O çürük elmalara da sıra gelir elbet

Çok tuhaf bir meslek bizimkisi.

Giderek de tuhaflaşıyor.

Yapılması giderek zorlaşan bir yapıya bürünmeye başladı. Beş parmağın beşi bir değil, haliyle bu işi yaparken herkesin dürüst, namuslu, ahlaklı olmasını bekleyemeyiz. İster istemez çuvalın içine çürük elmalar karışıyor.

Sonra yanında yöresindeki elmaları da çürütüyor.

Ama şurası kesin ki, bu meslek her ne çektiyse, hep kendini dev aynasında gören, ancak yapısı gereği üç kuruşluk bile ciğeri olmayan kalıpsız, ruhu çelimsiz tiplemelerden çekti.

O sürekli ortay acıkıp, “Ben şöyleyim, ben böyleyim” diye hava atanlar var ya, işte onlar bahsettiğim kişilerdir. Yani onlar ayıklanmayı bekleyen çuvalın içindeki “çürük elmalar”dır…

Ahlaki pozisyonları gereği her şeye ve herkese ekonomik göz ile bakarlar. Şehir içi yolcularına yapılan “ördek” yakıştırmasını onlar iş dünyası için kullanırlar. O kişiler 5 çayı niyetine ikindi vakti demlenmeye başlar ve bu vesile ile olgunluklarını kaybettiklerinden haliyle aklıselim düşünemezler. Kaderleri bellidir hepsinin, er ya da geç hepsi “çürük elmalar” gibi çuvalın içinden ayıklanacakları zamanı beklerler.

Kendileri gibi olmayanları da topluma yanlış gösterip “Ahlaksızlığın” zirvesine çıkarlar.

Yapılan iyi bir işi kötülemek için ellerinden gelen çabayı gösterirler. Kendilerine gelen kutlama çiçeğinin üzerindeki mesajı alkışlarken, Gebze Belediyesi’nin dağıttığı patates çuvalına koyduğu mesajı eleştirirler mesela. Çünkü onlar devleti yönetenlerde eleştirecek bir şey bulamadıkları için patates-soğan edebiyatına yüklenen sözelci taifedendir.

Ya da Körfez Belediyesi’ni yarım katrilyon borçtan kurtaran başkana “Ne yaptın ki?” sorusunu sorma zulmünü yapan ucuzculardır.

Veyahut da Her bir eve ayrım yapmaksızın erzak, patates ve soğan gönderen, her bir öğrenciye yine ayrımsız şekilde tablet dağıtan Dilovası Belediyesi’nin bu adaletini dikkate almadan kaldırım taşının kırılmasına, yoldaki çukura sarılırlar eleştirmek için.

Çünkü görmezler…

Görmek istemezler…

Gayriahlaki her davranışlarına kılıf bulmanın derdindelerdir.

Yönetenlerin kendilerine yönelik bakışının değişmeyeceğini çok iyi bilirler. İşte bundan dolayı hastalıklı bir ruh haline bürünürler. Önce kendilerini sonra çevrelerini yer bitirirler. Hem tüketir hem de tükenirler…

Halbuki şayet o yönetim anlayışı ceplerine üç beş kuruş koysa, anında susacaklar. Susmuşlukları da vardır, zira geçmişte yaşananlar ortada duruyor. Yani bu mesele de tecrübe ile sabittir…

O kişilere, “Sen zamanında bugünkü başkan ile aynı yapıdan gelen şu kişi ile neden birliktelik kurdun? Hangi ortaklıkların içindeydin?” diye sorsanız, alacağınız en net yanıt “Sana ne” olacaktır…

Bunun dışındaki tüm sözleri kem kümden ibarettir.

Zira bu alemde kaç kişi, “Ben yazdıklarımdan değil yazmadıklarımdan kazanıyorum” der ki…

Bunu ahlak kelimesinin hangi anlamı ile izah edebilirsiniz?

Ahlaksızın önde gidenine takılırsanız pişman olursunuz. O yukarıda söylediğim 5 çayı yerine “ikindi vakti demlenmeye alışkın” arkadaşın düştüğü durum odur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder

# Gebze

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?