Ahilik geleneği üzerine

Bir çoğumuzun bilmediği belkide duymadığı bir geleneğimiz olan ‘’AHİLİK’’üzerine olan konumuzu paylaşmaya ne dersiniz? Buyrun efendim;
Ahilik teşkilatının kuruluşu Selçuklular döneminde olmuştur. Anadoluda yaşayan efnaf ve sanatkarların birliğini, çalışma esas ve usullerini teşkil eden sosyo-ekonomik bir Türk kurumudur.Aynı zamanda dini ve milli birliğin muhafazında büyük hizmetler görmüştür.Ahi kelimesi arapça kökenli olup kardeşim anlamındadır.
Yetiştirdiği insanlar belkide Osmanlının kuruluş aşamasında ve sonraları söz sahibi ve mevki sahibi olmuşlardır.Ahiliğin kurucusu Ahi Evrandır.Dönemin alimleri olan Ahmed Yesevi ve Fahreddin -Razi gibi ulemanın yetiştirdiği bu genç adam irşad vazifesiyle Kayseriye gelmiştir.
O dönemde görünen manzara şudur; Anadolunun ticari ekonomik yaşantısı Ermeni ve Rumların elindedir.Elini çabuk tutmalı ve bir şeyler yapmalıdır.Temeli dini-ahlaki müeyyidelere dayanan ve usta-çırak düzeniyle çalışan esnaf –sanatkar gençler yetiştirmek üzere –AHİLİK TEŞKİLATI- kurar
Ahiliğe aday olanlara öncelikle ahi kuşağı takılır ve şu kurallar hatırlatılırdı. Elinin açık olması, cömert olması,kapısının açık olması.Şu üç kuralada riayet edilmesi gerekiyordu.Eline, beline,ve diline sahip olması.Gerek eli ve gerekse diliyle harama uzanmamalı,kötü söz söylememeli gıybet etmemeli,namusuna dikkat etmeli.
Bu kuralların tümü islamiyeti kabul etmiş Türk soyunda kabul görmüştü.Usta çırak düzeninde yetişen gençler,usatalarına son derce saygı ve hürmet gösterir onlara ‘’ÜSTAT’’ derlerdi.İctimai sosyal ve ticaret ahlakı üzere yetişen ahiler, geceleride kendilerinin kurduğu zaviyelerde manevi olarakda eğitilirdi.
İşte buralarda yetişen dürüst,mert,cömert, güzel ahlaklı bir çok genç Osmanlının temel taşlarından olmuştur.Bu arada Ahi Evranın eşide teşkilatın kadınlar kolu olan Bacıyan-ı Rumu kurmuştur.Kadınlarda sosyo-ekonomik alanda faaliyetlerde bulunmuşlardır.
Günümüzde dahi söylenilegelen şu sözü müslüman hanımlar asırlar evvelinden çürütmüşlerdi.’’Elinin hamuruyla erkek işine karışma’’...!Belli ölçüler dahilinde kadınlar sosyal hayatta her zaman vardı ve olmalıda.
Osmanlının kuruluşunda ve idamesinde Ahiler yapıcı olarak yer almış ve küçümsenmeyecek başarılar elde etmişlerdir.Şeyh Edebalı,Osman Gazinin manevi hocası ve aynı zamanda kayınpederidir.Edebalı bir ahi şeyhidir.Sultan 1.Murad ve devlet erkanından olan birçok paşa Ahilik teşkilatında yetişmiştir.İşte bu şahsiyetler kutlu bir yükselişe doğru koşmuşlar ve hedefe ulaşmışlardı.
Ahilik Osmanlı dönemindede işlevini yerine getiriyordu.Maddi ve manevi açıdan devletine,milletine desteğini Tanzimat dönemine dek sürdürdü.İngiltere destekli tanzimatın kuruluşuyla faaliyetleri ve zaviyeleri kapatılarak işlevini yitirdi. Günümüzde Esnaf ve Sanatkarlar odası adıyla faaliyet gösteren kuruluşlar AhilikTeşkilatının devamı niteliğindedir.
İslamı ticaret kurallarına tabi olmuş esnaf nasıldı?bunu güzel bir örnekle anlatalım.
Fatih İstanbulun fethine hazırlanmaktadır.Vezirine şöyle der-Bu gün çarşıya çıkalım esnafa ve halkın arasına karışalım.Alış veriş yapalım.Fatihin niyeti esnafın ve halkın durumunu anlamaktır.
Tebdili kıyafet çıkarlar. Edirne çarşısında bir dükkana girerler.Selamdan sonra bal almak istediğini söyler Fatih.Hay hay der satıcı ve balı tartıp Fatihe verirken, bir okkada sabu almak istediğini söyler padişah.Esnaf derki- efendim ben bu günlük siftahımı yaptım, sabunuda yan komşumdan alın ,Zira o daha siftah yapmadı..! Fatih ve veziri yan dükkana girerler.selamdan sonra sabun isterler aldıktan sonra iki okka da pirinç ister Fatih.-Beyim der satıc,ı onuda karşı dükkandan alın. Neden der Fatih.sende pirinç yokmu?-Beyim var ama komşumda siftah yapsın..!Fesubhanallah,Barekallah, Elhamdulillah. Dualarıyla Fatih vezirine şu sözleri söylediğinde çarşı esnafı ve halk onun padişah olduğunu anlamışlardır.-Benim böyle esnafım ve halkım oldukça benim sırtım yere gelmez-.değil İstanbulu ,dünyayı fethe hazırım. Ecdadımızı yücelten değerlerden sadece biriydi bu yaşanılan olay.Bunun adı diğergamlıktı . sadece kendini değil başkalarınıda düşünmekti..
Ecdadın toruları olarak yeniden diriliş ruhuna sahip olabilmeyi ve o mefküreye sahip nesilleri yetiştirecek ilme ve irşada çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.
Gençliğimizin kendine örnek alacağı nice değerli şahsiyetler var geçmişimizde.Yabancı kültürlerin önümüze sunduğu ne idüğü belirsiz starlara! oyunculara! İhtiyacımız yok bizim. Öz kültür ve benliğimize sahip çıkalım her şey yoluna girer Allahın izniyle.Kardeşlik şuuruyla hareket edildiğinde nice Ahi evranlar yetişecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Melek Engin Aktemur - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

samil - Yazilariniz kendini okutuyor okutmasina fakat yazilarin insana kattigi degerin yonunun ahlak edeb ve merhamet erdemleri ile din cercevesinde olmasi gerektigi inancindayim. Hal boyle olunca yazikan yazilarda tavsiye, ogut, hatta emir telakki eden ibarelere yer vermekten cekinmem. Ticaret ahlakinin gecmis donemlerdeki guzel yontemler ile gelistirilmesi bize bir yol gosterebilir. Gunumuze yansiyan hususlarini ele alirsaniz gittikce daha cok insan ve toplum sorunlarini ele alabilme yetisini hakim olacaginizi dusunuyorum. Gunumuzde flu beyinlerin aydinlatilmasi adina herkes payina duseni yapmali.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Eylül 17:15

Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?