Fatma Hanım'dan 'belediyecilik' dersi

İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, Perşembe günkü toplantısına il dışında olduğumdan katılamadı.

Yazılı ve görsel basını takip ederek yeterli bilgi sahibi oldum ama yorumumu sonraya bırakıyorum.

Fotoğraflarda Fatma Hanımı AK tahta başında dersine çalışmış, ciddi öğretmen edasıyla konuları anlattığını görünce “nostaljik” takılmak istedim.

1962 yılında ilkokulda başlayan, ortaokul, lise ve üniversitede geçen öğretmenlik yıllarımı hatırladım.

Kara Tahta başında beyaz tebeşirle büyük keyif alarak ders anlattığım günlere gittim.

Fatma Başkanı, AK tahta başında göreve başladığı ilk günlerde genç ve yerel yönetimlere uzak olması nedeniyle “rol kapmak” açıklamalarından uzaklaşmış olduğunu gördüm.

Huzurevi başta olmak üzere zaman zaman hatalı çıkışlarıyla eleştiri alsa da son günlerde ayağı yere daha sağlam basıyor, açıklamaları güven veriyor.

Mahalle kreşi, hizmet ve temizlik aracı alımı gibi konularda kararlı ve ısrarlı olması yalnız AK Parti meclis üyelerini değil teşkilatları da zor durumda bırakıyor.

Cuma günkü toplantıda avukat ve hukuk insanı kimliğiyle müteahhitlere ve yapı denetim uzmanlarına seslenirken belli ki kimsenin kentin silüetini bozmasına izin vermeyeceğini söylemeye çalışıyordu.

Fatma Başkanın açıklamalarını okurken, göreve başladığı günlerde yaptığı “Devr-i sabık yaratmayacağım” açıklamasını düşündüm.

Umarım yapılan açıklamalar, verilen sözler raflarda kalmaz tutulur.

Hani zaman zaman hırçınlaşmasına, tepki göstermesine hak vermiyor da değilim.

Kolay değil. Sefa Sirmen, Hikmet Erenkaya, Tahsin Tarhan, Fikret Toker gibi CHP’nin ağır toplarının seçim kaybettiği Kocaeli’de 15 yıl sonra İzmit Beledşiye Başkanı seçilerek CHP Bayrağını Belsa’ya diktikten sonra biraz hava atmak caka satmak ta haksız da sayılmaz.

Sirmen, Erenkaya, Toker, Tarhan, Toker’in rövanşını hem de fark atarak almanın yaşattığı geçici “sarhoşluğu” çok görmemek lazım.

Önemli olan bundan sonra ne yapacağı, ilk gün söylediği “tasarrufa önem vereceğim, şeffaf olacağım” açıklamasının arkasında durup durmayacağı.

Araç kiralamak yerine satın alarak önemli oranda tasarruf edeceğini örneklerle rakamlarla açıklayan Fatma Hanım AK Partililerin engellemesine rağmen sözünü tutmak konusunda kararlı.

AK Partili başkanlara verilen yetkinin CHP’li başkana verilmemesine tepkili.

Red edilen teklifi veto ederek bugünlerde tekrar meclise getirecek gibi görünüyor.

Sonuç değişir mi değişmez mi bilmiyorum.

Umarım, AK Parti meclis üyeleri, 31 Mart seçim yenilgisinin verdiği “basiret Bağlanması ve Travmasından” kurtulurlar da İzmitlilerin lehine karar alırlar.

Fatma Hanım da haklılığını KOTO salonunda anlattığı gibi mecliste de anlatır da AK Partili üyeleri ikna eder.

31 Mart seçimleri geride kaldığına göre sonuçlara takılıp kalmanın kimseye en çok da İzmit’e hiçbir faydası olmaz aksine inatlaşma, restleşme zarar vereceğini AK Partililerin de CHP’lilerin de bilmesi ona göre karar alması lazım.

İzmit’in yararına kararlar ve projeler oylanırken parmaklar siyaseten değil eller vicdana konarak kalkmalı, kazanan İzmit ve İzmitliler olmalı.

Seçimlerden buyana gördüğüm; Fatma Başkanın, sonuç almasa da meclise taşıdığı projeler ve aldığı kararlarla 5 ayda AK Partilileri zaman zaman ters köşe yaptığına, köşeye sıkıştırdığına bakarsak 5 yılda bu tür restleşmeleri çok izleyeceğiz.

AK Partililer inatlaşırsa, CHP’liler ve Fatma Hanım “ben yaptım oldu” mantığında ısrar ederse her iki taraf içinde 5 yıl çok ama çok zor geçecek gibi görünüyor.

