Başkan Hürriyet ve "Fethiye Caddesi"

İzmit'i, 16 aydır milletvekilliğini bırakıp 31 Mart 2019'da Belediye Başkanı seçilen Av. Fatma Kaplan Hürriyet yönetiyor.

O tarihten bu yana İzmit Belediye Başkanlık koltuğunda CHP'li Fatma Hanım oturuyor.

"Gülümse İzmit" sloganıyla seçim kazanan Fatma Hanım'ın gençler ve kadınlar başta olmak üzere herkese dokunma konusunda samimi olduğunu biliyorum.

Ama "Şeffaf ve Ulaşılabilir Başkan" olmak yerine "Ketum ve İçe Kapalı" bir yönetim sergilemesini AK Partililer başta olmak üzere CHP'liler dahil herkes eleştiriyor.

İzmit'in sembollerinden Fethiye Caddesi’ni güzelleştirmek için halkoyuna sunulan, İzmitlilerin oylarıyla kabul edilen 52 No’lu projenin hayata geçirilip geçirilmeyeceği gibi…

Bugün, 16 aydır İzmit'i yöneten Başkan Hürriyet'in performansından, yaptıklarından ya da yapmadıklarından, sevindirdiklerinden ya da üzdüklerinden bahsetmeyeceğim.

Eleştiriye tahammül edemeyen, basına mesafeli olan Fatma Hanım ile ilgili CHP kulislerinde konuşulanları da anlatmayacağım.

1 Temmuz'da 'şova' dönüştürdüğü "Fethiye Caddesi Yeniden Düzenleme Projesinin" hangi aşamada olduğunu yazacağım.

Projenin tanıtım toplantısında "Fethiye Caddesi’nde alt yapı sorunumuz var" demesine rağmen İSU, Telekom, SEDAŞ, İZGAZ yetkilileri ile resmi yazışmalar yapılıp yapılmadığını paylaşacağım.

Proje ile ilgili Fethiye Caddesi esnafı dahil İzmitlilerin merak ettiği sorulara cevap arayacağım.

PROJE RAFA MI KALKTI?

Geliniz; Başkan Hürriyet'in, "Cedit Kentsel Dönüşüm Projesinde" olduğu gibi "Fethiye Caddesi Yeniden Düzenleme Projesinde" de havlu atıp atmayacağına göz atalım.

"Yürüyüş Yolu, Halkevi Meydanı, Fuar Alanı" projeleriyle ilgili "Bu projeleri yapmak istiyorum ama Büyükşehir yaptırmıyor" dediği gibi siyasi manevra mı yapacağına bakalım.

Bana öyle geliyor ki "Fethiye Caddesi Yeniden Düzenleme Projesi" de alt yapı gerekçe gösterilerek ötelenecek, belki de rafa kaldırılacak.

Nereden mi biliyorum?

Bir: Fatma Hanım, 1 Temmuz'da projeyi tanıtırken “Fethiye Caddesi’nde alt yapı sorunumuz var. İSU, Telekom, elektrik ve doğalgaz gibi birçok kurumun el atması gerekiyor. İSU Genel Müdürü Ali Bey ile bir görüştük, programa almaları için yazılı talepte bulunmamız istendi. Büyükşehir Belediyesi ile yürüyüş yolu kot farkını görüşeceğiz" demişti.

İki: Bugüne kadar İSU Genel Müdürlüğüne, Fethiye Caddesi altyapısı ile ilgili resmi yazı yazılmadı.

Üç: Yürüyüş Yolu projesi, önümüzdeki günlerde başlayacak ama Fethiye Caddesi ile olan kot farkını sıfıra indirmek için Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin kapısı çalınmadı.

Dört: SEDAŞ ve İZGAZ yetkilileri ile Fethiye Caddesi’ndeki hatların deplasesi ya da projeye göre düzenlenmesi için telefon görüşmesi bile yapılmadı.

Beş: İzmit Belediyesi Bütçesinde "Fethiye Caddesi Yeniden Düzenleme Projesi" ile ilgili ödenek olmadığı gibi projenin ne zaman ihaleye çıkarılacağı da belli değil.

Altı: "Büyükşehir'den planlarını alabilirsek buranın alt yapısını ben yapacağım. Paraysa para. Burayı yapacağım. Ama zaman veremiyorum. Kısım kısım yapılmasını sağlayacağız" demesine rağmen 'tık' yok.

Yedi: Jüri değerlendirme sonuçlarının ilanından sonra 30 gün içinde ödeneceği duyurulan 3 adet 30'ar bin TL ödül, 3 adet 15'er bin TL mansiyon ödemelerinin yapılıp yapılmadığı da bilinmiyor.

Sekiz: Anlayacağınız ortada ödül kazanan proje dışında hiç bir çalışma yok. Fatma Hanım yarın çıkıp, "Alt yapı çözülmeden projeyi uygulayamıyoruz" deyip topu Büyükşehir ve İSU'ya atarsa şaşırmam.

SONUÇ: İzmit Belediye Başkanı Hürriyet ne zaman başlayacağı bilinmeyen Fethiye Caddesi projesinden bahsediyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükakın önümüzdeki aylarda Yürüyüş Yolu projesine start verecek. İSU Genel Müdürü Sağlık, Alemdar Caddesi’nde 1400 ve 1600'lük yağmursuyu hattı dahil 45 gün sürecek alt yapı çalışmasına bugün başlıyor. 3 ayrı kurum birbirine bağlantılı 3 ayrı yerde farklı proje yapacak. Tahir Hoca ve Fatma Hanım'a önerim; Cedit Kentsel Dönüşüm’de olduğu gibi Fethiye Caddesi ile Yürüyüş Yolu projelerinde bütünlük sağlamak adına ortak alt yapı projesi hazırlayın.


 OKULLARIN AÇILMASI YETMEZ... ÖĞRENCİ VE VELİLERİ TEDİRGİN

18 milyon öğrenci, aileleri, öğretmenleri ve paydaşlarıyla yaklaşık 50 milyon bugünlerde yetkililerden okullarla ilgili kesin açıklama bekliyor.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 13 Mart'tan bu yana kapalı olan okulların 31 Ağustos'ta açılacağını açıklasalar da anne ve babalar tedirgin…

Koronavirüs gölgesinde açılacak okullarda, eğitim-öğretimin sağlıklı yapılacağı konusunda endişeli.

Toplu taşıma araçları dahil okullarda sosyal mesafe, maske ve temizlik kurallarına uyulamayacağını düşündüğünden korku ve panik yaşıyor.

Okulların açılmasına sayılı günler kala önce küçük bir anket yapalım.

Soru: "En sıkıntılı, en zor konumda, en sorunlu, en sorumlu, en kararsız, en çok tartışılan bakanlık hangisi?"

a) Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı

b) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

c) Dış İşleri Bakanlığı

d) İçişleri Bakanlığı

e) Maliye ve Hazine Bakanlığı

f) Milli Eğitim Bakanlığı

g) Milli Savunma Bakanlığı

ğ) Sağlık Bakanlığı 

h) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

Sizleri bilmem ama benim cevabım; ekonominin kötü gitmesine, Koronavirüs salgınına, işten çıkarmalara, içte ve dışta verdiğimiz şehitlere rağmen, "Milli Eğitim Bakanlığı".

En tedirgin, en huzursuz, en kararsız bakan ise "Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk".

Ziya Hoca’nın ruh hali bana, Osmanlı'nın son döneminde (1911) bir dost meclisinde "Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim" diyen Maarif Nazırı Emrullah Efendi'yi hatırlatıyor.

Eminim Ziya Hoca da bugünlerde yakın çevresine "Şu Koronavirüs salgını nereden çıktı? Okullar öyle ya da böyle yönetiliyordu. Keşke milli eğitim bakanlığı koltuğunda oturuyor olmasaydım" diye yakınıyordur.

Sayın Bakan, Koronavirüs (Covid-19) salgın vakasının görüldüğü ilk günden buyana büyük riskler ve sorumluluklar aldı ama yetmedi.

Son günlerde yaptığı farklı ve çelişkili açıklamaları tekrarlayarak velilerin kafalarını iyice karıştırdı.

Derin bir ‘oh’ çekip rahat nefes alacakları yerde, karamsarlıkları ve umutsuzlukları daha da arttı.

Allah kimseyi Ziya Hoca'nın içinde bulunduğu ruh hali, öğrenci ve velilerinin yaşadıkları korku ve panikle sınamasın! Amin.

OKULLAR AÇILACAK

Gelelim asıl konumuz; " Okullar açılacak mı?" sorusunun cevabına.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un 81 ile gönderdiği "Okullar 31 Ağustos 2020'de açılacak, 18 Haziran 2021'de kapanacak" genelgesine bakılırsa okullar 31 Ağustos'ta açılacak.

Tamam da, mesele okulların ne zaman açılacağı, eğitim-öğretim takviminin nasıl olacağı değil.

Asıl mesele; Koronavirüs salgınının sürdüğü, vaka sayılarının artacağı endişesi yaşandığı, ikinci dalga iddialarının konuşulduğu bir ortamda 31 Ağustos'ta açılacak okullarda eğitim-öğretimin nasıl yapılacağı…

Okullar açılsa da eğitim-öğretimin sağlıklı olacağı inanmıyorum, kesintisiz devam edip etmeyeceği konusunda endişeliyim.

Kaldı ki benim gibi milyonlarca öğrenci ve velilerinin cevabını beklediği onlarca soru var.

