Postmodern vesayet

Ali Bayramoğlu, geçen haftaki bir yazısında İç Güvenlik yasası ve bu doğrultuda yapılan yasal düzenlemeleri eleştirmiş ve “Bu tür düzenlemeler ve sonuçları demokrasinin işleyişini, dengelerini, yetki-sorumluluk mekanizmalarını ciddi ve kalıcı şekilde bozuyorsa, mesele asayiş sorununun sınırlarını aşar. Her ülkenin meşrebine göre değişen başka bir öyküye, bizim gibi ülkelerde sistemin otoriterleşmesine, polis devleti işaretleri vermesine, idarenin otoriter keyfiliğine, askeri vesayet ışıklarının yanmasına yol açar. Asayiş tedbirleri ve mantığı, siyasi mantık ve tedbirleri geri iter ve adım adım tüm sisteme hakim olmaya başlar” diyordu.

“Alınacak hiç bir tedbir meşruiyet ve hukukilik sınırlarını aşamaz. Ve alınacak hiç bir olağanüstü tedbir, hiç bir şekilde ve hiç bir gerekçeyle olağanüstü hukuk izi ve süreklilik taşımaz...

Bugün Türkiye, Kürt sorununun çözümünde siyaset yolunun tıkanması ve askeri seferberliğe geri dönüşün bir bedelini, bu konuda, sivilleşme meselesinde, kısmi bir geri dönüş riskiyle yaşıyor.., terörle mücadele gerekçesiyle, askeri vesayet döneminin temel taşlarını oluşturan kimi düzenlemelerin geri gelmek üzere olduğu görünüyor”

Ben ayrıntıları yazmak istemiyorum. Ancak vesayetin geri dönüşünün Bayramoğlu tarafından dile getirilmesini de dikkatinize sunarım..

“2009'dan buna yana, darbe girişimi, vs gibi örgütlü suçlarla ilgili olarak askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmalarına rağmen, yeni düzenlemeye göre…, askerin “siyasete müdahale etme”, “bildiri açıklama”, “muhtıra verme” gibi kimi eylemlerinin soruşturması tekrar sivil yargıya kapanacak…

Terörle mücadele operasyonlarında birlik komutanının yazılı emriyle konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlara operasyon yapılabilecek. Böyle bir düzenleme, çatışma alanlarında silahlı müdahale ve ihlal ilişkilerini arttıracak, askerin karar verici konumda olmasını sağlayacaktır. Bu ise, simgesel olarak, vesayetin dönüşüne dair kokular yayar, sorular akla getirir.

Ancak mesele sadece asker değildir, bugün yaşananların da gösterdiği gibi, ister asker ister sivil eliyle, hukuk devletinin ve demokrasinin örselenmesidir.”

***

Demokratik ve sosyal yaşamımız, bir yandan da şaşırtıcı uygulamalara sahne oluyor…

Anayasa ve yasaların askıya alındığı, ya da sınırsız yorumlarının neden olduğu uygulamalar sarmalı!

Mesela, “kayyum” uygulaması ve kayyumların yetkilerinin genişletilmesi konusunda, hukuki durumuna bakmaksızın vicdanımı ikna edemiyorum bir türlü…

Nedense ben öyle hissediyorum!

Acaba, demokrasi, özgürlükler ve dava itikatım mı zayıf ki?

Kişilerin zenginliklerine ve kurumsallaştırılmış şirketlerine, bugünlere gelene kadar verdikleri destek, katkı, yardımlar, birliktelikler ortadayken, yok saymak nasıl olacak!

Ya da hangi “dava şuuru” yok saydıracak bir türlü bilemedim..!

Televizyonlara, gazetelere kayyum atanması..

Holdinglere ve şirketlere kayyum atanması..

Devamında, aileleri ve öğrencileri hesaba bile katmadan üniversitelere de uygulanması..

Geçen yıl da, polis kolejleri ve polis akademisi kapatılarak, mezuniyet heyecanı yaşayanların hayallerinin yıkılması..

Şimdi de, bir süredir ulusal medyadan takip ettiğimiz kadarıyla, liselere indirgenmesine ne denir, bilemedim!

Yargıtay, Danıştay kanunlarındaki değişiklik ile de, benzer müdahale yargı erkine uygulanıyor.

Varın adını siz koyun..!

Neyin hazırlıkları yapılıyor, kimler, hangi koşulların ve şartların, ne için olgunlaşmasının peşinde?

Zamanında denetim altına alması, hesapları incelemesi, sorumluluğu üzerine alması gerekenlerin, işine gelmediği zaman, kayyum aracılığı ile şahsi mülkiyetleri, millet yararına(!) koruma altına alması..!

Postmodern vesayeti çağrıştıran girişimlerin, darbe ve muhtıra dönemleriyle, 28 Şubat sürecinde bile yapılmayanların, şimdi yapılıyor olması nasıl bir mana içeriyor?

Acaba zamanında, gücü kaybetme “endişesiyle operasyon yapılmadı” mı?

Ya da neden yapılmadı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kalabalık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.