Kazım Karabekir İlkokulu boşaltıldı,öğrenciler Süreyya Yalçın’a taşındı

17 Ağustos 1999 Asrın felaketi merkez üssü Gölcük Depremi’nden sonra 21 yıldır olası Marmara depremini beklemeye başladık.


Her deprem sonrası 7.9 büyüklüğünde 1939 Erzincan’dan sonra en büyük ikinci deprem olarak kayıtlara geçen 7.4 büyüklüğündeki17 Ağustos’u hatırladık.


O geceyi yaşayanların yaklaşık 35 bin kişi olarak konuştuğu, resmi kayıtlarda 18 bin 373 kişinin hayatını kaybettiği, 48 bin 901 kişinin yaralandığı, 5 bin 840 kişinin kaybolduğu depremi unuttuk.
112.735’i yıkık-ağır, 124.131’i orta, 128.042’si az olmak üzere toplam 365.000 hasarlı bina olduğunu yazan TBMM 2010 Araştırma Komisyonu Raporunu raflarda bıraktık

Televizyon kanallarında boy gösteren bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan çoğu “ekonomik rant” peşinde koşan akademisyenlerinin çoğu gerçeği yansıtmayan açıklamalarını dinledik.
Devletin yetkili kurumları dahil kamuoyunun tanıdığı isimlerin deprem öncesi yapılması gereken çalışmaları yerine deprem sonrası anlattığı önlemleri tartıştık.


Merkezi ve yerel yönetimlerin alması gereken kararları, hasar gören binaların güçlendirilmesi yönünde bir arpa boyu yol almadık.
41kişinin öldüğü, 1.287 binanın ağır hasarlı olduğu 6.7 büyüklüğündeki Elazığ depreminin ardından Türkiye’nin batısı beşik gibi sallanırken nasıl olduysa 17 Ağustos 1999 kabusunu hatırladık.

AFAD ve Kızılay başta olmak üzere bakanlar bölgede depremzedelerin acılarını paylaşırken devletin şefkat elinin her zaman yanlarında olduğunu gösterdi.

Siyasi parti liderleri 1999 depremi sonrası toplanan deprem vergilerinin nerelere harcandığını tartışırken milletvekilleri, belediye başkanları, sivil toplum örgütleri bölgeye yardım malzemesi gönderme yarışına girdi.

Borçlarını ödeyebilmek, oyuncu transfer edebilmek için kampanyalar düzenleyen, kapı kapı dolaşan tüm banka hesaplarına “tedbir” konan Kocaelispor bile 100 bin TL bağışta bulundu.

İTÜ, 81 İLDE TESPİT YAPTI

Depremin Türkiye gündeminin ilk sırasına oturduğu bugünlerde Marmara deprem senaryolarının konuşulurken ajanslara,“Silivri açıklarında 26 Eylül'de meydana gelen 5.8'lik depremde çok sayıda okul binasının ağır hasarlıolduğu tespit edildiğinden yıkılacak” haberi düştü.

Biraz araştırdığımda; Milli Eğitim Bakanlığı’nın 26 Eylül Silivri Depremi’nden önce İTÜ’ye, hasar ihbarı alınan Türkiye’deki tüm okullarda hasar tespit incelemesi yaptırdığını öğrendim.

200 kişilik ekibin 81 il de yıkılacak ve güçlendirme yapılacak okul bina sayısının 450 civarında olduğunu Milli Eğitim Bakanlığı’na rapor etmiş.

Bakanlıkta listeleri valiliklere göndererek gerekli önlemleri almalarını, yıkılacak ve güçlendirilecek okul binalarını boşaltarak öğrencileri en yakın okullara taşımalarını istemiş.

 

KOCAELİ’DE 1 OKUL

İTÜ’nün hazırladığı raporda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın hasarlı olduğu için boşaltılarak yıkım kararı aldığı okullar arasında “ Darıca Kazım Karabekir İlkokulu” da var.

Darıca Kazım Karabekir Mahallesi Mevlana Caddesi üzerinde bulunan ilkokulbinası, Milli Eğitim Bakanlığı talimatı doğrultusunda bugünlerde boşaltılıyor.

46 öğretmen ve 1.143 öğrenci aynı mahallede 300 metre ileride bulunan Süreyya Yalçın Ortaokulu’na nakledilecek.

SÜREYYA YALÇIN ORTA OKULU

Kazım Karabekir İlkokulu’nun öğretmen ve öğrencileri 3 Şubat Pazartesi günü başlayacak 2020-2021 Eğitim Öğretim Yılı 2. yarıyılda öğrenime 19 derslikli Süreyya Yalçın Ortaokulu’nda devam edecek.

KAZIM KARABEKİR İLKOKULU

Önümüzdeki günlerde yıkılacak Kazım Karabekir İlkokulu yerine yapılacak 36 derslikli, 5 katlı binanın projesi ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın göndereceğini taahhüt ettiği ödenek 2020 programına alındı.

