Ali Korkmaz'a geçmiş olsun

Siyasette dürüstlüğü, başarılı çalışmalarıyla tanınan değerli dostum, sevgili kardeşim, başarılı eğitimci Ali Korkmaz isteseydi bugün çok farklı yerlerde ve görevlerde olurdu.

Ama siyaset değil eğitimcilik yanı ağır basınca BİLNET Okullarını kurarak eğitime kalite getirdi.

Öğrenciler, velileri ve öğretmenler "Ali Korkmaz" adının eğitime yeni bir "nefes ve anlayış" kazandırdığı konusunda birleşti.

Kayıt dönemlerinde öğrenci ve velileri tarafından tercih edilmesi, mezunlarının hayallerindeki okullarda okuma başarısı göstermesi "BİLNET Okulları" yöneticileri ve öğretmenleri kadar Ali Korkmaz'ın performansı olarak anılmaya başladı.

Arkadaşlar telefonda, "Ali Korkmaz" deyince aklıma ilk gelen LGS ve YKS sonuçlarının açıklandığı, kayıt ve tercih süreçlerinin başladığı bugünlerde BİLNET Okulları geldi.

Devamını dinleyince, sitelerde haberleri okuyunca ilk işim Sevgili Ali Korkmaz'ı aramak, 'geçmiş olsun' demek oldu.

Telefonla konuşurken saygın bir iş insanı, hayırsever bir vatandaş, başarılı ve deneyimli bir eğitimci olarak kendisini "eğitime adamış" Ali Korkmaz'dan ne istediklerini düşündüm.

Merak ettiğim sorunun cevabını, Sevgili Ali Korkmaz verdi.

Kadınlara taciz, darp, öldürme olaylarının tartışıldığı günümüzde karıncayı incitmemeye özen gösteren Ali Korkmaz'a yapılanları nereye koyacağız?

Hele hele tehditle yola çıkan, ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşırken, kime nerede ve ne zaman zarar verecek olanları nasıl ıslah edeceğiz, topluma kazandıracağız?

Yeri gelmişken; kadın-erkek kime olursa olsun nereden gelirse gelsin cinayetin, darbın, tacizin, kısaca şiddetin her türlüsüne karşıyım, yapanları lanetliyorum.

Sevgili Ali Kormaz'ı rahatsız edenleri, silahla tehdit edenleri "Allah’a ve Adalete" havale etmiyorum.

Adaleti temsil edenlerin, hukuku savunanların, dil, din, cinsiyet, zengin fakir ayırımı yapmadan özgürce yaşamak isteyen herkesin haklarını korumaya, görevlerini yapmaya çağırıyorum.

Değerli dostum, sevgili kardeşim Ali Korkmaz'a bir kez daha "geçmiş olsun" diyorum.

Kocaeli Milli Eğitim Müdürlüğü 400 bine yaklaşan öğrencisi, 30 bin civarında öğretmeniyle büyük ve saygın bir aile.

Müdür Fehmi Rasim Çelik ve ekibi öğrencilerin eğitim-öğretimlerini daha modern ve yeni okullarda yapabilmesi için özveriyle çalışıyor.

Depremde hasar gören okullar güçlendirilirken diğerlerinin eksiklerini gideriyor.

Pandemi sürecinde Mesleki ve Teknik Okullarda dezenfektan, maske, tulum, kolonya üretimi yapmaları teşvik edilirken maddi ve manevi her türlü desteği veriyor.

Başarılı orkestra şefi sayesinde nasıl ki farklı enstrümanlardan çıkan ses hayranlık uyandıran bir müziğe dönüşüyorsa, Rasim Hoca'nın öngörüleri ve önerileriyle Kocaeli'deki eğitimcilerle öğrencilerin farklı beceri ve yetenekleri başarıya dönüşüyor.

LGS ve YKS'ye giren öğrencilerin soruları sağlıklı ortamda çözmeleri için sosyal mesafe, maske ve temizlik dahil her türlü sağlıklı ve huzurlu bir ortam hazırladı.

Başarı çıtasını daha yukarılara çıkaran performansı ve hayata geçirdiği farkındalık yaratan sosyal projeleri 80 il müdürlüğüne örnek gösterildi.

Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere bakanların ve valilerin takdir ettiği, tüm parti yönetici, milletvekili ve belediye başkanlarının övgüyle bahsettiği Rasim Hoca ve ekibi bir türlü yerel medyaya "yaranamadı".

Pandemi ve ekonomi sıkıntıya rağmen deprem hasarlı okulların güçlendirilmesi yapılamazken, güçlendirme yapılan okul binalarında 7/24 kontrol mühendisi gibi çalışması gazetecilerin dikkatini çekmedi.

