En büyük çevreci; Vefa İbrahim Aracı

Bugüne kadar Koruma Şirketler Gurubu Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı ve kardeşlerin eğitim, sağlık başta olmak üzere her alanda farkındalık yaratan yüzlerce sosyal sorumluluk projeleri kapsamında yaptıklarını yazdım.

GEBKİM OSB (Gebze V Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi) Yönetim Kurulu Başkanı olarak kazandırdığı örnek ve model projeleri paylaştım.

Bugün, bilgi sahibi olmadan “felaket tellallığı” yapan Uğur Dündar ve “BHC Çetesi” başlığı atan gazetecilerle, “günah keçisi” ilan eden çevrecilerin, hiçbir sorumluluğu olmadığı halde 40 yıl önce depolardaki BHC’de sona yaklaşıldığını anlatacağım.

BM Küresel Çevre Fonunun (GEF) sağladığı finansman destek ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (United Nations Development Programma UNDP) tarafından açılan ihaleyi Yunanlı “taşeron” firmanın kazandığına dikkat çekeceğim.

Kocaeli Sanayi Odasının da (KSO) aralarında olduğu çeşitli STK’ların her yıl geleneksel düzenledikleri “Yılın Çevrecileri” ödül törenlerinde unutulan İbrahim Aracı’nın aslında “En Büyük Çevreci” olduğunun öyküsünü yazacağım.

BHC’NİN 40 YILLIK ÖYKÜSÜ

İşadamı Halil Bezmen, 1980’lerin başında ithal ettiği kimyasal madde BHC’yi Derince’de kendisine ait Merkim depolarına koydu.

Tarım ürünleri ilaçlamasında kullanılan yaklaşık 3 bin ton BHC, 1985 yılında yasaklanınca depolarda kendi kaderine terkedildi.

BHC’lerin sahibi Bezmen’in 1990’lı yılların sonunda yurt dışına kaçmasının ardından banka tarafından satışa çıkarılan Derince’deki Merkim depolarını Koruma Şirketler Gurubu aldı.

Kullanılması, dışarı çıkarılması yasak olan, 1999 depremine, yakınında Shell ve Petrol Ofis tesislerinde yangın çıkmasına, denize 100 metre mesafede olmasına rağmen en küçük bir olumsuzluk yaşanmamasına rağmen İbrahim Aracı “Günah Keçisi” ilan edilerek “BHC Çetesi” kurmakla suçlandı.

İmha edilmesi için devletin yetkili kurumlarına başvurdu, çevreci kuruluşlara çağrıda bulundu ama kimseden olumlu cevap alamadı.

Devlete, “Parasını ben vereyim alın götürün”, İZAYDAŞ’a “Tesislerinde yak” dedi ama sesini duyuramadı.

Daha tehlikeli olan DDT mucidine Nobel ödülü verilirken Türkiye’de bir dönem “her derde deva toz” diye satılan BHC, Vefa İbrahim Aracı’nın başına bela oldu.

Dönemin bakanlarının, valilerinin girişimiyle ancak 300 ton kadarınu yurt dışına bertaraf edilmek üzere gönderilebildi.

İbrahim Aracı son olarak sahibi olmadığı BHC’lerden kurtulmak için Çevre Bakanlığını harekete geçirerek Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (United Nations Development Programma UNDP) Türkiye Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Ofisi yetkilileri ile bir araya geldi.

UNDP denetiminde açılan ve bedeli İbrahim Aracı tarafından ödenen 265 ton kontamine malzeme (Ambalaj, varil, beton vs.) ihalesini ton başına 400 dolar teklif veren İZAYDAŞ tarafından yakma tesislerinde bertaraf edildi.

İHALEYİ YUNANLI ALDI

Yine İbrahim Aracı’nın sıkı takibi sonucu Merkim depolarındaki yaklaşık 2 bin 700 ton BHC ihalesi Ekim-2018’de yapıldı,

UNDP sorumluluğunda bertaraf edilmek üzere açılan ihaleyi, yakma tesisi bulunmayan “taşeron” olarak hizmet verdiği iddia edilen Yunan firması aldı.

Yaklaşık 3 milyon Dolar tutarındaki BHC’lerin bertaraf bedelinin yüzde 80’ini BM Küresel Çevre Fonu (GEF) karşılayacak.

40 yıldır depolarda bekletilen 2 bin 750 ton BHCnin 1.000 tonu İzaydaş tesislerinde, kalan bin 750 tonu tonu Yunan firması tarafından yurt dışında bertaraf edilecek.

Ve “Haberde Öncü, Yorumda Güçlü” Bizim Yaka Gazetesi’nin 9 Mart 2018 tarihli “BHC’lerden 2019’da kurtulacağız” manşeti de her zaman olduğu gibi gerçekleşmiş oldu.