 

TAŞINMA TAMAMLANDI

Sizler bu yazıyı okuduğunuz saatlerde, Milli Eğitim Bakanlığı’nca yıkım kararı alınan Darıca Kazım Karabekir İlkokul binasının boşaltılma işlemi tamamlanmış olacak.

Taşınma tamamlanmasına tamamlanmış olacak da Süreyya Yalçın Ortaokulu velilerini ikna etmek öyle kolay olmamış.

Nasıl bir anlayış, nasıl bir vicdansa depremde hasar gören, İstanbul Teknik Üniversitesi elemanlarının incelemesi sonrası yıkım kararı alınan Kazım Karabekir İlkokulu binasında öğrenim gören öğrencilerinin Süreyya Yalçın Ortaokulu’na nakledilmelerine “istemezük” diyerek karşı çıkan velileri anlamak mümkün değil.

Dahası 46 öğretmen ve 1.143 öğrencinin 300 metre yakınındaki Süreyya Yalçın Ortaokulu yerine 1.5 kilometre uzaktaki Sarkuysan İlkokulu’na taşınmalarında ısrar etmelerini anlamak mümkün değil.

Ancak Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürü Fehmi Rasim Çelik ve Darıca İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Oğuz’un velileri ikna çabaları sonuç verdi, okul taşındı.

 

TEŞEKKÜRLER RASİM HOCA

İstanbul Silivri açıklarında 26 Eylül 2019’da meydana gelen 5.8’lik deprem öncesi yapılan hasar tespit çalışmaları sonrası alınan okulu boşaltma ve binayı yıkma, yerine yenisini yapma kararının eğitim-öğretim devam ederken alınmış olması öyle sıradan bir iş değil.

Bölgemizde olası Marmara deprem senaryolarının tartışıldığı, taşınılacak okul velilerinin tepkisine rağmen Milli Eğitim Bakanlığı kararının sessiz sedasız uygulanması kolay olmamış.

Rasim Hocayı risk alarak okul binasının boşaltılması, yıkımı, 36 derslikli yeni bina yapımıyla ilgili projenin hazırlanması, ödeneğin çıkartılması sürecinde kararlılığı ve takipçiliği nedeniyle kutluyorum.

Darıca Müdürü İsmail Hocayı da Rasim Hoca’nın talimatlarını aynen uyguladığı, Süreyya Yalçın Ortaokulu velilerini ikna ederek Kazım Karabekir İlkokul öğrencilerini ikna ettiği için tebrik ediyorum.

Darıca’da Kazım Karabekir İlkokulu’nun Süreyya Yalçın Ortaokulu’na taşınması bana 2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı 2. yarıyılda İzmit Yavuz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin o günkü müdürünün üyesi olduğu sendikanın desteğini arkasına alarak valilik kararına karşı çıkmasını hatırlattı.

Yenimahalle’de yıkılan cezaevi arsası üzerine Nuh Çimento Vakfı tarafından yaptırılan “Eğitim Kampüsü’ne” taşınmamakta direnişini anımsattı.

Hasar gördüğü için yıkım kararı alınarak boşaltılan tek okul Darıca Kazım Karabekir İlkokulu değil.

Kartepe Uzuntarla’da 4 derslikli Ali Güneri İlkokulu hasarlı olduğu gerekçesiyle 2019 yılı ortalarında boşaltılarak öğrencileri aynı bahçe içinde bulunan Ali Güneri Ortaokulu’na taşındı.

Bu arada Milli Eğitim İl Müdürlüğü, yıkılan okul binası yerine yenisinin inşaatını başlatarak Nisan-Mayıs aylarında tamamlamayı hedefliyor.

*******************

ŞERİF BARIŞ HOCANIN SESİNE KULAK VERİN

 

Ne zaman bir yerde deprem olsa “kış uykusuna yatan” ya da “leş kokusu alan” yaratıklar gibi televizyon kanallarında “ahkam kesen” kendilerini “deprem uzmanı” olarak tanıtan akademisyenlerden geçilmiyor.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, uzmanlık alanları deprem olmayan hocaların açıklamaları reyting yaparken toplumda panik ve travmalara neden oluyor.

Tercihim hep; yaklaşık 20 yıldır tanıdığım Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Kocaeli Yer ve Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şerif Barış ile TÜBİTAK MAM Başkanı iken tanıştığım, röportaj yaptığım Prof. Dr. Naci Görür olmuştur.

Şerif ve Naci Hocaların tüm programlarını kaçırmadığım gibi yeterince bilgi sahibi olmuşumdur.

Deprem konusunda benim için “otorite” olan iki üç isimden biri olan Şerif Hocaya her zaman güvenmişimdir.

Yerel yönetimlerle verdiği hizmetler ve yaptığı katkılardan tek kuruş almamasına rağmen doğru bildiğini söylediği için Büyükşehir Belediyesi’nin hiçbir etkinliğine çağrılmadığına tanık olmuşumdur.

