GTÜ hocaları Halkevi’ni gezdi

Gazetecilik yaşamımda yazdığım yazı, yaptığım haberlerin sayısını hatırlamıyorum.

Yazdığım yazılardan dolayı hiç pişmanlık duymadım.

Mahkemelerde açılan yüzden fazla davayı savunurken bile “Keşke yazmasaydım” dediğim hiç olmadı.

Ama Vali Seddar Yavuz ile geçen hafta Halkevi Binasının statik ve güçlendirme çalışmalarını konuştuk.

Haberini bugün-yarın derken bir başka gazetede yazılarak elimde patlamasına hep üzülmüşümdür.

Özgür Kocaeli Gazetesi’nde Suriye Çatak imzasıyla yayınlanan “Halkevi Binası” haberinde olduğu gibi.

Suriye’yi haberciliği ve takipçiliği nedeniyle tebrik ediyorum.

Gazetecilik böyle bir şey deyip gelelim konumuza.

“Dün dünde kaldı cancağızım. Bugün yeni şeyler söylemek lazım!” diyen Mevlana Celaleddin Muhammed Rumi gibi dün yaşananlara değil bugün ve yarın yapılacaklara bakalım.

Halkevi Binasının proje müellifi Y. Mimar Seyhan Serimer’in hazırlayıp onaylattığı rölöve, restütisyon ve restorasyon projelerinin neden bugüne kadar uygulanmadığını sorgulayacak ve tartışacak değilim.

Cumhuriyet’in ilk dönem sembol yapılarından “ İzmit Halkevi Binasının1 yıprandığını, yorulduğunu defalarca yazdım.

Binanın restorasyonundan çok ‘siyasi rant’ peşinde koşan CHP’li aktivistlerin eylemlerini samimi ve etik bulmadığım için eleştirdim.

1940’lı yıllarda yapılan, 2 kez onarılan, 1980 yılından buyana İzmit Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu olarak kullanılan bina geçtiğimiz günlerde boşaltıldı.

ÇALIŞMA BAŞLADI

Vali Seddar Yavuz’un öncelikleri arasına aldığı Halkevi Binasında statik ve güçlendirme çalışmalarına başlandı.

Sayın Vali’nin isteği doğrultusunda önce Kocaeli Valiliği Yatırım İzleme Komisyon Başkanlığında Prof. Dr. Bülent Akbaş ile çalışma arkadaşlarından oluşan Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) öğretim üyeleri ile YİKOB’u temsilen Emrah Çalış, Fatma Şeker, proje müellifi Y. Mimar Seyhan Serimer biraraya geldi.

Toplantıda daha önce hazırlanan rölöve, restütisyon ve restorasyon projeleri incelendi.

Ardından 22 Ocak Cuma günü GTÜ İnşaat Fakültesi hocalarından Prof. Dr. Bülent Akbaş Başkanlığında Prof. Dr. Selçuk Toprak, Doç. Dr. Tolga Özer, Doç. Dr. Ferit Çakır, Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Anıl Dindar, Dr. Öğr. Üyesi Ülgen Mert Tuğsal, Dr. Öğr. Üyesi Onur Şeker, Dr. Öğr. Üyesi Hadi Khanbabazadeh’ den oluşan heyetin yanı sıra YİKOB temsilcileri ve proje müellifi Y. Mimar Seyhan Serimer Halkevi binasında inceleme yaptılar.

GTÜ heyetine başkanlık eden Prof. Dr. Bülent Akbaş’a Halkevi binası ile ilgili çalışmaları, görüş ve düşüncelerini sordum.

