Çöpler o “sürpriz” ilçede toplanacak

Tahir Başkan ulusal ve uluslararası alanda Türkiye’nin haklarını koruyup önemli mesajlar verirken yerelde de Kocaeli’nin sorunlarını çözmek için 7/24 çalışıyor.

“Evsel katı atıkları bertaraf etmek için uygun depolama alanı” aradığı gibi.

Kocaeli’de üretilen günlük 2 bin ton evsel katı atıkları bertaraf etmek için “Çöp Yakma Tesisi” kurmaktan vazgeçen Tahir Hoca yol haritasını “Sıfır Atık” projesine göre belirlemeye karar verdi.

Büyükşehir patronajında Akademik Odalar Platformu üyeleriyle yapılan orman dışında kalan makilik alanlar ve taşocaklarında hakim rüzgarlar, yer altı ve yer üstü gibi bir çok kriteri de dikkate alarak Kocaeli genelinde çalışma başlattı.

Alternatif 22 alanı sahada inceleyen komisyon, geçtiğimiz günlerde yaptığı puanlama sonrası oy birliğiyle belirlediği 12 yerle ilgili raporu Başkan Büyükakın’a teslim etti.

Gözlerin çevrildiği Tahir Hocaya, çöp depolama alanıyla ilgili açıklama yapıp yapmayacağını sordum.

Cevabı, “Akademik Odalar Platformu üyelerinin de aralarında olduğu komisyon hazırladığı raporu teslim etti. Yerle ilgili teklifler var ama kesinleşmiş bit durum yok. Kesinleşince açıklayacağım” oldu.

Sizin anlayacağınız; Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, evlerde üretilen günlük 2 bin ton çöp ile ilgili hazırlanan raporun yanı sıra değişik kesimlere danışacak, meclisten yetki isteyecek ve basın mensuplarının karşısına geçerek yeni çöp depolama alanının yerini açıklayacak.

RAPORDAKİ SÜRPRİZ YER

Tahir Hoca’nın açıklamasını beklerken geliniz Büyükşehir patronajında Akademik Odalar Platformu üyeleriyle yapılan toplantı sonrası oy birliğiyle alınan kararda ne yazıyor ona bakalım.

Günlük üretilen 2 bin ton çöpün depolanacağı alan ile ilgili komisyonda 12 alternatif alan puanlanmış, en yüksek puanı alan ve onu takip eden yerler rapora tek tek yazılmış.

En yüksek puanı alarak listenin başına yazılan o yerin bulunduğu ilçeyi öğrendiğimde inanamadım ve “olamaz” dedim.

Sizlerin de “o sürpriz ilçe” adını öğrendiğinde benim gibi şaşırıp, “olamaz” diyeceğine adım gibi inanıyorum.

Tamam da herkes benden “o sürpriz ilçeyi” açıklamamı bekliyor, biliyorum.

Ama açıklamayacağım. Çünkü o yeri açıklamaya, kamuoyu ile paylaşmaya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın yetkili.

Kaldı ki aylardır, yıllardır üzerinde çalışılan, araştırılan, konuşulan, yazılan, tartışılan konu ve belirlenen yeri açıklamak Tahir Başkan’ın hakkıdır.

“Ağzında bakla ıslanmayan” kimi gazeteciler gibi “sürpriz ilçeyi” yazarak bombayı patlatabilirdim.

Gazetecilik refleksiyle de olsa böyle bir davranışı etik bulmadım ve bana yakışmayacağını düşünerek açıklamayı Tahir Hoca’ya bıraktım.

Kaldı ki sayın başkan yarın, yapacağı istişareler sonrası komisyon raporunda değişiklik yapar belirlenen yeri değiştirirse haber atlatayım derken haber atlamış olurdum.

Neyi, ne zaman, nerede yazacağını bilen bir gazeteci olarak “sürpriz yeri” yazmayarak daha çok merak uyandırdığımı düşünüyorum.

