Kredi kartı

Kredi kartı bazen hayat kurtarır bazen de  yıkar geçer. Kredi kartı eskiden herkese veriliyordu. Hatta sokaklarda stantlar kuruluyor hemen orada form doldurup 1 hafta 10 gün sonra kart sahibi olabiliyordunuz.

Sonrasında bir çok insan davalık olup borçlarını ödeyemez oldu. Bunun üzerine belirli kriterlere uyan kişilere kart çıkarılırken bir taraftan da limit aşımını engellemek için bütçeye göre limit aralıkları ayarlandı. Kuyumcu,cep telefonu gibi belirli ürün alımlarında kredi kartı  taksitli kullanıma  kaldırıldı.Cebinde nakit taşımak istemeyen bir çok kişi kart kullanırken,bir grupta ayı çevirebilmek için kredi kartından alışveriş yaptı.

Bankaların müşteri elde edebilmesi için verdiği kartlar ,yıllık kart aidatı adı altında kartın limitine göre hesap ekstrelere yansıyordu. Bir dönem itiraz edenlere iade yapılıyor veya para puan şeklinde karta aktarılıyordu. Ancak son dönemlerde bazı bankalar iade yapmamaya başladı.

Böylece tüketici haklarının kapısında dilekçe kuyrukları oluşurken , sessizce ödeme yapan müşterilerde sadece iç geçirebildi. Bir süre sonra aidat alımı küçük puntolarla yazıldı sözleşmelerin altına.Yine de alınabilir mi bilemiyorum? .Muamma. Neyse esas konumuz kart kullanımı ve kartın verildiği kişiler.

Mesela öğrencilere verilen kredi kartları.Bunlar bin TL limitli oluyor genelde. Ancak öğrenciler henüz ev geçindirmedikleri  ve  neyi nasıl kullanacağını da tam olarak bilemedikleri için, limitler hızlıca tüketilip ,ödeme de zamanında yapılamadığı  faizli faturalar geldi. Kredi kartı hesabını bilene,ödeme gücü olana ve borcunu aksatmadan ödeyene büyük nimet. Ancak ipi kaçırırsanız vay halinize. Bu yüzden elinizde birden fazla kartınız olmasın eğer iş adamı değilseniz. Ya da geliri çok yüksek olan kişilerden...

Bir Atasözümüzü hatırlatmak isterim. "Ayağını yorganına göre uzatacaksın."
Kredi kartı sonsuz bir para döngüsü gibi gözükse de , harcadığınız her kuruşu ödeme tarihi geldiğinde bankaya ödeyeceksiniz.
Yani kartla alış veriş bedava değil.

Kart kullanırken ödeyeceğinizi de düşünerek kullanmanızı öneririm.Alış veriş yaptıkça biriken puanlar oluyor bazı kartlarda,sırf bu sebepten ödeyebileceğinizin üzerinde alış veriş yapmayın.Puan ile bedava alış veriş yapacaksınız diye o tutardan çok daha fazla gereksiz harcama yapmış olabilirsiniz.


Kısacası, kredi kartı bana göre herkese kesinlikle verilmemeli. Kriterleri daha da sıkı olmalı. Ve kişinin bütçesini aşacak bir alış veriş ya da para çekim işleminde bir uyarı mesajı gelmeli.
Kaybedilen ya da çalınan kart daha da büyük sorun. Mesela  internet alış verişlerinizde çok dikkatli olunmalı.Bilinen ve sağlam noktaların dışında alış veriş yapılmamalı.Sizin kart bilgilerinizi kullanarak alış veriş yapan yüzlerce insan var. Bu tarz işlemler için Sanal kart oluşturun ve sonrasında hemen kapatın derim ben.

Çalınan kartlarda da sıkıntı hemen hemen aynı.Fark ettiğiniz gibi hemen bankanızı arayıp  kapatın kartınızı.Bu arada bankaya ulaşabilmek için zorlu bir mücadele gerekiyor. İşlem yaptırmak için tele sekreter ile adeta güreşiyorsunuz. Müşteri temsilcisine ulaşmak adeta dağları aşmak gibi. Allah'tan kayıp çalıntı kart için başlangıçta hemen bir dahili numara veriliyor. Kimsenin başına gelmesin tabi ama gördüğünüz gibi kredi kartı taşımak beraberinde bir çok sorumluluğu da getiriyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru Maral Minareci - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?