Cumhurbaşkanı ve illerdeki temsilcileri

Gazetecilik; çalışmaya başladığım 1960’lı yıllarda ve sonrası zor ve çok meşakkatli bir işti.

Ama gazeteciler; sözüne güvenilir, yazdıkları okunur, kamuoyunun saygı duyduğu kişilerdi.

Zamanla tüm mesleklerde olduğu gibi gazetecilik erozyona uğradı.

Gazeteciler; ‘yalandan’ beslenen, gerçeği yansıtmayan, kamu yararı bulunmayan haberleriyle güven yitirirken itibarsızlaştırıldı.

Bakmayın siz, gazetecilerin her şeyi bildiğini sanarak hava attığına, bulundukları şehirleri yönetmeye kalkışmalarına!

Etraf, heyecanını yitirmiş, araştırmayı sevmeyen, kes-kopyala-yapıştır gazeteciliğiyle “emek hırsızlığı” yapanlarla doldu.

Yakasına rozet takan, boynuna çalıştığı kurumun kimliğini geçiren, cebine turkuaz rengi basın kartını koyan kendisini en hızlı gazeteci görüyor.

Biliyorum; Her zaman olduğu gibi yine birileri çıkıp, “ Türkiye neleri tartışıyor, Galip Hoca ne yazıyor?” diyeceklerdir.

Hani haksız da değiller.

Geliniz önceki gün Sözcü Gazetesi’nde Saygı Öztürk’ün, dün Kocaeli Gazetesi’nde Tanzer Ünal’ın, bugün Galip Hocanın yazılarımı okuyalım.

Yazıları okuduktan sonra eminim, “Dervişin fikri ne ise zikri de odur” atasözünü hatırlayarak bana hak vereceklerdir.

İŞTE O YAZILAR

Saygı Öztürk’ün 22 Şubat’ta yazdığı “Yasa değişmiş, valiler ‘devletin’ değil Cumhurbaşkanı’nın temsilcisi olmuş” başlıklı yazıdan başlayalım.

Özetle, “Daha önce ‘Vali, ilde devletin temsilcisi’ olarak tanımlanırken, bu tanım 3 yıl önce KHK ile ‘Vali, ilde Cumhurbaşkanı’nın temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır’ diye değiştirildi” yazmış.
Ardından vali ve kaymakamların devleti temsil yetkilerinin kalmadığını söylemiş.
Tanzer Ünal da 24 Şubat’ta Kocaeli Gazetesindeki “Devletin valisi gitti, artık valiler Cumhurbaşkanı temsilcisi” başlıklı yazısında Saygı Öztürk’ün yazısından alıntılar yapmış.

Anlayacağınız Saygı Öztürk de Tanzer Ünal da Cumhurbaşkanı, Vali ve Kaymakamları ‘itibarsızlaştırmaya’ çalışmış.

Öztürk’ü tanımam. Ama araştırmacılığını ve bazı yazılarını beğenirim.

Öğretmen, gazeteci, müteahhit Tanzer Ünal’ı iyi tanırım.

1980 öncesi müdürlüğünü yaptığım Kocaeli Meslek Yüksekokulunda Almanca derslerine girerdi.

Gazetesinde çalışırken toz kondurmazdı ama ayrıldıktan sonra arkamdan gerçeği yansıtmayan yalan haber ve yazılar nedeniyle ceza ve tazminat davasına mahkum ettirmiştim.

Özellikle gazete manşetlerindeki kriterlerini ve AK Parti ile neden ters düştüğünü çok iyi bilirim.

Her şeye rağmen Saygı Öztürk ve Tanzer Ünal’ı yargılamak haddime değil.

Ama “araştırmacı gazeteci” misyonum ve yarım asrı geçen birikimlerin verdiği sorumlukla Öztürk ve Ünal’a bazı gerçekleri hatırlatmak görevim.

Bir:  Vali ve kaymakamların görev, yetki, sorumluluklarını düzenleyen10 Haziran 1949 tarih ve 5442 Sayılı İller İdaresi Kanununun, günümüze kadar birçok maddesi değiştirildi ya da iptal edildi.

İki: Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, 16 Nisan 2017 referandumuyla kabul edildi.

Üç: Başkanlık tipi hükûmet sistemi, 9 Temmuz 2018 tarihinde uygulanmaya başladı.

Dört: Recep Tayyip Erdoğan, 24 Haziran 2018’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce, Meral Akşener, Selahattin Demirtaş, Temel Karamollaoğlu, Doğu Perincek ile yarışarak ilk turda oyların yüzde 52.59’unu alarak Cumhurbaşkanı seçildi.

Beş: Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini belirleyen “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milleti’nin birliğini temsil eder; Anayasa’nın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir” yazan Anayasa’nın 104. Maddesi, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halkoylaması ile  “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder.
Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapar” şeklinde değiştirildi.

Altı:  Öztürk ve Ünal, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu gibi

“Cumhurbaşkanı aynı zamanda bir partinin genel başkanı olduğunda Cumhurbaşkanını illerde vali mi temsil edecek, üyesi olduğu partinin il başkanı mı temsil edecek?” demeye getiriyor.

HEM VALİ HEM BAŞKAN

Geliniz biraz gerilere, CHP’nin 1931 kurultay tutanağının 259. sayfası ile 1935 kurultayının 105. sayfasını okuyalım.