Son sözüm; sürprizi bozmamak için o yeri ve bulunduğu ilçeyi yazmıyorum, yazmayacağım.

AK PARTİ BAŞKANLARI NEDEN ANKARA’YA 3 EKSİK İLE GİTTİ

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta Ankara’da 81 il kurucu, eski ve yeni il başkanları ile bir araya geldi.

4 saat süren toplantı da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak il başkanlarına bakanlıklarıyla ilgili sunum yaptı.

İl Başkanı Mehmet Ellibeş toplantıdan memnun, moralli ve motivasyonlu döndüklerini, Aralık ayında tekrar Ankara’ya gideceklerini söyledi.

Önceki gün Derince istişare toplantısında konuşan Ellibeş’in, “Vesayetleri söktük, prangaları kırdık” cümlesi dahil açıklamalarına bakılırsa Ankara’dan moralli döndüğü belli oluyordu.

Ama İl Başkanları Nihat Ergün (kurucu), İbrahim Karaosmanoğlu, Zeki Aygün, Fikri Işık, Mahmut Civelek, Şemsettin Ceyhan, Abdullah Ersoy ve Mehmet Ellibeş’in Ankara’ya 3 eksikle gitmesi dikkatimi çekti.

Kurucu İl Başkanı Nihat Ergün’ün AK Parti’den istifa etmesi nedeniyle davet edilmemesi normal.

NATO Komisyon toplantısı için ABD’de olan Fikri Işık, mazereti nedeniyle katılamamıştı.

Davet edildiği halde Ankara’ya gitmeyen Abdullah Eryarsoy’un kararı benim için sürpriz olmadı.

İl başkanlığından sonra her seçim sonrası milletvekilliğine, il başkanlığına adaylık başvurusu yapan aday adayı listesine bile alınmayan Mahmut Civelek gibi gitmiş olsaydı yadırgardım.

AK Parti 31 Mart seçimlerinde Ankara ( CHP), İstanbul (CHP), Antalya (CHP), Ardahan (CHP), Artvin (CHP), Bilecik (CHP), Sinop (CHP), Burdur (CHP), Bolu (CHP), Kırşehir (CHP), Amasya (MHP), Kastamonu (MHP), Erzincan (MHP), Çankırı (MHP), Bayburt’u (MHP) kaybederken Büyükşehir dahil Kocaeli’de 11 ilçede seçim kazanırken il başkanı koltuğunda oturan Abdullah Eryarsoy belli ki genel merkeze kırgın.

Belli ki AK Parti’nin İzmit’te seçim kaybetmesinin faturasının kendisine çıkartılmasından rahatsız.

Metal yorgunu olduğu gerekçesiyle görevlerinden istifa eden belediye başkanları gibi il başkanlığından istifa ettirilen Abdullah Eryarsoy bana göre genel merkezi protesto ederek, “Bundan sonra birlikte yol yürümeyeceği” mesajı verdi.

Abdullah Başkan’ın Ankara’ya gitmediğini öğrenince, arşivimi taradım ve o yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.

5 Mayıs 2019’da bakın ne yazmışım,“CHP karşısında seçim kaybetmesi sonrası fatura il başkanı Abdullah Eryarsoy’a çıkarıldı. Bakmayın siz, ‘Abdullah Eryarsoy istifa etti ya da istifaya zorlandı’ söylemlerine, açıklamalarına. 31 Mart İzmit yenilgisinin ‘günah keçisi’ ilan edilen Abdullah Başkan istifa etmedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan tarafından ‘metal yorgunu’ olduğu gerekçesiyle işten el çektirildi.”

Başka ne yazmışım, “Abdullah Ersoy’un il başkanlığı sorgulanabilir, başarılı olup olmadığı tartışılabilir, İzmit yenilgisinin sorumlusu da gösterilebilir.

