Bir velinin 'sorumsuzluğu!' eğitimcilerin keyfini kaçırdı

 Milli Eğitim İl Müdürü Fehmi Rasim Çelik, 2020-2021 Eğitim Öğretim yılının ilk zilini önceki gün 28 Haziran Ortaokulu’nda çaldı, öğretmenlerle İstiklal Marşı’nı okudu.

Öğretmenlerin okulda, öğrencilerin evlerinden takip ettiği EBA (Eğitim Bilişim Ağı) uzaktan eğitim canlı yayınına katıldı.

“Öğrencisiz sınıflarda ders yapmaya alışık değiliz. Öğrencilerimizi özledik” diyen öğretmenleri moralli ve istekli olduklarını gördü.

Canlı yayında öğrencilerin “Okulları açın artık” çığlıklarını duyduktan sonra özgüveni arttı.

21 Eylül’de açılacak okullarda öğretmen ve öğrencilerin “Sosyal Mesafe, Maske ve El Temizliği” kurallarına uymak koşuluyla “Yüz yüze eğitime” hazır olduklarına inandı.

Rasim Hoca’dan ilk gün izlenimlerini dinledikten sonra “160 gün aradan sonra Rasim Hoca başta olmak üzere herkes yeni güne, yeni haftaya, yeni eğitim öğretim yılına keyifli, moralli ve mutlu başladı” diye yazdım.

Allah var, İl Müdürü Rasim Çelik, okulların açılması için çok ama çok çaba harcadı.

Koronavirüs (Covid-19) salgını devam ederken 23 Mart’tan bu yana kapalı okulları 7/24 özveriyle çalıştı.

Teşekkürü de takdiri de alkışı da fazlasıyla hak etti.

Ama akşam saatlerinde aldığı bir bilgi moralini bozmanın, keyfini kaçırmanın ötesinde çok üzdü.

Nasıl üzülmesin ki, nasıl morali bozulmasın ki?

Pazar akşamı hastaneye “Covid” şüphesiyle giden, temografisi çekilen, akciğerlerinde bazı bulgulara rastlanan, pazartesi günü sürüntü alınacağı söylenen bir veli 8. sınıftaki çocuğunu okula kursa göndermiş.

Çocuğunu okula gönderen o annenin pazartesi sabahı alınan sürüntü sonucu akşam saatlerinde “pozitif” çıkmış.

Anne evinde bir odada karantinaya alınırken ilaçları verilerek tedavisine başlanmış.

Eşi ve çocukları ise temas etmeden aynı evde yaşamlarını kontrol altında sürdürüyorlarmış!

Allah’tan ilkokullar için yüz yüze kurs yapılmadığından 3. sınıfa giden diğer çocuğu evde kalmış.

Rasim Hoca; günlerdir aldığı önemlere, düzenlediği toplantılarda yaptığı uyarıların sorumsuz bir veli yüzünden boşa gitmesine mi üzülsün?

Aylardır Cumhurbaşkanı, Bakanlar, Bilim Kurulu üyeleri, bilim insanlarının açıklamalarının dikkate alınmamasına mı kahrolsun?

Vali Seddar Yavuz’un koronavirüs ile ilgili uyarılarının umursanmamasına mı kafayı taksın?

Annesinin testi pozitif çıkan öğrencinin aynı sınıfı paylaştığı 6 arkadaşının durumunu mu dert edinsin?

Koronavirüs belirtileriyle hastaneye giden, sürüntüsü pozitif çıkacağı tahmin edilen bir velinin çocuğunu okula göndermesine mi öfkelensin?

Söyleyin ne yapsın?


VELİNİN SORUMSUZLUĞU

Koronavirüs (Covid-19) salgınının görüldüğü Mart ayından buyana yetkililer her türlü önlemi alıyor.

Tüm camilerde 5 vakit okunan ezanın ardından, “Kontrollü normal hayata dönüldü. Rehavete kapılmayın” anonsları yapılıyor.

Milli Eğitim Bakanlığınca ayrı ayrı hazırlanan “Öğrenci ve Veli Bilgilendirme Rehber” kitaplarında kimin nasıl hareket etmesi gerektiği kısa, net ve herkesin anlayabileceği şekilde yazıyor.

Öğretmenlerin rehber, öğrencilerin anne ve babalarını uyarma konusunda etkili ve başarılı olduğunu biliyorum.

