“Muhtıra gibi tavsiye”…
İşte bu başlıklar sadece bir kaçıydı. Bu başlıklarla ülkenin ve milletin geleceğine yön verdiler. Baştaki soruya gelecek olursam;
“Acaba 1997 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olsaydı, 28 Şubat’ı yaşar mıydık?”
Bugünkü sistem 15 Temmuz gibi silahlı bir darbe girişimine dahi izin verilmemiş. 28 Şubat’a hiç izin verilmezdi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?