Ama 9 aylık başkanlığı döneminde 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı, 13 milletvekilinin 7’sini, 31 Mart’ta İzmit hariç 13 belediyenin Büyükşehir dahil 12’sini kazanan, tüm meclislerde çoğunluğu alan partinin il başkanına bu şekilde ‘işten el çektirmek’ şık olmadı. 31 Mart’ta İstanbul, Ankara, Antalya gibi AK Parti il başkanları dururken 24 Haziran’da yüzde 58,9 oy alan, 31 Mart’ta oylarını arttıran Kocaeli il başkanına bu şekilde ‘güle güle’ denmesi AK Parti’ye yakışmadı. Seçim sonuçları tartışılmadan, özeleştiri yapılmadan, İzmit yenilgisinin sorumluları belirlenmeden yapılan uygulama AK Partililerin aklıyla alay etmektir.”

Yazımın başında neden, “Davet edildiği halde Ankara’ya gitmeyen Abdullah Eryarsoy’un kararı benim için sürpriz olmadı. Gitseydi yadırgardım” dediğimi

anlamışsınızdır.

Bana öyle geliyor ki Abdullah Başkan bu saatten sonra AK Parti üyesi olarak kalamaz, kalmamalı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı’nın davetine mazeretsiz katılmayan Abdullah Eryarsoy istifa etmese, il başkanlığında olduğu gibi üyelikten de istifa ettirilmelidir.

Çünkü cin şişeden çıkmıştır!

İSVİÇRE DAVOS’DA ERDOĞAN STRASBOURG’DA BÜYÜKAKIN

Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, akademisyen ve bürokratlıktan sonra siyasette de adını duyurdu.

Kocaeli ve Türkiye’nin haklarını korumaktaki kararlı tutumu, yerel, ulusal ve uluslararası platformlarda verdiği mesajlarla “güven” tazeledi, ”umut” oldu.

Çok gerilere girmeye gerek yok.

25-26-27 Ekim tarihlerinde yapılan “Şehirler ve Mutlu Şehir” temasının konuşulduğu “ Kartepe Zirvesi-2019” ile 28-31 Ekim tarihlerinde Strasbourg’da gerçekleştirilen Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’ndeki konuşmalara bakmak yeterli.

Tahir Hoca’nın, Türkiye Heyet Başkanı olarak Fransa’nın Strasbourg kentinde Türkiye’yi savunurken Kongre Başkanı Anders Knape ve raportör Andrew Dawson’a tepkisi, rapora “ret” oyu vermesi beni İsviçre’nin Davos kentine götürdü.

29 Ocak 2009’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın (Başbakanlığı döneminde) Davos Zirvesi’nde “one minute” diyerek gösterdiği tepkisini hatırlattı.

10 yıl arayla farklı şehirlerde değişik konular tartışılırken Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Büyükakın’ı, “mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” sözünde buluşturdu.

Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın 29 Ocak 2009 Davos Zirvesi’nde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e tepki göstererek toplantıyı terk ettiği gibi Tahir Başkan da 30 Ekim 2019 Strasbourg toplantısında Kongre Başkanı Anders Knape’i eleştirdi, raportör Andrew Dawson’ın hazırladığı raporu ret etti.

 

10 YIL ÖNCE 10 YIL SONRA

Zaman tünelinde geçmişe yolculuk yaparken 29 Ocak 2009’da Davos ve 30 Ekim 2019’da Strasbourg’da yaşananlara göz atalım.

Önce Davos Zirvesi’nde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “one minute” dediği o anı hatırlayalım.

Dönemin BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ve Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa’nın da gözlemci olarak katıldığı “Ortadoğu’da Barış İçin Model” oturumunda son konuşmacı İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Türkiye’yi sert sözlerle eleştirmişti.

Konuşmaya tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e cevap vermek için oturumu yöneten Washington Post Köşe Yazarı David İgnatius’tan söz istemişti.

Erdoğan söz verilmemesi üzerine tepkisini “one minute” diyerek göstermiş, “Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüz, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum. Filistin’e, tankların üstünde girdiği zaman, ‘Filistin'e girince kendimi bir başka mutlu oluyorum’ diyen başbakanlarınız var”demişti.