Bülent Hocanın cevabı, “Galip Bey, Halkevi binası ile ilgili basında çıkan haber ve yorumları okuduk. Bugüne kadar yapılan rölöve, restütüsyon ve restorasyon projelerini inceledik. 1940’lı yılların deprem yönetmeliklerine göre yapılan binanın yıprandığı, yorulduğu ilk bakışta anlaşılıyor. Bina ile ilgili değişik alanlarda görevli arkadaşlarımızın disipliner çalışmaları ardından hazırlayacağımız mimari ve mühendislik raporunu 2018 yılı deprem yönetmeliği doğrultusunda hazırlayacağımız raporu Sayın valimize teslim edeceğiz. İlk günden binanın restorasyonu, güçlendirilmesi ve yerine yenisinin yapılması konusunda bir şey söylemek mümkün değil. Ancak binanın ana taşıyıcılarını beğendiğimiz söyleyebilirim” oldu.

En az bir buçuk aylık bir çalışmanın ardından proje müellifi Y. Mimar Seyhan Serimer, hocalarımızın hazırladığı değişiklikleri mevcut projeye işleyerek rölöve, restütüsyon ve restorasyon projelerini Kocaeli Kültür Varlıklarını Anıtlar ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğüne teslim edecek.

Bölge Müdürlüğünün onayından sonra Halkevi Binasının yıkılacağına, güçlendirileceğine, restorasyouna karar verilecek.

Asrın felaketi 17 Ağustos 199 depreminde, tramvay güzergah çalışmasından ve D-100 Karayolundan etkilenerek hasar gören, 2 kez onarım geçiren bina ile ilgili son sözü Vali Seddar Yavuz verecek.

Halkevi binası ile ilgili çalışmaların başlamasıyla önemli bir adım atıldığına göre bize Haziran ya da Temmuz ayını beklemek düşüyor.

İlgilenenlere, katkı verenlere, destek olanlara teşekkür ediyorum.

***************

RASİM HOCANIN yakasından düşün!

Gazetecinin görevi; gerçekleri, güncel, kamu yararı bulunan konuları masuniyet kurallarına uyarak yazmaktır.

Kişi ve kurumları saldırmadan, hakaret etmeden, aşağılamadan, küçük düşürücü ifadeler kullanmadan eleştirmektir.

Ama günümüzde teknolojiyle birlikte gazetelerin yayınlarına paralel olarak gazetecilerin yorumları, üslupları da değişti.

Araştıran, soran, sorgulayan, gerçeğe ve doğrulara ulaşan gazeteciler pertavsızla aranacak kadar azaldı.

Ama hırsına, öfkesine, egosuna, kalemine sahip olamayan, yazılarını

bilgi sahibi olmadan kulaktan dolma dedikoduları yazanların sayısı arttı.

Kocaeli medyasını “ Türkiye’nin en kötü, en çirkin, en taraflı, en itibarsız yerel medyası” diye tanımlayan tipler’ türedi.

İşini düzgün yapan gazetecilere “yalama, besleme, kukla, palyaço” diyerek aşağıladı.

Meslektaşlarından sonra saygın ve başarılı siyasetçi, bürokrat, sanayicilerle kurumları itibarsızlaştırmak için sıraya girdi.

"Kin, öfke, nefret" ile saldıran, ‘Yalan ve dedikodudan’ beslenen, kamuoyunda itibarlarını ve güvenlerini tükettikleri yetmezmiş gibi Milli Eğitim Müdürlüğüne itibarsızlaştırma suikastçılığına soyunmuşlar.

Neymiş efendim;

“Kocaeli Milli Eğitim Müdürlüğü fokur fokur kaynıyormuş.

Ali kıran baş kesen bir sendika milli eğitim koridorlarında cirit atıyormuş.

Müdür atamalarında bir siyasi görüş ve bir sendikanın üyeleri belirleyici oluyormuş.”

Daha neler neler.

Milli eğitim müdürlüğü ve okulların çalışmalarını yakından takip eden, doğrularını ve yanlışlarını yazan eğitimci-yazar olarak güldüm.

Bugüne kadar çaldıkları her kapıdan istedikleri cevabı alamayan, her defasında elleri boş dönen kişilerin sonunda kendilerinin de inanmadığı iddiaları yazdıracakları yer bulduklarına şaşırmadım.

