Yalan mı?

Kafkaslardan Eskişehir'e, oradan da Amerika’ya göç eden Karaçay Türk’ü bir ailenin çocuğu imiş, İbrahim Mike Bayçora…

Amerikan’ın New Jersey eyaletinde Türklerin de yoğun olarak yaşadığı Paterson şehrine Emniyet müdürü olarak atandığı töreni “duygulanarak” izledim.

***

Kuran-ı Kerim’e el basarak…

Yasalara sadık kalacağına, görevini ve yetkilerini kötüye kullanmayacağına, hak yemeyeceğine, insanların siyasi görüşüne, dinine, mezhebine göre taraflı davranmayacağına, dünyalık derdine düşmeyeceğine, adil olacağına, hak etmediği görevlere yükselmek için torpil arayışına girmeyeceğine, insanların dini duygularını suiistimal etmeyeceğine, okul arkadaşlarını kayırmayacağına(!), kendisine tahsis edilen bütçeleri amacının dışında kullanmayacağına, yemin ediyordu (!)  Galiba!

Amerikalıların nasıl yemin ettiğini bildiğimden değil, yemin dediğin öyle olur diye yazdım.

 

***

İsteyen herkes kendi inandığı dinin kitabı ve inancı üzerine yemin edebiliyor olmalıydı!

Müslüman Kuran’a

Hristiyan İncil’e

Musevi Tevrat’a

Ne güzel bir uygulama…

***

Yamuk işleri bile bu yüzden düz gidiyor olabilir, insanlar sözlerinde durmak , namuslu kalabilmek için daha fazla gayret ediyor olabilirler diye geçti içimden.

Yani kolay iş mi?

İnandığın dinin kitabına el basıyorsun, adam olan 40 kere düşünür yeminini bozarken.

***

Sonra; sözde %99’u Müslüman olduğu iddia edilen ülkemde Kuran’a el basılarak yemin edilen bir törene! Şahit olmadığım geldi aklıma!

Belki diyanet işlerinde bile yoktur böyle bir uygulama(!)

Bakar mısın elin gavurunun yaptığına!

Birbirinizden esirgediğiniz hoşgörü bizde daha fazla var! Der gibi servis etmişlerdi o görüntüleri basına.

***

Belki arayıp bulamadığımız eksiklerimizden biri de buydu!

Belki şimdiye kadar Kuran’a el basarak yemin etseydik cızzz ederdi yüreğimiz, rüyalarımıza girerdi Kitabın nurlu yüzü, öyle kolay bozamazdık ettiğimiz yeminleri!

Kalbimiz hepten kararmadı ya!

Her vesile ile titrerdi yüreğimiz, derleyip toplamak iyi olurdu kalpleri, Kuran’ın manyetik alanıyla…

Sadece yemin edenleri değil, izleyenleri de büyüler düşündürürdü!

Şarj olurdu iman dolu kalpler.

***

Gelin bundan sonra böyle yapalım, mahkemelerde, mezuniyetler sonrası, atamalar öncesi, ticari anlaşmalar esnasında, borç alıp verirken, dileyen son Kitap Kuran’a, dileyen hangi dine mensupsa o dinin kitabına el basarak yemin etsin.

Allah’a Kuran’a Vatana ve bayrağa yemin olsun diye…

Zaten davalar! hep eskiden birbirine güvenen insanlar arasında olmuyor mu!

Bütün kitaplara olan hoş görümüz, yemin edecek imanımız, elimizi Kitabımızın üzerine koyacak cesaretimiz elin Amerikalısından eksik değil ya!

***

Belki devam etmez Bizans’ dan miras kalan “bazı” hastalıklarımız.

Belki azalır yalan ifadeler, adam kayırma, din sömürüsü, her türlü dalavera…

Evet; Bırakalım atık şeref namus üzerine ya da anam avradım olsun deyip çoğu tutulmayan yeminleri bir kenara…

Zaten biraz da bu yüzden artmadı mı ensest ilişkiler, sapkınlıklar, inançsızlığın her türü, artmadı mı bu yüzden!!!

Tutulmayan yeminler sebep olmuş olamaz mı yaşadığımız çamur zamana!

Bırakalım tırıvırı yeminleri, kurtuluş Kuran’da.

Yalan mı?

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yücel Alpay Demir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?