Medya okuryazarlığının önemini anlamak zorundayız

Bilim ve teknolojideki gelişmeler her alanda olduğu gibi iletişim teknolojilerindeki gelişmelere de olanak sağlamış; Web 1.0 teknolojisinden Web 2.0 teknolojisine geçiş, izleyici ve okuyucu kitlenin etkileşimine izin vererek iletişim teknolojilerine erişim kolaylığı da sağlamıştır. Bu hızlı değişim medyayı insan hayatının önemli bir parçası haline getirmiş, bireylerin medyayı kullanım oranları da artmıştır.

Bir zamanların sihirli kutusu televizyon, akıllı iletişim araçlarının yanında geleneksel olarak tanımlanıp çoktan “eski” olma konumuna gelmiştir. Hızla gelişen ve değişen bu ortamda bireyin medya ile olan ilişkisi mekândan ve zamandan bağımsız hale gelmiş, aynı zamanda da bu gelişmeler sayesinde izleyici edilgen durumdan aktif duruma geçmiştir. İzleyici artık sadece televizyonun karşısında oturan ve geri bildirim veremeyen alımlayıcı değildir. Yeni medya teknolojilerini kullanarak içeriğe hem katkı sunabilir hem de aldığı içerikleri değerlendirebileciği ortamlara sahip olabilir.

Özellikle genç kuşağın vazgeçilmezi olan bu yeni medya; akıllı telefonlar ve tabletler sayesinde mobil bir şekilde her an, her yerde kullanılmasıyla çağın vazgeçilmezleri arasında her geçen gün daha fazla yerini almaktadır. Üstelik yeni medya ortamlarında herkes; zengin-fakir, eğitimli-eğitimsiz, gelişmiş ya da az gelişmiş coğrafyada bulunup bulunmadıkları fark etmeksizin bilgiye kolayca ulaşabilmektedir. Fakat bu çağ aynı zamanda dezenformasyonu ve daha birçok riski de beraberinde getirmektedir.

Artık medya sadece bilgi aktarımı, iletişim ve etkileşim amaçlarına hizmet etmenin yanı sıra, ticari kar sağlama, algı yönetimi, güç kazanımı, kitlelerin yönlendirilmesi gibi çeşitli amaçları da kolaylıkla sağlayabilmektedir.

Bu nedenle bireylerin medyayı eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmesi, bilgi kaynağının güvenilirliğini ve yararlılığını sorgulayabilmesi elzem durumdadır. Bu durum bireylerin çocukluk çağından itibaren medya hakkında bilinçlendirilmesini gerektirmektedir. Bu da medya okuryazarlığı kavramını ortaya çıkarmıştır.

Medya okuryazarlığı, insanları medya kaynaklarının kullanımı konusunda bilinçlendirerek, medyayı daha etkin ve doğru kullanan bireyler olmalarını sağlamak amacıyla bir uzmanlık alanı olarak tanımlanmış ve bu konuda dünya genelinde pek çok ülkede çalışmalar yürütülerek, ülkelere göre farklılaşmış biçimde seçmeli ya da zorunlu ders olarak okutulmaya başlanmıştır. Ülkemizde ise medya okuryazarlığı 2007-2008 eğitim öğretim yılı ile seçmeli ders olarak müfredata dâhil edilmiştir. Fakat bu durum yeterli olmamaktadır.  Raporlar da göstermektedir ki hem çocuklar hem de ebeveynler değişen iletişim ortamıyla birlikte yeni medya teknolojilerine uyum sağlamakta zorlanmamakta fakat bu teknolojilerin getirebileceği riskleri görmezden gelmektedirler. Bunun en önemli sebeplerinden biri bu risklerin farkında olunmaması olarak gözükmektedir

Bu anlamda risklerin farkında olunması için öncelikle;

Medya okuryazarlığı eğitimi ilkokul çağından itibaren hem çocuklara hem de yetişkinlere zorunlu hale getirilmelidir.

Medya okuryazarlığı eğitiminin sosyal sorumluluk çerçevesinde ele alınarak, her vatandaş için gerekli olduğunun altı çizilmeli ve bu nokta da çalışmalar yürütülmelidir. Medya okuryazarlığından tüm ülke vatandaşlarının haberi olmalı ve her vatandaşın medya okuryazarı becerisine ve yetkinliğine sahip olması sağlanmalıdır.

Medya okuryazarlığı konusunda rehberlik edecek, gerekli bilgileri aktaracak ve yönlendirmelerde bulunacak medya okuryazarlığı merkezleri her ilçede bulunmalıdır.

Medya okuryazarlığını dersini sadece İletişim Fakültesi mezunları vermelidir ve medya alanında çalışan diğer kamu kuruluşlarının, şirketlerin ve sivil toplum örgütlerinin de bu alana yönelik çalışmalar gerçekleştirmesi gerekmektedir

Bu eğitimle amaçlananın bireyleri medyanın zararlarından korumak ya da onları kitle iletişim araçlarından uzaklaştırmak değil, onların medya araçlarına ve içeriklerine karşı eleştirel bakış açısına sahip olması ve bilinçlenmesini sağlamaktır. Bu yüzden medya eğitiminde korumacı yaklaşımdan ziyade, eleştirel ve çözümlemeci yaklaşım tercih edilmelidir.

Sonuç olarak medya okuryazarlığı sadece ders kapsamında verilen bir eğitim programı olmasından ziyade hayat boyu öğrenmenin desteklendiği bir eğitici program olarak sunulmalıdır. Hayatımızın vazgeçilmez bir alanı haline gelmiş olan bu mecranın getirilerini ve götürülerini görmezden gelmek ileride çok büyük kayıplara sebebiyet verecektir. Medya okuryazarlığı, insanları medya kaynaklarının kullanımı ve riskleri konusunda bilinçlendirerek, medyayı daha etkin ve doğru kullanan bireyler olmalarını sağlama amacını taşımasından dolayı bu dersin erken yaşlarda alınması ve hayat boyu devam eden bir öğreti ilkesine dönüştürülmesinin sağlanması medya karşısında daha bilinçli, güçlü ve eleştirel bireylerin yetişmesinin önünü açması açısından önem taşımaktadır.

Bu sayede daha erken yaşlarda ailelerin de desteğiyle medyayı değerlendirme ve analizini yapma, medyayı bilinçli kullanma ve medya mesajlarının farklı kaynaklardan doğruluğunu araştırma konusunda farkındalığı yüksek medya kullanıcıları, yeni mesaj üretme noktasında da daha başarılı medya üreticileri olmalarının yolu açılabilir.

Sevgiyle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülsüm Güney - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?