Ellerine tutuşturulan TBMM Kamu Deneticiliği Kurumu tavsiye kararından yola çıkarak Kocaeli’nin en başarılı ve saygın kurumu milli eğitim ile müdürü Fehmi Rasim Çelik’i hedef seçmelerini yadırgamadım.

Rasim Hocanın performansından ve Türkiye’ye örnek gösterilen, model alınan farkındalık yaratan projelerinden habersiz ve yasa, yönetmeliklere yabancı olanlar Rasim Hoca ve ekibini takdir etmiş olsalardı üzülürdüm.

Eminim; Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, itibar suikastçılığı yapan, dedikodulardan beslenenlerin yazdıklarına Rasim Hoca da itibar etmemiştir.

RASİM HOCA FARKI

Kocaeli Milli Eğitim Müdürlüğünün fokur fokur kaynadığını, sendikacıların cirit attığını iddia edenler belli ki Rasim Hocayı tanımıyorlar.

Milli eğitimin son 5 yılda nereden nereye geldiğini, sendikacılar 80 ilde cirit atarken Rasim Hocanın kapısını çekinerek çaldıklarını bilselerdi bırakın ellerine tutuşturulan kağıtları yayınlamayı muhatap bile almazlardı.

Tek sermayeleri ve malzemeleri ‘yalan, iftira, dedikodu’ olan, gazeteciliği başarılı kişi ve kurumları itibarsızlaştırmak olduğunu sananlar Rasim Hocanın kapısını çalmış olsalardı yazdıklarına pişman olur, özür dilerdi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükakın’ı yalancılık ve beceriksizlikle suçlayan, KOÜ Rektörü Hülagü’yü eleştirirken “Kocaeli Üniversitesine kız giren dul çıkar, sağlam giren ölü çıkar” diyen, saygın ve başarılı hayırsever iş insanı Aracı’ya hakaret etmek için fırsat kollayanlar Rasim Hocayı övmüş olsalardı kafalarına taş düştüğünü düşünürdüm.

Milli eğitime iftira atanlar, keşke düne takılı kalmak yerine bugün milli eğitimde farkındalık yaratan projeleri sahiplenirlerdi.

Siyasilerin ve sivil toplum örgütlerinin eğitimdeki başarıyı ve Rasim Hocanın performansı üzerinden kendilerinin reklamını yaparken birilerinin Türkiye’nin her yerinde Kocaeli’deki Eğitimin kalitesini konuşuyor olmasının farkında olmaması gazetecilik adına talihsizlik.

Onlar varsın, pandemi döneminde Kocaeli’nin yüz yüze ve uzaktan eğitim öğretimde aldıkları önlemleri görmesin.

Pandemi ile mücadelede okullarda üretilen dezenfektan, kolonya, maske, tulum ile Türkiye’de ilk sıraya oturduklarını önemsemesin.

Rasim Hoca ve ekibinin son beş yılda yazdığı “ Başarı Hikayesini” yok saysın.

SONUÇ: “Altının kıymetini sarrafın bilir” atasözünde olduğu gibi Rasim Hocanın performansını, başarısını, projelerini de eğitimden anlayan eğitimciler ve gazeteciler bilir.

Yeter ki, tek sermayeleri ve malzemeleri ‘yalan, iftira, dedikodu’ olanlarla, onlara yalan yanlış bilgilerle malzeme verenler Rasim Hocanın yakasından düşsünler!

***************

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Adnan zanburkan - Rasim hocam Çalışkan değerli bir insandır kendisiyle Beraber çalıştık mesai mesai mefhumu gözetmeden çalışır konusunu hakimdir bütün ilçelerde eğitimin durumunu sayısal olarak çok iyi biliyoruz sorunlarını çözmek için gece gündüz çalışıyor

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Ocak 22:18


Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?