***

OKULLARDA “CANLI DEPREM” TATBİKATI

Perşembe günü, asrın felaketi 17 Ağustos 1999’un yıldönümlerinde hatırladığımız 5.8’lik depremle bir kez daha panikledik.

Her 17 Ağustos ve her deprem sonrası olduğu gibi devlet yetkilileri, siyasiler, akademisyenler ve televizyon programcıları 5.8’lik deprem sonrası televizyon ekranlarında yine boy gösterdi.

1999’dan buyana ilk kez deprem oluyormuş gibi herkes konuşmak, ahkam kesmek, akıl vermek için sıraya girdi.

Depremden depreme gördüğümüz yüzler birden ortalıkta arz-ı endam etmeye başladı.

Yerel gazetelere bakıyorum. Sanki yeni bilgiymiş ve ilk kez açıklanıyormuş gibi manşetten çarşaf çarşaf  “Deprem Toplanma Alanlarını” yazıyor.

“Söz uçar yazı kalır” diyerek arşivimi taradım.

Onların depremle birlikte yazıları bakın ben ne zaman yazmışım;

Bir: “Depremde 331 alanda toplanılacak” haberini 22 Mayıs 2019’da “Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi” farkıyla kamuoyu ile paylaşmışım.

İki: Kocaeli İl Afet Müdürlüğünce hazırlanan “Afete Müdahale Planı 2017 Raporunda” yer alan olası 7.0 büyüklüğündeki deprem senaryosuna göre Kocaeli’de 18 bin 320 kişinin öleceğini 17 Ağustos 2018 tarihinde yazmışım.

Üç: Ayın tarihte, olası doğal afetlerde kullanılmak üzere 16 metrekarelik 40’ı İzmit’te olmak üzere lojistik depolarda 80 bin çadır olduğuna dikkat çekmişim.

Dört: Büyükşehir Belediyesi mezarlık depolarında 5 bin ceset torbası bulunduğunu belirtmişim.

 22 Mayıs 2018


17 Ağustos 2018

OKULLARA TAM NOT

Gelelim, 26 Eylül Perşembe günü saat 13.59’da yaşanan 5.8 büyüklüğündeki depremde okullarda yaşananlara.

Alınan önlemler, verilen eğitimler sonrası 1.351 okulda öğrenim gören 395 bin öğrenci 25.321 öğretmen tarafından 2.5 dakikada sınıfları boşalttı.

Depremin ardından okula gelen anne-babalar çocuklarının bahçede toplandığını görünce sanki “okulda canlı deprem tatbikatı yapıldığını” sanarak rahat bir “oh” çektiler.

Deprem anında müdür ve öğretmenlerin öz verili, soğukkanlı davranışını, öğrencilerle birebir ilgilenişini görmek, gerçekleri yazmak istemeyen bazı gazete ve siteler her zaman olduğu gibi yalan haberlerle bilgi kirliliği konusunda yarıştılar.

Kocaeli’den başlayalım; Gölcük’te bir ortaokulda en üst katta ayağı dikişli bir öğrencinin sınıfta unutulduğunu, sinir krizi geçirdiğini ve hastanede tedavi altına alındığını yazarak okulu ve öğretmenleri itibarsızlaştırmaya çalıştı.

Öğrencinin kuzeni tarafından sosyal medyada önce paylaşılan sonra kaldırılan “yazıklar olsun sizin gibi eğitimciye” diye biten bilgiyi haber yapanlar keşke lütfedip biraz araştırmış olsalardı.

Deprem anında “çök-kapan” yaptırıldığını, deprem sonrası ayağında arkadaşlarının kollarında ders öğretmeni ve nöbetçi öğretmenin gözetiminde bahçeye indirilip, sağlık ocağına götürüldüğünü öğrendikten sonra yazmış olsalardı.

Öğretmenlerin sorumlu olduğunu yazmak yerine sosyal medyada “yazıklar olsun sizin gibi eğitimciye” paylaşımında bulunan kişiyi eleştirselerdi.

Onların yapamadığını ben yazıyorum, “Yazıklar olsun sizin gibi yanlış bilgi paylaşan kuzene ve gazetecilere”.

Milli eğitim müdürü Fehmi Rasim Çelik’in kamera görüntülerini izledikten, tutulan tutanakları okuduktan sonra yaptığı açıklamaya rağmen hala ilk yapılan yanlış haberi sitelerinden kaldırmayanlar ne yapmak istiyor sizce? 

SENDİKALAR NEREDE

İstanbul’daki bazı gazete ve gazetecilerin Kocaeli’deki gazete ve gazetecilerden aşağı kalır yanları yok.

Takvim Gazetesi yazarı Hakkı Yalçın 27 Eylül cuma günü, 5.8’lik depremle ilgili yazıda öğretmenleri ve okul yöneticilerini hedef alarak “Eğitim şart diyoruz da, eğitimi velilerden tuvalet kağıdı toplamak belleyen okul müdürlerinden ne bekliyoruz?” yazmış.

Sizin anlayacağınız; Yalçın, eğitimcileri aşağılarken “Tuvalet kağıdı toplayıcısı olarak gören bir zihniyet” olarak nitelendirmiş. 

Aralarında Kocaeli Milli Eğitim İl Müdürü Fehmi Rasim Çelik’in de bulunduğu çok sayıda bakanlık personeli ve sosyal medya kullanıcılarının tepki paylaşımları TT (Trending Topics) listesinde en çok konuşulan konularda ilk sıraya yerleşmiş.

Varsın birileri yalan yanlış haberlerle, yazılarla, paylaşımlarla eğitimcileri itibarsızlaştırmaya, depremde başarısız göstermeye çalışsın.

Deprem ve sonrası soğukkanlı davranarak öğrencilerle yakından ilgilenen, ailelerine teslim eden Kocaeli’de görevli 25 bin 321 müdür ve öğretmen başarılı oldu, depremde tam puan alarak sınıfı geçti.

Eğitimcileri itibarsızlaştırmaya çalışan gazetecileri anlıyorum da Kocaeli’de yetkiyi alabilmek için üye kapmak, okullara müdür ataması yaptırmak yarışına giren eğitim sendikaları anlayamıyorum.

Konuştuklarında mangalda kül bırakmayan sendika yöneticilerinin bırakın eğitimcileri itibarsızlaştıranlara tepki göstermeyi, başarıları nedeniyle küçük bir teşekkürü çok görmelerine ne demeli?

Sendikacılar eğitimcilere böyle bir günde motive etmeyecek de ne zaman

sahip çıkacak?

Eğitimcilere ne zaman sahip çıktılar ki, motive etmek için ne zaman en küçük bir çaba harcadılar ki depremde ortaya çıksınlar!

***

MARKA’DAN MESLEKİ EĞİTİME 22 MİLYON TL

Benim öğrencilik ve öğretmenlik yıllarımdaki eğitim sistemiyle bugünkü çok değişti.

Ezbere dayalı klasik eğitim gitti bilgi toplumu geldi.

Susan, dinleyen öğrencinin yerini sorumluluk alabilen, özgüvene sahip, sorgulayan, araştıran, çevresiyle doğru ve sağlam iletişim kuran, bilgiyi bulacak, seçecek, üretecek, yaratacak donanımlara sahip gençler aldı.

Teknolojiyle birlikte oluşan bilgi toplumunda öğrencilerin araştırması, üretmesi için kaynaklar da çoğaldı.

TÜBİTAK başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarının sağladığı imkanlar, verdiği desteklerle öğrencilerimiz yurt içi ve yurt dışında düzenlenen bilimsel yarışmalarda aldıkları şampiyonluklarla Türkiye adını dünyada duyurdu.

Öğrencilere mesleki ve teknik alanda destek veren o kurumlardan biri belki de en önemlisi Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA).

Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bolu, Düzce illerinde sürdürülebilir kalkınmayı sağlayabilmek, küresel standartları yakalayabilmek için MARKA ajansının kuruluşundan buyana eğitime ne kadar pay aktardığını bilmiyorum.

Ama son 2 yılda Eğitiminin Geliştirilmesi Mali Destek Programı kapsamında MARKA tarafından desteklenen proje sayısının 19’unun Kocaeli’ye ait olmak üzere toplam 42 olduğunu, 7 milyon 393 bin TL’si Kocaeli’ye olmak üzere 5 il için toplam 22 milyon 523 bin TL destek verdiğini biliyorum.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2019 yılında “Mesleki ve Teknik Eğitim” olarak belirlediği tema kapsamında MARKA ile Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında Perşembe günü “Mesleki ve Teknik Eğitimde İş Birliği Protokolü” imzalandı.

Milli Eğitim bakanlığı 2023 Eğitim Vizyonu ve 2019 yılı Kalkınma Ajansları için belirlenen Mesleki ve Teknik Eğitim Uygulama Çerçevesinde imzalanan

protokolle mesleki eğitimin geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve kalitesinin artırılması hedeflenirken tüm mesleki ve teknik eğitim paydaşları arasında farkındalık yaratılması amaçlanıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.