Belki, bari, inşallah…

Ülkemizin ve neslimizin geleceğine dair endişeleriniz varsa inşallah beni anlayabilirsiniz! Endişeniz yoksa, biz her türlü yolumuzu buluruz! Dayarız sırtımızı birilerine geçinir gideriz, ömür dediğin nedir ki diyorsanız bunları okuyarak zaman kaybetmeyin.

Sizinle bu yazımda, adı milli eğitim olan ama bir türlü millileştiremediğimiz, sabitleyemediğimiz eğitim sistemimiz hakkındaki düşüncelerimi paylaşacağım.

Müsaadelerinizle size cevabı kolay birkaç soru sorayım.

Okullarımızda uygulanan yeni sınav sistemi size güven veriyor mu?

Sınava girecek çocuklara güven veriyor mu?

Bir önceki sınav sistemi olan TEOG’un sadece 3 yıl kalıcı olduğunu, SBS isimli sınav sisteminden vazgeçilerek yerine bir umut olarak geldiğini ve neden vazgeçildiğini biliyor musunuz?

Peki TEOG ve SBS'den önce OKS ve LGS sınavları olduğunu hatırlıyor musunuz?

TEOG varken 120 soruda 10 yanlış yapanın giremediği Anadolu lisesine, yeni sistemde okulun yakınında oturan belki de 120 soruda 30 yanlış yapan bir evladımızın gidebileceğini, muhitinde çok iyi okul olmadığı için Fen lisesi sınavına giren binlerce üstün başarılı aday arasından birkaç soru ile sıyrılamadığı için seviyesinin çok altındaki liselere gitme ihtimali olan evlatlarımızın olacağını biliyor musunuz?

Ekonomik durumu iyi olanların çocukları için iyi okulların yakınına taşınmak için ev veya adres değiştirmeye başladığını biliyor musunuz?

Bu değişikliklerin hepsi aşağı yukarı son 15 yılda oldu, bence hepsini hatırlıyor olmanız lazım!

Son 15 yılda kaç iktidar değiştirdik biliyor musunuz?

İktidarımız hiç değişmedi ise(!) kaç milli eğitim bakanı değiştirdiğimizi biliyor musunuz?

Söyleyeyim “6”, altı, “VI”

15 bölü 6 kaç yapar? 2.5 yapar, yani yazı ile her iki buçuk yılda bir milli eğitim bakanımız değişmiş!

İnanın bu hızla milli eğitimde il müdürü, şube müdürü bile değişmiyordur!

15 yılda kaç maliye bakanı değişmiş?

Söyleyeyim “2”, iki

Her bakan değişince yöntem değiştiği gibi yüzlerce yönerge ile içerik de değişiyor, milli eğitim bakanının uzun süreli “kalıcı” olması hükümetin uzun süreli olması kadar, maliye bakanı kadar önemli değil mi?

Gelişmiş ülkelerde eğitim hayatının tamamında Değerler Eğitimi en önemli, en önemli konudur. Bizde Değerler Eğitimi zorunlu ders mi?

Milli, manevi ve insani değerleri eksik olan birinin mesleki bilgisi mükemmel olsa ne olur?

Ne olduğuna, televizyon ve radyolardaki ana haber bültenlerinde ve gazetelerin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü sayfalarında şahit oluyoruz!

Her şeyi geçtim size en üzüldüğüm şeylerden birini daha söyleyeyim! Hukuk fakültelerinde “İslam Hukuku” dersinin zorunlu ders olmadığını biliyor musunuz?

Uzmanlaşmak isteyen pek çok hukukçunun düzen ve sistem gereği haklı olarak boşanma hukuku, vergi hukuku, imar hukuku, medya ve iletişim hukuku, siyaset hukuku ve ceza hukuku gibi hukukçuya en çok iş getirecek alanlarda uzmanlaşmak istediğini, pek çok üniversitede İslam Hukuku dersinin seçmeli dersler arasında dahi olmadığını biliyor musunuz?

Demem o ki, Milli Eğitim meselemiz iktidar-muhalefet ayırt etmeden hepimizin ortak meselesidir.

Hem Türk Milletinin hem de İslam Ümmetinin geleceğini ilgilendiren bu önemli konuda siyasi çıkar ve parti menfaati gözetmeden bir araya gelinse “kafa kafaya verilse” içinde adaletli “ölçme ve değerlendirmelerin” olacağı değişmeyecek, değişmesi teklif dahi edilemeyecek yeni bir Milli Eğitim sistemi oluşturulsa ne güzel olur.

“Belki, Bari, İnşallah”

Selam ve dua ile…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yücel Alpay Demir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.