Şahin iddialara cevap veremedi “hakaret” etti

Eleştiriye tahammülü olmayan, hoşgörü fakiri Şahin Yaşlık’ın nasırına bastığımda avazı çıktığınca nasıl bağırdığını, “Damadı Durduramazlar ama Şahin Yaşlık’ı durdururlar” yazım sonrası bir kere duydum.

Kadın gazeteciye, öğretmene yakışmayan ifadeler kullanarak hakaret eden sendika başkanının nasıl “çirkefleştiğine” bir kez daha şahit oldum.

Yazımda cevap beklediğim iddialara yanıt vermek yerine bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olarak her defasında aynı hakaretleri yaparak nasıl “zavallı” duruma düştüğünü bir kez daha gördüm.

Ceza hukukun en temel ilkesi olan “Masumiyet Karinesinin” ne anlama geldiğini bilmeyen bu zatın “iftira atmayı” alışkanlık haline getirdiğine bir kez daha şahit oldum.

FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü’ne yardım ve yataklık etmekten 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yargılanarak tutuklanan ve mahkum olan dönemin valisinin dağıttığı yerel mahkeme kararını diline pelesenk edinen bu kişinin nasıl “bilgi fakiri” olduğunu bir kez daha gözlemledim.

Yargıtay kararının bozduğu yerel mahkeme kararı üzerinden iftira atmayı, hakaret etmeyi alışkanlık haline getiren bu ve bunun gibilere “Masumiyet Karinesini” anlatayım da öğrensinler.

Bir: Masumiyet Karinesi; Ceza Hukukumuza göre, “Suçluluğu mahkemenin kesin kararı ile sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz”.

İki: Masumiyet Karinesi; Anayasamızın 38/4. Maddesinde yazdığı şekliyle “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”.

Üç: Masuniyet Karinesi; Taraf olduğumuz AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi)’nin 6/2. Maddesinde “Bir suçla itham edilen herkes suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır”.

Dört: Masuniyet Karinesi; Avrupa İnsan Hakları Beyannamesi’nin 11/1 maddesinde; “Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için tüm güvencelerin tanındığı, açık bir yargılama sonucunda yasalara göre suçlu olduğu saptanmadıkça suçsuz sayılır”.

Beş: Bugüne kadar sustum. Bundan böyle nasırlarına bastıklarım yerel mahkeme kararı üzerinden iftira atmaya devam edenlerle Yargıtay kararıyla yargıda hesaplaşacağım.

Altı: Aynı iftiraları atanlarla ilgili yargının nasıl karar verdiğini öğrenmek istiyorlarsa Kocaeli Gazetesi sahibi Tanzer Ünal’a sorsunlar.

Yedi: Aradan çok zaman geçtiği için hatırlamayabilir ben anlatayım. Tanzer Ünal da yıllar önce şahin Yaşlık gibi yerel mahkeme kararı üzerinden hakaret edince şikayetçi oldum. Yerel mahkeme Tanzer Ünal’ı mahkum etti. Kararı temyiz ettiler. Yargıtay itirazı red ederek yerel mahkeme kararını onayladı. Sadece yerel mahkeme kararıyla şişinin suçlanamayacağına karar vererek Tanzer Ünal’ın mahkumiyetini onayladı.

Sekiz: Şahin Yaşlık ve diğerleri Masumiyet Karinesi ile ilgili ücretsiz hukuk danışmanlığı kıyağımı da unutmasınlar.

Dokuz: İktidara yakın gazeteler yazmazken, siyasiler ve STK’lar susarken AK Parti’ye yakınlığı bilinen Sendika Başkanı Şahin Yaşlık, beni bıraksın zamlar karşısında, “damadı durdurun” diyebilme cesaretini kimden aldığını, yeni kurulacak partilere göz kırpıp kırpmadığı iddialarına cevap versin.

*****************

 

‘KEYFİ VE SİYASİ’ DAVRANAN İŞKUR’A TEPKİ VE ÖFKE VAR

 

Okulların açıldığı bugünlerde, yazılarımı takip edenler; eğitim başta olmak üzere her alanda Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi’nin “Haberde Öncü, Yorumda Güçlü” farkıyla habercilikte bir adım önde olduğunu bilir.

Başka?

Bir: Gazetelerin tirajları ve internet sitelerinin tıklamalarıyla övünenlere “nal” toplattığımı,

İki: Aldığı önlemlerle eğitim-öğretimin eksiksiz yürütülmesini sağlayan Milli Eğitim Müdürü Fehmi Rasim Çelik başta olmak üzere başarılı yöneticileri “Marifet İltifata Tabidir” diyerek kutladığımı,

Üç: Özveriyle çalışan öğretmenlere sahip çıkarak motivasyonlarını arttırdığımı, özgüven kazandırdığımı,

Dört: Liyakate göre değil de siyasi kimliğine ve yaka rozetine göre atanan yöneticilerden sorumluluk almayan, elini taşın altına koymayanları eleştirdiğimi,

Beş: Yalan haberlerle kişi ve kurumları itibarsızlaştırmaya çalışan gazetecilerle tepki gösterdiğimi herkes bilir.