Derince’de Merkim’e ait depolardaki BHC’lerin bertaraf ihalesini alan Yunanlı firmanın Türkiye’de anlaştığı paketleme ve nakliye firmaları bir süredir depoların bulunduğu alanda çalışma yapıyor.

Önümüzdeki günlerde UNDP kuralları ve ihale şartları doğrultusunda paketleme işlemlerine başlayacak.

İzaydaş da 1.5 yılda yakmayı programladığı 1.000 ton BMC’yi 5-6 ay içinde kendi depolarına Yunanlı firmanın uyguladığı yöntemle taşıyacak.

SONUÇ:

Bir: Derince’deki Merkim depolarında 40 yıldır duran BHC bertarafı İbrahim Aracı’nın sıkı takibi, maddi ve manevi desteği ile gerçekleşiyor.

İki: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile UNDP Türkiye Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Ofisi yetkilileri BHC bertarafı için özveriyle çalıştı.

Üç: Uğur Dündar başta olmak üzere Aracı’yı “Günah Keçisi” ilan eden, “BHC Çetesi” yazan gazetecilerle “çevre düşmanı” gösteren STK’lara kapak olsun.

Dört: KSO başta olmak üzere her yıl “Çevre Ödülü” dağıtan kurumlar listelerine almasa da İbrahim Aracı BHC bertarafı ile ilgili özverili ve samimi çalışması sonrası kamu vicdanında “En Büyük Çevreci” ödülünü fazlasıyla hak etti.

*******************************************************

BELEDİYEYE SUSKUN,MİLLİ EĞİTİME ÖFKELİ

Musa Taşçı

Kartepe Fürsan Okulu müdürlüğünde 4 yılı doldurduğu için bir 4 yıl daha aynı okulda kalmak isteyen Musa Taşçı, puanı tutmadığı için kendi isteğiyle ikinci tercihi Derbent Ata İlkokul müdürlüğünde görevlendirildi.

“Sen misin okulunda bırakmayıp başka okula gönderen” deyip milli eğitimi topa tutmuş.

Sosyal medyadan yaptığı paylaşımda “Geçen hafta Cuma günü Ensar Vakfı Kocaeli Şubesine baskın. Bu hafta Cuma günü okulumdan SÜRGÜN” yazmış.

4 yılını dolduran müdürlerin okulunda hangi koşullarda kalacağını, puanı yeterli olmadığı için ikinci tercih ettiği okula kendi isteği ile gönderildiğini bilmesine rağmen görevlendirmeyi “sürgün” olarak paylaşması büyük tepki aldı.

En büyük tepkiyi de İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in Ensar Vakfı ile ilgili açıklama sonrası açıklama yapan KGKT Platformu Dönem Başkanı Eğitim Bir Sen Başkanı ve Memur Sen İl Temsilcisi Şahin Yaşlık’tan aldı.

Şahin sosyal medya hesabından, “Atandığın okulu sanırım kendin tercih ettin. Sürgün kelimesi yanlış anlaşılmaya sebep olmuş… Musa bey kartepe Fürsan okulundaydı. Ondan daha yüksek puanlı biri Musa beyin okuluna atanınca Musa bey tercih ettiği diğer bir okula atanmış. Sürgün kelimesini sosyal medyadan kullanınca gazeteler haber yapmış. Sanki Ensar Vakfı olayının karşılığında sürülmüş algısı oluştu. Olay budur” demiş.

Şahin Yaşlık eğitimin uygulamalarını, kararlarını ilk kez beğenip savunurken Musa Hoca’ya açıkça demese de “Yazdıklarına dikkat et. Sürgün edilmediğin halde milli eğitimin seni sürdüğünü paylaşman doğru olmamış “demeye getirmiş.

Yalnız şahin Yaşlık mı? Eğitim camiasından ve Ensar Vakfı üyelerinden büyük tepki alan Musa Hocanın Kocaeli Şube başkanlığı bile tehlikeye girmiş.

Rize Pazarlı olmasına rağmen sağda solda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın memleketi Güneysulu olduğunu söyleyen Musa Taşçı, milli eğitimi ağır itham altında bırakırken İzmit Belediye Başkanı Fatma kaplan Hürriyet’in Ensar Vakfı ile ilgili açıklamalarında sessiz kalması ve susması dikkat çekti.

Musa Hocanın milli eğitimi eleştirirken tepkisiz kaldığı İzmit Belediye Başkanı Hürriyet bakın neler söylemişti,

Bu toplantıdan sonra bir yurt binasını boşaltmaya gideceğim. Mal bizim, mülk bizim, her şeyi bizim, personel bizim. Başkan diye bir oda var ben o odaya giremedim. Belediyeye ait gayrimenkulümüzde kilitli odamızın kapısını açamadık. Neden kilitli burası, neden açılmıyor diye sordum. Burasının Ensar Vakfı başkanının odası. Anahtar yalnızca onda var dediler. Bina maliyetleri 4 milyona yakın. O binaları geri alacağız ve kullanacağız.”

