Bizim yüzümüzden!

Siyasetçiler eleştiri aldıklarında!
Partisinden de atadığı kadrosundan da önce seçmenleri sahip çıkar!
Sanki birini seçmek, oy vermiş olmak, hatalarına da ortak olmakmış
gibi!
Bu yüzden, çoğu zaman küçük yerel olaylar o siyasi hareketin geçmişiyle
ve önceki uygulamaları ile bağdaştırılarak, iyice içinden çıkılmaz bir hale
getirilir.
Taraftarların kararlı mesajları manşetlerde ve sosyal medya hesaplarında
yerini alır.
Asla yalnız yürümeyeceksin veya dik dur eğilme!
Aslında eleştirileni biraz rahat bıraksak, biraz yalnız yürünse, kendiyle ve
yaptığıyla baş başa kalsa daha faydalı olur.
****

Akıllı başlı herkes, bu sloganların büyük oranda içinin boş olduğunu,
toplumun o anki, sahiplenme, taraftar olma, yenilmeme ve varlığından
haberdar edip gündemde kalabilme ihtiyacı ile ilgili olduğunu bilir.
Yani, farzı misal bu sloganla sahip çıkılan siyasetçinin başı derde girse ve
dese ki!
Haydi beraber çileye zorluğa doğru fedakarlıklar yaparak birlikte
yürüyelim, beni yalnız bırakmayın, beni dik tutun, vur diyeyim vurun, öl
diyeyim ölün! dese!
Emin olun, çoğunluğun “anında” çok geçerli mazeretleri ve işi çıkar.

****

Nasrettin hoca ile Timur arasında yaşandığı iddia edilerek anlatılan fil
meselesi ve buna benzer yaşanmış örnekler, gülünmesi gereken komik birer
hikaye değil! Derin derin düşünülmesi gereken “bu topraklarda yaşayan
insanların” sosyolojik bir gerçeğidir.
****

Sevgili okuyucular!
Medenileşebilmek için öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki!
Eleştiri! Düşmanlık veya hakaret değildir.

Seçtiğimiz ve taraftarı olduğumuz kişilerin uygulamalarını övme hakkımız
olduğu gibi, eleştirme, beğenmeme, hatta tenkit etme hakkımız da var.
Şayet eleştirilen kişi haklıysa, kendini savunabilecek aklı ve imkanı zaten
vardır!
Bence, bu kıyasıya ve gereksiz savunma durumu, sevdiğimiz taraftarı
olduğumuz kişilere iyilik sayılmayacağı gibi, daha fazla hata yapmasına neden
olacağından, kötülük bile sayılabilir!

****

Yardım isterse elbette isteyen eder, ama daha kendi muhakemesini
yapmadan, acaba gerçekten yanlış yapmış olabilir miyim diye düşünmeden
sergilediğimiz aşırı sahiplenici tutum, düşünmesine engel olabileceği gibi, yeni ve
daha büyük yanlışların içine de itebilir!
Herkes bana bu kadar körü körüne sahip çıkmışken ben de, aaa evet
hatalıymışım özür dilerim dersem olur deyip!
Hatasında ısrar eder!
Ki bu durum aşağı yukarı her siyasi partide de, oluyor….
Bu sefer, her hatası sahiplenen siyasetçi, hatalarını marifet sanıp bir
zaman sonra ucu sevenlerine de dokunan ve telafisi olmayan daha büyük
yanlışlar yapıyor!
Sonra istediğin kadar döv dizlerini, koşarak kaçacağımız çöl, gül bahçesi
olmayacaktır asla
Misal!
Misal’ e girersek içinden hiç çıkamayız, binlerce örnek verebiliriz de faydası
olmaz…
Zaten herkes her şeyi çok iyi biliyor, zaten bu yüzden bu hallere gelmedik
mi, ne kimse bilmediği bir şey olduğunu kabul ediyor, ne de bir şey bilenin
bilgisine itimat ediliyor!
Bu yüzden de gün geçtikçe Devlet Adamı dediğimiz insanların sayısı
azalıp eleştirmeyen, itiraz etmeyen, üretmeyen Partinin Adamı, Kadronun
Adamı, Adamın Adamı kavramları rağbet görüyor.
Siyasetçiler de haklı olarak umumiyetle öylelerine rağbet ediyor, yani
demem o ki bir şeyler ters gidiyorsa BİZİM YÜZÜMÜZDEN.
Çarşamba günümüz çarşamba olsun.
Selam ve dua ile…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yücel Alpay Demir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.