Ama televizyon ekranlarından izlediğimiz, gazete sayfalarında okuduğumuz haberlerde “sosyal mesafe ve maske” kurallarına uymayan sorumsuzların kural tanımaz davranışlarına ne demeli?

Öğretmenlerin bilgilendirilmesi, öğrencilerin eğitilmesi yetmiyor.

65 yaş ve üstünün evde tutulurken sokaklarda “serseri mayın” gibi dolaşanlar ders almıyor.

Sosyal mesafe, maske ve temizlik kurallarına uymak, uygulamak işlerine gelmiyor.

Hepsini anlıyorum da, covid-19 hasta şüphelisi olduğunu bile bile annenin aynı evi paylaştığı çocuğunu okula göndermesini anlayamıyorum!

Hadi okul arkadaşlarının ve öğretmenlerinin sağlığını önemsemedi diyelim, kendi çocuğunun sağlığını da mı hiç düşünmedi?

Bile bile, sonucunu tahmin ede ede çocuğunu okula gönderen annenin sorumsuzluğunu bir türlü düşünemiyor, kabul edemiyorum.

Elimden “Keşke test sonucunu bekleseydi de ondan sonra okula gönderip göndermeyeceğine karar verseydi” demekten başka bir şey gelmiyor.

Eğitimin paydaşları öğrencileri, öğretmenleri ve duyarlı velileri koronavirüs salgınına karşı uyarmayı başardık.

Ama koronavirüs şüphesiyle hastaneye giden, potansiyel koronavirüs hastası olabileceği söylenen sorumsuz velilere hala olayın ciddiyetini, sorumsuzluğunun kimleri olumsuz etkileyebileceğini anlatamamışız.

Bir anne; çocuğu başta olmak üzere arkadaşlarının ve öğretmenlerinin sağlığı konusunda bu kadar sorumsuz, bu kadar duyarsız, bu kadar ilgisiz, bu kadar rahat olabilir mi?

Bilerek ya da bilmeyerek de olsa koronavirüs şüphelisi olarak hastaneye giden, test için sürüntü alınacağı söylenen bir anne çocuğunu okula hem de zorunlu olmadığı halde nasıl gönderir, böyle bir hatayı nasıl yapar?

Çocuğunun arkadaşlarını, öğretmenlerini, okul idaresini, milli eğitim yöneticilerini nasıl panik ve korku yaşamasına neden olan annenin sorumsuzluğunu kabul edemiyorum.

O annenin sorumsuzluğu, çocuğunun sınıfındaki 6 arkadaşının da okula gitmesine ve açılan “Destekleme ve Yetiştirme Kursları”nda yüz yüze telafi eğitimi almasına engel oldu?

Koronavirüs şüphelisi olduğunu bile bile bir annenin sorumsuzca davranıp çocuğunu okula göndererek arkadaşlarının eğitim-öğretim hakkını sorumsuz engellemeye hakkı yok!

 BAKANDAN VELİLERE

Koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadele adeta “seferberlik” ilan edilirken Milli Eğitim Bakanlığı hazırladığı “Öğrenci ve Veli Bilgilendirme Rehber” kitaplarında bakın velileri nasıl uyarmış;

“Bu kez desteğinize ihtiyacımız var. Süreci hep birlikte atlatacağız. Aslında bildiğiniz hususları ailenizin ve öğrencilerimizin sağlığı için hatırlatmak ve vurgulamak istedik. Doğru ve güvenilir kaynaklardan bilgi edinerek salgın hastalıklar konusunda öğrencimizi bilinçlendiriniz. Çocuğunuzun sağlık durumunu takip ediniz. Yüksek ateş, öksürük ya da başka bir hastalık belirtisi varsa idareyi bilgilendirerek okuluna göndermeyiniz. Mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurunuz.”

Tamam da kendi sağlığını kontrol edemeyen, umursamayan, sorumsuzca hareket eden bir veli çocuğunun rahatsızlığıyla nasıl ilgilenecek?

Öyle anlaşılıyor ki, çocuklardan önce bu durumdaki sorumsuz anne ve babaları bilgilendirmek gerekecek.

Hadi anne ve baba sorumsuzca davrandı, çocuğu okula göndermeye kalktı.

Annesinin bir gün önce özel bir hastaneye koronavirüs şüphesiyle gittiğini,

Bilen sekizinci sınıftaki çocuk, Öğrenci Bilgilendirme Rehber” kitabında, “Okula gitmeden önce ateşimi ölçtürür ve ateşimin yüksek olmadığından emin olurum.  Eğer kendimi halsiz ve hasta hissediyorsam bu durumu ailemle paylaşırım” yazılanları hatırlayıp okula gitmemesi gerekmez miydi?