Sizin anlayacağınız, İzmit Belediye Başkanı Fatma kaplan Hürriyet’in açıklamalarıyla ilgili tek kelime söyleyemeyen Musa Hoca, noter gibi listeleri onaylama görevi dışlında hiçbir müdahale ve tercih yapma hakkı olmayan milli eğitim müdürü Rasim Hoca ile Vali Hüseyin Aksoy’u kendisini sürgüne göndermekle suçlamış.

Belli ki baltayı kötü taşa vurmuş! Ensar Vakfı Başkanlığı yanı sıra okul

müdürlüğü de elinden alınırsa hiç şaşmam!

*********************************************

YENİ TURAN ANAOKULUNDAKİTÜRK VE SURİYELİ ÇOCUKLAR

Milli Eğitim Bakanlığı ile Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu işbirliğinde düzenlenen Suriyeliler ağırlıklı yabancı uyruklu 5-6 yaş gurubundaki çocukların Türk eğitim sistemine entegrasyonunu sağlamak ve birbirleriyle kaynaşmalarını sağlamak amacıyla düzenlenen yaz kursları dün anaokullarında başladı.

Haftada 30 saat olmak üzere 31 Ağustos’a kadar sürecek kurslarla ilgili Kocaeli milli eğitim müdürlüğü yine farkını gösterdi.

Milli eğitim il müdürü Fehmi Rasim Çelik, her zaman olduğu gibi sorumluluk bilinciyle yaz kursu açılan anaokullarını dolaştı.

Vali Hüseyin Aksoy Ankara’da olduğundan Vekili Dursun Balaban ile Yeni Turan Anaokuluna giderek müdür Nesrin Çoban ve anaokulu öğretmeni Naile Serttaş’tan bilgi aldı.

Anaokullarından sorumlu şube müdürü İmdat Akbaba’nın da hazır bulunduğu ziyarette Rasim Hoca Türk ve yabancı uyruklu çocuklarla sohbet etti.

Anne ve babaları Türkçe bilmediği halde çocukların Türkçe konuşması, Türk akranı çocuklarla kısa sürede uyum sağlamaları dikkat çekti.

2019-2020 eğitim öğretim yılında ilkokula başlayacak Türk ve yabancı uyruklu 5-6 yaş grubu çocukların anaokulu kursları 2’si müstakil anaokulu, 23’ü ilk ve ortaokullar bünyesindeki ana sınıflarında olmak üzere 25 okulda yapılıyor.

SURİYELİLERİN İLGİSİ

Türk ve Suriyeli 5-6 yaş gurubu çocukların eğitimleri için başlatılan anaokulu kurslarından en büyük ilgi her zaman olduğu gibi yine Yeni Turan Anaokuluna oldu.

İlk günden 7’si Suriyeli, 1’i Azerbaycanlı,8’i Türk olmak üzere toplam 16 öğrencinin kayıt yaptırdığı Yeni Turan Anaokulu müdürü Nesrin Çoban, “Okulumuza yabancı öğrencilerin ilgisi Türk öğrenciler kadar fazla. Normal eğitim döneminde de bşir Suriyeli öğrencimiz vardı. Suriyeli çocukların anne babaları Türkçe bilmemesine rağmen çocukların Türkçe bilmeleri okula adaptasyonu ve Türk arkadaşlarıyla kaynaşmalarında etkili oldu” dedi.

Milli eğitim müdürü Fehmi Rasim Çelik de Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesi (PIKTES) kapsamında düzenlenen anaokulu eğitimlerine ilginin fazla olmasından duyduğu memnuniyeti belirtirken, “yaz anaokulu eğitimleri pazartesi günü başlamasına rağmen ilginin fazla olmasına sevindik. Taşımalı öğrencilerin başvurularının tamamlanmasıyla yeni turan anaokulunda programladığımız bir sınıf yetmeyecek ikincisini açmak zorunda kalacağız” dedi.

Rasim Hocanın verdiği bilgiye göre, Türk ve yabancı uyruklu çocuklar eğitim almalarının yanında yemeklerini de PIKTES kapsamında okulda birlikte ücretsiz yiyorlar. Okulların eksik malzemeleriyle çocukların kullanacağı araç gereçler ve taşımalı öğrencilerin ücretleri de PİKTES projesi kapsamında karşılanıyor.

Kocaeli’de 7 ilçede açılan 25 anaokulunda 334’ü Türk, 433’ü Suriyeli olmak üzere toplam 767 kontenjan bulunuyor.

7 İLÇE, 25 OKULDA

Türk ve Suriyeli anaokulu öğrencileri için açılan yaz anaokulunun açıldığı ilçeler ve okullar; İzmit Yenituran, Gültepe, Topçular. Çayırova Alparslan, Mevlana, Mehmet Akif, