İndirimler sizin, haklar bizim olsun

Türkiye’ye öncelikle Kadınlar Günü’nün neden var olduğunu binlerce kez hatırlatmak gerekiyor sanırım.

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York eyaletinde 40 bin dokuma işçisi ‘daha iyi çalışma koşulları istemiyle’ fabrikada greve başladı. Fakat polislerin müdahalesi sonucunda işçiler fabrikada kilitli kaldı ve o an tarihin en acı verici insanlık dramlarından biri daha yaşandı. Fabrikada çıkan yangında işçilerin kurulan barikattan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi.

Bugün, 129 kadının acısının yıldönümü. Bugün emekçi kadınların günü, bugün kadın emeğinin fark edilme günü, bugün kadın varlığını bir kez daha anlamanın günü. 

Aslında her gün yapmamız gerektiği gibi bugün de ülkemizde kadınların istihdam alanlarına yönelik yapılması gereken çalışmaları konuşmamız lazım.  

Kimi zaman görünmez engel olup üzerimize yağan baskıyı kimi zaman da alenen “kadınsın yerini bil” zırvalarını nasıl yeneceğimizi düşünmemiz lazım.

İşte, okulda, sokakta, evde kadın varlığını sorgulattırmadan nasıl kabul ettirebiliriz diye konuşmamız lazım.

Kadınlara eşit temsil, eşit ücret ve eşit çalışma alanları yaratmak lazım.

Yani bizim bugün süslü paketlerde hediyelere, yüzde 50’ye varan şok indirimlere, güllere, altınlara ihtiyacımız yok.

İndirimler sizin olsun, haklar bizim olsun.

***

ARZUMUZ GERÇEK VE EŞİT DÜNYA

Bugün yine tüm satırlar, tüm klavyeler, tüm harfler kadın yazacak.

Belki de biz bizi tanımasak tüm mesajlara kanıp gideceğiz ama..

Bugünün “Kadın önemlidir” diyen mesajları ertesi gün, “Sus be kadın” diyecek.

Bugün, “kadın emeği” yazanlar ertesi gün kadınları kendi eril tahakkümü altına almak isteyecek. Kimliklerimiz üzerinde adeta bir vinç görevi üstlenmek için uç bucak demeden çabalayacak.

Bugün günümüzü kutlayanlar yarın kadınları her alanda en ağır şekilde ezmeye devam edecek.

Fakat bugün bizlerin şov kokan kutlamalara, övgülere yine zerre tahammülümüz ve ihtiyacımız yok.

Bugün kadınlar için gerçek ve eşit bir dünyada buluşma arzumuz var.

***

DERDİMİZ TERSİNE DÜNYA DEĞİL

Oyuncu kadrosu ve mizahı ile herkesin akıllarında kalan “Tersine Dünya” filmi, ataerkil toplum düzeninin nasıl anaerkil düzene geçtiğini yıllar önce ironi yaparak anlattı.

Güçlünün erkek değil kadın olduğunu gösteren bu ütopik filmde kadın yeri geldi sokakta laf atan oldu, yeri geldi eve ekmek getiren oldu.

Tersine Dünya’daki düzeni elbette istemiyoruz.

Gerçek dünyada kadına yaraşır bir şekilde var olmak istiyoruz.

Belli kalıpların kırıldığını görmek, eşit olduğumuzu hissetmek istiyoruz.

Tüm derdimiz bu kadar kısa ve öz.

NOT: TERSİNE DÜNYA FİLMİ’NİN KONUSU: (Kadın-erkek kimliklerinin tersine döndüğü, kadınların kabadayı olduğu, erkeklerin evlenmek üzere evden kaçırıldığı, kadınların eve ekmek getirdiği, kısacası tüm rollerin tersine döndüğü hayatı konu almaktadır.)

***

GÜNÜN FOTOĞRAFI

Sosyal medya betimlemesi yapmak gerekirse, “Bir fotoğrafa ne kadar uzun bakılabilirse o kadar uzun baktım.”

Ve o meşhur söz kulaklarımda çınladı, “Türk kadını sen omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın.”

Ben yazmayayım siz anlayın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülşah Yücel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?