Bir: 1931 kurultayında, yapılan tüzük değişikliği ile CHP örgütün hükümet ile işbirliği yapması kabul edildi.

İki: 1935 kurultayında partinin tüzüğü yenilenerek 97. Maddesi, “Partinin hükümetle temas mevzuları lüzumlu görülürse, Umumi Reislik Divanı’nın tasdik edeceği bir talimatla tespit edilir” şeklinde değiştirildi.

Üç: CHP Genel Başkan Vekili ve Başbakan İsmet İnönü 18 Haziran 1936’da yayınladığı genelgeye “Vilayet ve özel idarelerle, belediyeler ve parti örgütü kaynaştırılmıştır” yazdı.

Dört: Böylece İçişleri Bakanı parti genel sekreteri, valiler il başkanı, umumi müfettişler parti örgütü müfettişi oldu.

Beş: İçişleri Bakanı Kaya valiliklere gönderdiği telgrafta, “Başbakan ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Vekili İsmet İnönü’nün tebliğ ettiği karar doğrultusunda parti başkanlık ödevini parti tüzüğü hükümlerine göre yerine getiriniz ve görevi devir aldığınızı bildirmenizi rica ederim” yazarak gereğinin yapılmasını istedi.

Altı: Dönemin Kocaeli Valisi İsmail Hamit Oskay İçişleri Bakanlığına yazdığı cevapta, “Bugünden itibaren Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli İl Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı Zonguldak Milletvekili Halil Türkmen’den devir aldığımı arz ile derin saygılarımı sunarım” dedi.

Yedi: İsmail Hamit Oskay’dan sonra Kocaeli Valiliğine atanan Ziya Tekeli hem Vali hem CHP il başkanı olarak görev yaptı.

Sekiz: İstanbul CHP il başkanlığına dönemin Valisi Muhittin Üstündağ atandı.

Dokuz: Muhittin Üstündağ’dan sonra İstanbul Valiliği ve CHP İstanbul İl Başkanlığı koltuğuna Lütfü Kırdar oturdu.

On: Halkevleri aynı dönemlerde hem Kocaeli Valiliği hem CHP İl Başkanlığı olarak kullanılırken gönderde CHP bayrağı dalgalandı.

SONUÇ: Amacım Saygı Öztürk ve Tanzer Ünal’ı eleştirmek değil.

 Kamuoyunu doğru bilgilendirmek ve değişen Anayasa, yasa maddeleriyle geçmişteki uygulamaları hatırlatmak.

******************

 

Okullar 1 Mart’a hazır

 

Eğitim yazılarımı, değerli okurlarım gibi ben de özledim.

En son 15 Şubat’ta köy okullarında başlayan yüz yüze eğitim-öğretimi kaleme aldım.

Dün de öğretmen aşılanmalarının geciktiğine dikkat çektim.

Bugün, 1 Mart’ta kademeli başlayacak yüz yüze eğitim-öğretimi yazacağım.

Okulların durumu sormak için aradığımda İl Milli Eğitim Müdürü Fehmi Rasim, yüz yüze eğitim-öğretimin devam ettiği köy okullarını dolaşırken yakaladım.

Köylerde yüz yüze eğitim öğretimin eksiksiz ve kusursuz olmasından kaynaklanan mutluluğu ses tonuna da yansıyordu.

Ziyaret ettiği köy okullarında uzun bir aradan sonra öğretmen ve öğrencilerin yanı sıra velilerin de yüz yüze eğitim-öğretime geçilmesinden memnun olduklarını anlattı.

Okullarda “Maske, Mesafe, Temizlik” kurallarına uyulduğunu söyleyen Rasim Hoca, “ İzmit Bayraktar İlk ve Ortaokul ile Kartepe Avluburun İlk ve Ortaokullarını ziyaret ettim. Öğretmen ve öğrencilerle bir araya geldik. Yüz yüze eğitim öğretimden herkes memnundu ve öğrencilerin gözlerinin içi gülüyordu. Öğretmenlerimiz gibi öğrenciler ve velileri de yüz yüze eğitim-öğretimi özlemişler. Okullarda alınan sosyal mesafe, temizlik, dezenfektan dahil tüm önlemlerin yanı sıra anneler çocuklarının çantalarına yedek maske ve dezenfektan koyarak önlemlerini almışlar” dedi.

Rasim Hoca, 15 Şubat’ta başlayan 13 bin 219 öğrencinin öğrenim gördüğü, 979 öğretmenin görev yaptığı 58’i anaokulu, 43’ü ilkokul, 33’ü ortaokul, 2’si imam hatip ortaokulu olmak üzere 136 okulda yüz yüze eğitim öğretimin devam ettiğini, söyledi.

1 Mart’ta yüz yüze eğitim öğretime başlayacak okullarla ilgili bilgi verirken “1 Mart’ta ilkokulların tamamı ile ortaokul ve imam hatip ortaokulu 8 ve lise 12. Sınıflar,  meslek liseleri ana sınıflar, bilim merkezleri, özel eğitim sınıfları dahil toplam bin 231 okulda 208 bin 411 öğrenci ile 21 bin öğretmen ders başı yapacak” şeklinde konuştu.

Anlayacağınız 15 Şubat’ta yüz yüze eğitim öğretime başlayanlarla 1 Mart’ta başlayacakları dikkate aldığımızda toplam bin 367 okulda 221 bin 607 öğrenci ve 21 bin 630 öğretmen yüz yüze eğitim-öğretime başlayacak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?