Ama depremin merkezi ve ana üssü Kandilli Rasathanesi mutfağında ve Mersin Lisesi’nden dönem arkadaşım olan rahmetli Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara (Deprem Dede) ekolünde yetişen, afet eğitim sistemini incelemek üzere Japonya’ya giden, Kobe ve Sendai’deki depremleri inceleyen Şerif Hoca başarılı, birikimli bilim insanlığı yanında vefalı bir dosttur.

Sorumlu bir bilim insanı olarak kamuoyuna doğruları anlatmak, halkı deprem öncesi ve sonrası bilinçlendirmek için kanal kanal dolaşan Şerif Barış’ın bir televizyon kanalında, “17 Ağustos 1999 depremi sonrası Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi inşaatında 250 deprem izolatörü koydurtarak 8 büyüklüğündeki depremlerde bile ameliyat yapılmasına olanak sağlamıştı” açıklaması Baki Hocamın ölümünün 12. yılına denk gelmesi beni etkilemenin ötesinde duygulandırmıştı.

17 Ağustos 1999 depremine fay hattı üzerinde çalışırken, 26 Eylül 2019 Silivri Depremi’nde Deprem Çalıştayı’nda yakalanan Şerif Hoca, “ekonomik rant” peşinde koşan hocalara fırsat vermemek, kamuoyunda paniğe ve ekonomik dengelerin bozulmasına neden olmamak için belirlenen “14 deprem riskli bölgeyi” tüm ısrarlara ve baskılara açıklamayarak bu konudaki hassasiyetini kanıtlarken üstlendiği misyonunu başarıyla yürüttüğünü gösterdi.

Şerif Barış Hoca’yı dün Kocaeli’de bugünlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi yöneticileri doğru söylediği için dışlasa da Bursa, Yalova ve diğer deprem bölgelerinde el üstünde tutuluyor, her türlü imkan sağlanıyor.

Sitemi ise şöyle, “İBB’nin çalıştayına kırgın değil ancak üzgünüm. Bazı şeyler tercih meselesidir. Ancak afet eğitimi konusunda en kapsamlı çalışan kişiyim. Arkadaşlar belli politika ve düşünce ile hareket etmiş olabilir. Devlete, millete küslük olmaz. Deprem konusunda hem Marmara, hem İstanbul’u çalışan biri olarak davet edilmemek üzücü”.

Önceki gün sohbet ettiğim Şerif Hoca, Kocaeli’de yerel yöneticilerin deprem hazırlığını deprem olacakmış gibi yaptığını söyleyerek, “Bundan sonraki deprem Kocaeli'de olmayacak. Kocaeli'de 150-200 yıl boyunca bir daha 7.4 büyüklüğünde bir deprem yaşanmayacak. Bu kesin. O zaman Kocaeli ilinin depremden edindiği bu tecrübeyi, Yalova, Bursa, İstanbul gibi diğer iller için kullanması, buna göre hazırlık yapması gerekiyor. Marmara Denizi etrafında yaşanacak büyük bir depremde yolların kapanması, köprülerin yıkılması nedeniyle belki de hastaneler yeterli kapasitede çalıştırılamayacak. Bu yüzden bizim bir an evvel yüzen hastaneler, yüzen ameliyathaneler ve mobil hastaneler kurarak insanları deniz yoluyla tahliye etmemiz gerekecek. Marmara'da beklenen en büyük depremde ister Bursa'da, Yalova'da, isterse de İstanbul'da olsun Kocaeli'nin mutlaka bu illere bir lojistik üssü olarak hizmet vermesi gerekecek

Şerif Barış Hocamızın bugüne kadar neler yaptı, hangi projeleri hayata geçirdiğini uzun uzun anlatacak değilim” dedi.

Kocaeli Üniversitesi bünyesinde “Deprem Enstitüsü” kurulmasına da dikkat çeken Şerif Hoca, “Kocaeli'nin batısında bir deprem olacak ama bu depremin ille de İstanbul’da olacağını söylemek doğru değil. Çünkü Marmara'nın içerisinden Kuzey Anadolu Fay kolunun hem kuzey hem orta hem de güney kolları geçiyor. Dolayısıyla Bursa, Yalova bölgesi bu güney ve orta kolların geçtiği riskli bölgeler arasında yer alıyor. Kaldı ki, Türkiye bir deprem ülkesi. Şu anda Türkiye'de 7'den büyük deprem üretebilecek 15 tane fay bölgesi var ve bunların riski İstanbul'dan çok daha yüksek. Ama nedense biz hep İstanbul'a odaklanıyoruz. İstanbul'da yaşayanlar insan da, diğerleri insan değil mi? Türkiye bir deprem ülkesi olduğu için, mutlaka ve mutlaka bu hazırlığın sadece İstanbul için değil, tüm Türkiye çapında yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Son sözüm; Depremden depreme televizyon kanallarında boy gösteren hocaları bırakın Şerif Barış ve Naci Görür gibi deneyimli, birikimli, başarılı deprem hocalarının sesine kulak verin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Çöp tesisi Kandıra'ya yapılmalı mı?