Bugün; Araştırmayı sevmeyen, fikr-i takibi bilmeyen, masa başı, kulaktan dolma, kes-kopyala-yapıştır, imece habercilik yapan gazetecilere Galip Hoca’nın farkını yazacağım.

Okullarda görevlendirilen temizlik ve güvenlik elemanlarını okullarca belirlenen Milli Eğitim tarafından belirlenen listelere göre değil de siyasilerin verdiği listelere göre yapan İŞKUR Müdürü Ulvi Yılmaz’a okul müdürlerinin tepkisini anlatacağım.

Geliniz, her zaman olduğu gibi diğer gazetelerden önce 16 Eylül Pazartesi günü yazdığım “Okullara, 1.483 eleman alınacak” haberi hatırlayalım;

İşte o yazı, “Milli Eğitim Müdürü Fehmi Rasim Çelik okullara 1.000’i temizlik, 483’ü güvenlik olmak üzere 1.483 geçici eleman alınacağını söyledi. İŞKUR Müdürü Ulvi Yılmaz’ın verdiği bilgiye göre 9 Ekim’de işbaşı yapacak geçici personel başvuruları 23-27 Eylül’de alınacak.”

İŞKUR’un bağlı olduğu Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Toplum Yararına Program(TYP) kapsamında okullarda 9 ay süreyle istihdam edilecek temizlik ve güvenlik görevlisi duyuruları yapıldı, başvurular alındı.

Milli Eğitim Müdürlüğü okullardan gelen geçmişte çalışmış, deneyimli, başarılı elemanların listesini İŞKUR’a bildirdi.

Hafta sonu ilçe milli eğitim müdürlüklerine gönderilen listelerdeki isimleri gören ilçe, öğrenen okul müdürleri şoke oldu.

Okullar açıldığı günden buyana okul aile birlikleri marifetiyle çalıştırılan isimlerin yerine değişik isimlerle karşılaşan okul müdürleri isyan ederek İŞKUR yönetimine tepki gösterdi.

İŞKUR Müdürü Ulvi Yılmaz’ın sağda solda anlattığına ve eğitim çevrelerindeki iddialara göre belirlenen 1.483 temizlik ve güvenlik listesinde ismi olanlar milli eğitim müdürlüğünün gönderdiği değil de milletvekili, AK Parti ve MHP İl, ilçe başkanlarının bildirdiği kişilermiş.

“Ne var bunda?” diyenler çıkabilir.

AK Parti ve MHP yöneticileri “Cumhur İttifakı ortakları olarak bizim kurumlara eleman yerleştirme hakkımız yok mu?” serzenişinde bulunabilir.

Elbette doğrudur, elbette kurumlara eleman yerleştirme hakları vardır.

Ama listelere adları yazılan 1.483 kişinin görev yapacağı yer okul, hizmet vereceği insanlar öğrenci ve öğretmenler.

O nedenle milletvekili, il ve ilçe başkanları istekleri doğrultusunda güvenlik soruşturması yapılmadan gönderilerek okul ve öğrenciler teslim edilen kişileri seçerken bir değil, on değil, yüz değil, bin kere düşünmek lazım.

Bildiğim ve öğrendiğim kadarıyla güvenlik soruşturması yapılmayan bu elemanlar arasında tahmin etmiyorum ama “çocuk istismarcısı, tacizci, hapçı, balici, tek sigara satıcısı” gibi suça meyilli isimler varsa bu sorunluluğu kim nasıl alacak?

Kaldı ki, Vali Hüseyin Aksoy başkanlığında yapılan okul güvenliği toplantılarında özellikle bu tür konuların üzerinde durulması ve dikkat çekilmesine rağmen milli eğitimin listesinin dikkate alınmaması düşündürücü.

9 EKİM’DE İŞ BAŞI

Toplum Yararına Program(TYP) kapsamında okullarda 9 ay süreyle geçici istihdam edilecek 1.000’i temizlik, 483’ü güvenlik olmak üzere toplam 1.483 personel 9 Ekim Çarşamba günü iş başı yapacak.

Başlamasına başlayacak da milli eğitimin değil de milletvekili, il ve ilçe başkanlarının belirlediği isimlerle okul müdürleri nasıl uyum içinde çalışacak?

Okul müdürlerinin tamamı olmasa da büyük bölümü endişelerini anlatırken bakın ne diyor, “Gelenlerin büyük bölümü bırakın tuvalet temizliğini sınıfları temizlemek istemeyecek. Siyasilerin referansıyla geldiği için müdür, idare ve öğretmenler odalarının temizliğini yapmak isteyecek, çay servisinde görevlendirilmesini isteyecek. Eline pas pas almamış bu kişilerin çoğu tuvalet temizliği yapmak istemediğini söyleyerek birkaç gün içinde işi bırakacak.”

Okul müdürleri bir adım daha ileri giderek, “Güvenlik soruşturması dahi yapılmayan tanımadığımız bu kişilere okulumuzu, odamızı, öğrencilerimizi nasıl emanet edeceğiz. Yarın okullarımızda yaşanacak olumsuz olayların sorumlusu kim olacak” diyor.

Dahası, İŞKUR’un olmazsa olmaz şartlarının başında gelen, “Aile ferlerinin toplam geliri 3 bin 30 TL üzerinde olanlar Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında okullarda istihdam edilemez” şartını tutmadığı en az yüzde 40’ının toplam gelirinin 3 bin 30 TL üzerinde olduğu iddia ediliyor.

Hani haksız da değiller. Milletvekili, il ve ilçe başkanları istedi diye alınan bu isimlerin görev yaptığı okullarda yaşanacak olası olumsuzlukların sorumlusu kim olacak?

Okul müdürü biz bu isimleri istememiştik, güvenlik soruşturması dahi yapılmadan İŞKUR tarafından bize gönderildi” demekle idari ve adli soruşturma geçirmekten kurtulabilecekler mi?

İŞKUR Müdürü çıkıp, “Okul müdürlerinin suçu yok. Onların istediği isimler yerine milletvekili, il ve ilçe başkanlarının referans olduğu kişileri ben gönderdim” diyebilecek mi?

SONUÇ: Okul müdürlerinin isyanı bana, Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında okullarda istihdam edilecek 1.483 personel ile ilgili 16 Eylül’deki yazım sonrası İŞKUR Müdürü Ulvi Yılmaz’ın tepkisini hatırlattı. O nedenle listelerin açıklanmasının ardından yaşananlar benim için sürpriz olmadı. Umarım, okul müdürleri endişelerinde yanılır, iddia edildiği gibi okullarda hiçbir sorun yaşanmaz.

***********************

İSTİKLAL MARŞI’NI HERKESE OKUTTU

Atv’de yayınlanan “Kim Milyoner Olmak İster” yarışma programının cumartesi akşamki yarışmacısı Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi 19 yaşındaki Arda Ayten idi.

Yarışma boyunca bilgisini ve kültürünü konuşturarak başarılı bir performans sergileyen, mütevaziliğiyle izleyenlerin takdirini kazanan Arda, yarışma sonunda 1 milyon TL kazanırken ekran başındaki milyonlara “İSTİKLAL MARŞIMIZI” defalarca okuttu.

Kenan İmirzalıoğlu’nun sunduğu programda, “On kıtadan oluşan İstiklal Marşı’nda bu kelimelerden hangisi diğerlerinden daha az geçer? A) Vatan B) Kan C) Toprak D) Yurt” sorusuna “toprak” doğru cevabı vererek 1 milyon lirayı kazanan üçüncü yarışmacı oldu.

Arda’nın 1 milyon TL kazanması kadar böyle bir soru hazırlanarak milyonlara İstiklal Marşımızın defalarca okutulmasını da önemsiyorum.

Atatürk’e mektup yazdığını, İstiklal Marşımızı küçük yaşlarda ezberlediğini söyleyen, stüdyoda milli ve manevi baskı nedeniyle aldığı sorumluluk nedeniyle heyecanlanan Arda’yı kutluyorum.

12. soruyu doğru cevaplamasının ardından, “En başından beri biliyordum ama baskı vardı. Daha erken bilmediğim için özür diliyorum. İnsanlara işkence çektirdik gerçekten” ifadelerini kullanan Arda’ya yaşam boyu başarılar diliyorum.

Beyin kanaması geçiren Kenan Işık ile özdeşleşen, sırasıyla Selçuk Yöntem, Murat Yıldırım, Kenan İmirzalıoğlu’nun sunduğu “Kim Milyoner Olmak İster” yarışma programına akademisyenler, entellektüeller, bilim insanları, öğretmenler, öğrenciler, ilkokul mezunları dahil değişik kesimlerden on binlerce yarışmacı katıldı.

3 yarışmacın 12. Soruyu açtırarak bir milyon TL kazandığı yarışmada hiçbiri Arda kadar seyirciyi ekran karşısına geçirmedi.

Seyircinin ekran başına kilitlenmesinde, 12. soruya Arda ile birlikte cevap aramasında soruları hazırlayan ekibin İstiklal Marşımız ile ilgili ustaca bir soru seçmesinin de etkisi vardı.

Bir kez daha Arda’yı, soruyu hazırlayan ekibi tebrik ediyorum.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.