Gazeteciliğin kuralları; Çalışmak,heyecan,vefa

Pazar günleri; sadece Özgür Kocaeli Gazetesi’nde çalıştığım günlerde çıkan “Pişmaniye Eki” röportajlarım için yazardım.

Bugün Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi'nde çalışmama, günlerden pazar olmasına rağmen kaderde yıllar sonra da olsa yine Özgür Gazetesi'ni yazmak varmış.

Genel Yayın Müdürü Adem Turgut’un “Bu gurur herkese kısmet olmaz” başlıklı yazısını okuduktan sonra yazıp yazmamak konusunda çok düşündüm.

Baba mirasına sahip çıkamadığı için patronken maraba olan, kulvarını ve üslubunu değiştiren, unutan, dostlukları ve vefayı unutan, ilkelerinden vazgeçen, üç yazısından birinde Özgür Kocaeli’yi unutamadığını anlatanlar varken yazmak bana düşmezdi.

Ama gazetecilikte yarım asrı deviren, ilk günkü heyecanla çalışan, “kentin hafızası” olan, tüm yerel gazetelerin “cemaziyel evvelini” bilen gazeteci yanım ağır bastı.

Sevgili Adem’in herkese teşekkür etmesine rağmen gazetenin kurucuları Dündar Çiğit ile Cevat Çetin’i anmayıp unutması dikkatimi çekti.

“19 Eylül 1991’de başlayan yolculuk zaman içinde kentlinin sesine dönüşen muazzam bir süreci yakaladı” cümlesi hocalığımı hatırladım.

Kendilerini medyanın amiral gemisi ilan eden kaptan ve kılavuzuna bir “ağabey” olarak “vefa” sözcüğünün hala Türk Dil Kurumu sözlüğünde yerini koruduğunu paylaşmak istedim.

Gazetenin 30. yılını kutlarken geçmişte gazetecilik yapanların tamamında, bugün gazete patronlarının bir kısmında, çalışanların çoğunda emeği, katkısı, hakkı olan, gazeteciliği öğreten Dündar Çiğit ve Cevat Çetin’i anmamak, 25 yılı yok saymak kimse kusura bakmasın “vefasızlıktır”.

Bir çift söz de gazetenin bugünkü imtiyaz sahibi Recep Haldız’ın da söylediği gibi yeni yönetimle anlaşamadıkları ve kendisini mutlu hissetmedikleri için kendi istekleriyle ayrılanlara söylemek istiyorum;

Dündar Çiğit ve Cevat Çetin, yıllar önce gazeteleri ekonomik sıkıntı sonrası bir şekilde ellerinden alındığında kimseye teslim olmamışlar, zorluklar karşısında yeni çıkardıkları gazete ile yollarına ilk günki saygınlıkla devam etmişlerdi.

Bugün birileri rahmetli Dündar Çiğit ile Cevat Çetin’i hatırlamıyor ve anmıyorsa sorumlusu ne Recep Haldız ne de Adem Turgut’tur.

Tek sorumlu, kendi isteğiyle ayrılmasına rağmen “kovuldum” diyerek gazeteden ayrılanlar, çalıştığı gazetede mutlu olmadığını yazmasa da ima edenler, kentin saygın bürokrat, siyasetçi ve iş inanlarını “kin, öfke, nefret” ile haksız yere eleştirenler, üç yazıdan birinde Özgür Kocaeli Gazetesi özlemini anılarını yazarak bugünüyle değil dünüyle övünenlerdir.

KOGA (Kocaeli Gazetecilik) şirketini kuran Dündar Çiğit ve sevgili Cevat Çetin başta olmak üzere vefat eden tüm çalışanları rahmetle anıyorum.

SONUÇ: Gazetecilik zor olduğu kadar zevkli ve heyecanlı meslektir.

İşini ilk günkü heyecanla severek, doğru yapan saygı ve itibar görür, çaldığı her kapı açılır. Çalıştığı gazetelere Haber ve manşet sıkıntısı çekmez. Çalıştığı gazetelere güç katar, değer kazandırır.

Ama gücünü çalıştığı gazetelerden alanların toplumda gördüğü itibar gazetelerin saygınlığı ve güvenirliği kadardır.

Bugün gazetelerin güven ve itibar kaybetmesinin, gazetecilerin eleştiri sınırlarını aşarak hakaret boyutuna varan kalem kavgalarının nedenini de bundandır.

Mektepli-alaylı, genç-yaşlı, kadın-erkek gazeteciler arasındaki kuşak çatışması ile yazılı-internet gazeteciliği rekabetinin altında da gazetecilerin dayanışma yerine ayrışma algısı yatıyor.

ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN BEYE NASİHATİ

Osmanlı Devleti'nin fikir babası Şeyh Edebali, damadı Osman Bey'e yazdığı mektupta “Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez!.. Geçmişini iyi bil ki geleceğe sağlam basasın! Nereden geldiğini unutma ki nereye gideceğini unutmayasın!” demişti.

İşte o mektuptan bölümler,

“Ey Oğul!.. Beysin, bundan sonra öfke bize; uysallık sana.

Güceniklik bize; gönül alma sana.

Suçlamak bize; katlanmak sana.

Acizlik, yanılgı bize; hoş görmek sana.

Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana. Kem göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana…

Sakın ha kendine takılmayasın ve kendinde boğulmayasın.

İşlerini ehil kişilerle, ehil kişilere danışarak tutasın.

Danışırsan yol alırsın, danışmazsan yolda takılıp kalırsın oğul.

Oğul! Güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin; ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen, sabah rüzgarında savrulup gidersin…

Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın.

Azminden dönmeyesin.

Çıktığın yolu, taşıyacağın yükü iyi bil.

Her işin gereğini vaktinde yap.

Öfke ateş, öfke afet, öfke şeytandır oğul...

Sabırsız olmaz oğul.

Sabırsız menzile varılmaz.

Vazifen çetin, yükün ağırdır oğul…

Oğul, açık sözlü ol!

Her sözü üstüne alma, gördüğünü söyleme, bildiğini bilme, sözünü unutma, sözü söz olsun diye söyleme…”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?