TATİL DÖNÜŞÜ ARTTI

2020-2021 Eğitim Öğretim yılının ilk zilinin çalması, öğretmenlerin okullarda canlı EBA uzaktan eğitim derslerine başlamasıyla birlikte öğretmenlerde izin dönüşü koronavirüs vakalarının arttığı konuşuluyor.

Önceki gün konuştuğum Milli Eğitim Müdürü Fehmi Rasim Çelik, “Tatilden ve izinden dönen öğretmenlerimiz okulda sınıflara girmeden önce hastanelere giderek koronavirüs testi yaptırsınlar negatif raporu aldıktan sonra okullara gitsinler. Test sonuçları pozitif çıkan öğretmen arkadaşlarımız karantina sürecini tamamlayana kadar evlerinde ya da hastanelerde tedavilerini aksatmadan tamamlasınlar” dedi.

Hep söylüyorum.

Koronavirüsün (Covid-19) şakası yok. Cinsiyet, meslek, ırk, kadın erkek ayırımı yapmadan kime nerede ne zaman bulaşacağı bilinmiyor.

Kendilerine yüzlerce çocuk emanet edilen öğretmenlerimizin herkesten

Daha dikkatli olması, özverili çalışması gerekiyor.

SONUÇ: Dünyayı ve Türkiye’yi tehdit eden, insanların aşını ve işini kaybetmesine, yaşamlarını yitirmesine neden olan koronavirüsün şakası yok.

Kime nerede ve nasıl bulaşacağı bilinmeyen sinsi ve seri hareket eden koronavirüs salgınına karşı uyanık olmaz, uyarılara kulak asmazsak sonuçlarına da katlanmaya hazır olalım.

Sorumsuz, duyarsız ve ilgisiz hareket eden, koronavirüs testinin pozitif çıkacağını bile bile çocuğunu okula gönderen annenin çevresine verdiği zararın affedilir yanı yok.

“Sosyal mesafe, maske ve temizlik” kurallarına uyalım, en küçük bir belirti görüldüğünde doktora gidelim, okulların açılıp açılmayacağının tartışıldığı bugünlerde “kara propaganda” yaparak algı oluşturmaya çalışanların ekmeğine yağ sürmeyelim.


HİMMET COŞKUN ÇAKIR SAYGIN BİR EĞİTİMCİYDİ

 Okullarda ilk zilin çaldığı pazartesi günü, Şehit Özcan Kan Fen Lisesi Müdürü Ali Paşa Naipoğlu 1995 yılına ait bir fotoğraf gönderdi.

Fotoğraf 1995 yılı bir bayram töreninde çekilen fotoğrafta; dönemin Valisi Kemal Nehrozoğlu, 15. Kolordu Komutanı Korgeneral Nahit Şenoğul, İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı Sefa Sirmen, Milli Eğitim İl müdürü Himmet Coşkun Çakır ve Atılım Lisesi Müdürü Alipaşa Naipoğlu var.

25 yıl önce çekilen fotoğrafa bakarak o günleri hatırlamaya çalışırken yöneticiliğini takdir ettiğim, öğretmenliğini örnek gösterdiğim Ali Paşa aradı.

“Sayın Hocam, iyi akşamlar. Himmet Beyi kaybettik” diyerek acı haberi paylaştı.

Kızı, Kocaeli Valiliğinde çalışan Ebru Güner’i aradım, Himmet Beyin vefatına üzüldüğümü söyleyerek başsağlığı ve aileye sabırlar diledim.

İyi ve sağlam Trabzonluydu. Hemşerilerini, yakınlarını, dostlarını, sevdiklerini, değer verdiklerini arar, sahip çıkardı.

Kimseyi üzmemeye özen gösterir, sorunlara formül bulma ve çözme konusunda da başarılı olurdu.

Kocaeli’de geniş ve saygın bir çevre edindi.

Ortak dostlarımız ve anılarımız oldukça fazlaydı.

1998 yılında emekli olduktan sonra Bursa’ya yerleşti.

4 kız babasıydı. Son günlerde yakalandığı hastalıktan kurtulamadı.

76 yaşında yaşama veda etti.

Himmet Coşkun Çakır’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhu şad olsun. Nurlar içinde yatsın.

Eşi, kızları ve yakınlarının başı sağ olsun, Allah sabırlar versin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?