Hafızalardan silinmeyen bu olayı dünya televizyonları son dakika haberi olarak duyururken Erdoğan Davos’a bir daha gelmemek üzere salonu terk etmişti.

O panelde Erdoğan şunları da söylemişti, “Gazze’ye bombalar inerken insanlık seyretti. BM’nin okulları bile vuruldu. İsrail’in elindeki silah gücü kitle imha silahları dahil acaba zerresi Filistin’in elinde var mı? Yok. Gazze, Filistin adeta bir açık hava hapishanesi. Ben antisemitizmi, islamofobia’yı insanlık suçu olarak gören bir başbakanım. Gönderdiğimiz yardımlar 15 gün kapılarda bekletildi.”

Şimdi de Avrupa Konseyi’nde Türkiye’yi heyet başkanı olarak temsil eden Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın’ın, ikiyüzlü Avrupa’ya tarihi ayar veren konuşmasını okuyalım; “Strasbourg gibi terör riskinin olmadığı bir şehre geldiğimde, uzun namlulu silahlarla askerlerin çevrede dolaştığını gördüm. Hemen yan tarafta kapının önünde aynı askerler var. Hangi güvenlik riskinden bahsediyorlar. Güvenlik önlemlerinin alınması o ülkenin güvensiz olduğu anlamına mı geliyor. Ayrıca görevde almalardan bahsediyor kendisi, 7 tane görevden alma var. 7 tanesi de yüksek yargı organının seçim otoritesi olarak yasa hükmündeki kararlardır. Yargı kararlarıdır. Kendilerinin izleme komitesi olarak görevleri özerklik şartına bağlı kalmaktır. Özerklik şartında aranan hususlar; anayasal bir hüküm olması, yasal bir hüküm olması. Oysa bu düzenlemelerin hepsi bizim hukukumuzda var.”

Rapordaki iddiaları kabul etmeyen Büyükakın, “Öncelikle sizlere bir soru sormak istiyorum düşünmeniz ve Türkiye’de Güney Doğu’daki durumu anlamanız için. Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde seçilmiş bir belediye başkanı DEAŞ’tan herhangi bir terör örgütü mensubu ile irtibatta olsaydı, ona yardımda bulunsaydı, onunla ilişkisi olsaydı, mahkemeleriniz ya da kamu organlarınız buna ilişkin delillere sahip olsaydı siz bu belediye başkanının devam etmesine göz yumar mıydınız? Görevden alınan belediye başkanları idarenin keyfi uygulamaları ile görevden alınmış değildir. Haklarında ciddi terörle iltisaklı, irtibatlı olduklarına dair deliller vardır ve devam etmekte olan davaları vardır. Bunun da özellikle bilinmesini istiyorum” dedi.

Türkiye’nin güvensiz olduğu, medya özgürlüğünün olmadığı yönündeki rapora Avrupalılarla birlikte evet oyu veren Türk Heyeti’ndeki delegelere tarihi ders verdi.

Raporun adil ve dengeli bir şekilde yazılmadığını, muhalif bir gözle kaleme alındığını, raportörün objektifliğini kaybettiğini ifade ederek “raporu reddediyoruz” dedi.

SONUÇ: Büyükşehir Belediye Başkanı son bir haftada önce İzmit’te, ardından Strasbourg’da düzenlenen toplantılarda yaptığı konuşmalar, verdiği mesajlarla akademisyen ve bürokratlığının yanında siyasetçi olarak da kamuoyundan tam not aldı. Strasbourg’da kongre başkanı ve raportörü eleştiren ikiyüzlü Avrupalılara tarihi ders veren Tahir Hoca, 2 dakika değil de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu gibi 15 dakika konuşturulmuş olsaydı kim bilir neler söylerdi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaelispor’un yeni teknik direktörü Selahattin Dinçel başarılı olur mu ?