Kentimizdeki gazeteciler; Rasim Hoca'nın eğitimde kaliteyi arttırmak, başarı çıtasını yukarılara çıkarmak için aldığı kararlara, hayata geçirdiği projelere yer vermezken eğitimcileri itibarsızlaştırmak için doğru-yanlış ne kadar haber, dedikodu varsa yazmak için sıraya girdi.

Okul güçlendirmeleri sırasında çıkan gürültüden rahatsız olan mahalle sakinlerinin CİMER'e şikayetlerini paylaşmayacağım.

Verdiği parayla anaokulu bile yapılamazken, adının okul tabelasına yazılmasıyla yetinmeyip diğer alanlara yakınlarının adının yazılmasına karşı çıkılmasına tepki gösterenlerin tavrını anlatmayacağım.

Uzağa gitmeden, son günlerde eğitimcileri itibarsızlaştıranları yazacağım.

Bir: Kayıt döneminde müdür bey kapıyı 10 binden açıyor.

İki: Kocaeli Milli Eğitimde Kazan Kaynıyor.

Üç: Kocaeli Milli Eğitimde Büyük Skandal.

Önümüzdeki günlerde daha neler okuyacağız bilmiyorum ama eğitimcileri itibarsızlaştırmak adına ne özellikle kayıtlarla ilgili istediğini elde edemeyen, yasal olmayan işini yaptıramayanların gerçeği yansıtmayan şikâyetlerini haber olarak okuyacağız.

Kimin neyi yazacağına karışacak değilim.

Yapılan ihbar ve şikâyetleri gazetelerinde ya da sitelerinde neden yazdıklarını da sorgulamak haddime değil.

Eleştiri bir övgü olmadığına göre elbette yanlışların, hataların, usulsüzlüklerin yazılması gazetecinin görevidir.

Ama gazetecinin bir diğer görevi ve haberciliğin olmazsa olmazı; haberin "Gerçek, güncel, kamu yararı olması ve masuniyet karinesi kuralına uyulmasıdır".

Verdiğim 3 örnek hem güncel hem kamu yararı var.

Başlık, anlatış ve sunuş gerçek değil.

Masuniyet karinesine uymak yerine, "Haberde adı geçen kişiyi ben arayacağıma yazdıktan sonra yanlış varsa o beni arasın. Söylediklerini yazar, kamuoyu da doğrusunu öğrenir" mantığıyla hareket edilmiş.

Kaldı ki, ben dahil hiç bir gazeteci, hele hele araştırmadan, gerçekliğinden emin olmadığı, kulaktan dolma bilgilerle haber yaparken "Kocaeli Milli Eğitimde Kazan Kaynıyor" ya da "Kocaeli Milli Eğitimde Büyük Skandal" gibi başlıklar atmak doğru değil.

Haber doğru bile olsa bir kişinin hatasından tüm camiayı sorumlu tutmak ve büyük ve saygın bir aile olan eğitimcileri itibarsızlaştırmak haksızlık olur.

Rasim Hoca ve ekibi özverili çalışmalarıyla, performansıyla, projeleriyle Türkiye'ye örnek gösterilirken, haberi yapanlar birazcık araştırmış olsalardı

"skandal" dedikleri haberin gerçeğini öğrenir, yazdıkları haberle kendilerinin skandala imza attıklarını görürlerdi.

Ya da "Eğitimde kazan kaynıyor" iddiasıyla yapılan haberle ilgili haber kaynakları yerine yetkililere başvurulmuş olsaydı, soruşturmanın Mart ayında başladığını, devam ettiğini, sadece Şube Müdürü Gülcan Çimen'in Çayırova'ya gönderildiği kısmının gerçeği yansıttığı bilgisine ulaşırlardı.

SONUÇ: Gerçeği yansıtmayan iddialı başlıklarla eğitimcileri itibarsızlaştırmak için yarışan internet siteleri keşke "Marifet İltifata Tabidir" diyerek Kocaeli'de birçoğu ilk olmak üzere hayata geçirilen, bakanlık tarafından 80 il müdürlüğüne örnek ve model olarak gösterilen sayısız projeleri, LGS ve YKS'de Türkiye şampiyonu olan öğrencilerin başarılarını da görüp haber yapsalardı! Kolaycılığı seçmek yerine emek harcayarak, araştırarak gerçekleri yazsalardı!

Eğitimcileri, gerçeği yansıtmayan haberlerle "itibarsızlaştırmak" yerine "Marifet İltifata Tabidir" diyerek başarılarını, özverili çalışmalarını, projelerini yazmak için yarışın!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?