Bir: Büyükşehirler başta olmak üzere yaklaşık 100 bin okulun bulunduğu ülkemizde okul ve derslik sıkıntısı yaşanırken sınıflarda oturma düzeni nasıl sağlanacak?

İki: Küçük yaş gruplarının devam ettiği kurumlar başta olmak üzere okullarda temizlik kurallarına nasıl uyulacak?

Üç: Normal zamanlarda okullarda sıkıntısı yaşanan yardımcı personel eksikliği salgın döneminde nereden sağlanacak, nasıl giderilecek?

Dört: Okul giriş ve çıkışlarında, teneffüslerde, sınıflarda sosyal mesafe nasıl korunacak?

Beş: Servis ve toplu taşıma araçlarını kullanan öğrencilerin okula gidiş ve eve dönüşlerinde önlemler hangi personel ve araçlarla alınacak?

Altı: 2019-2020 ikinci yarıyılda ders yapılmayan okullarda ilk yarı yıl zayıfı olan öğrencilerin telafi eğitimi ne zaman nasıl yapılacak?

Yedi: 31 Ağustos'tan sonra koronavirüs tanısı konan öğrenci ya da öğretmenin görevli olduğu sınıf ve okul karantinaya alınırsa eğitim-öğretim nasıl sağlıklı devam edecek?

Sekiz: Deprem senaryolarının konuşulduğu bugünlerde hasarlı olduğu belirlenen ve güçlendirilmesi kararı verilen okullar da açılacak mı?

Dokuz: Lise 12. sınıfa geçen öğrenciler için 20 Temmuz-28 Ağustos tarihlerinde okulda ücretsiz destekleme ve yetiştirme kursları açılmasına rağmen katılım yüzde 3-5'te kaldı. Bazı il ve ilçelerde sıfır olduğu dikkate alındığında devam nasıl sağlanacak?

On: Ankara, İstanbul başta olmak üzere vaka sayıları artan illerde farklı bir takvim uygulanırsa öğrenciler LGS ve YKS'ye aynı koşullarda mı girecek?

On bir: Milli Eğitim Bakanı ve bakanlık yetkilileri üzerinde çalıştıklarını söyledikleri öne çıkan 4 farklı senaryodan hangisinin uygulanacağına ne zaman karar verecek?

On iki: Herkesi tedirgin eden onlarca sorunun cevabı verilmezken okulda ya da okul yolunda Koronavirüse yakalanan çocuktan kim sorumlu olacak?

On üç: Okulların açılmasına sayılı günler kala "felaket tellallığı" yaparak, korku ve paniğe neden olan bilim insanlarıyla siyasilere kim "dur" diyecek?

SENARYO ÇOK AMA

Açıklamalara bakılırsa, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un önceliğinin okulları 31 Ağustos’ta açmak ve bu konuda hazırlık yaptığını biliyoruz.

Birinci senaryo: Uzaktan eğitim. Okulların açılmaması durumunda öğrenciler canlı sınıf uygulamaları üzerinden eğitim alacak.

İkinci senaryo: Yüz yüze eğitimin ağırlıkta olduğu hibrit model. Haftalık 40 saatlik dersler 20 saate indirilecek. Sınıflarda öğrenci sayısı azaltılacak. Öğrenciler bölünerek pazartesi-çarşamba-cuma ve salı-perşembe-cumartesi okula gidecek.

Üçüncü senaryo: Okulların şehir bazlı açılıp açılamayacağına ilişkin. Okullar şehirlere göre açılırsa diğer şehirlerin telafi programları nasıl ayarlanır, öğretmen eğitimleri nasıl çalışılır?

Dördüncü senaryo: Okulların hiç açılmaması, tamamen uzaktan eğitimle sürecin devam ettirilmesi.

SONUÇ: Okullar 31 Ağustos'ta ister açılsın, ister açılmasın vatandaşın tek düşündüğü sağlık... Okulların korku ve panik altında açılması kimseye faydası olmayacaktır. Hele hele ders saatinden önce ve teneffüslerde sürekli sosyal mesafe, maske, temizlik kurallarını hatırlatan sesli anonsların yapılacak olması öğrencilerin moralini bozacak strese sokacaktır. Anlayacağınız,  sinsi ve seri virüsün salgının seyrini nasıl değiştireceği konusunda veri yok ama endişe çok.


# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Öğretmen - Kafasına göre öğretmen alabilen başka okullardaki çocukların hakkını hukukunu gözetmeden Başka okulun kadrolu öğretmeni kendi okuluna görevlendirilen İlk 1000 de öğrencisi olmayanlar bunu nasıl açıklayacaklar Kadrosu okulda olanı başka yere görevlendiren okul müdürleri

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Ağustos 12:03


Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?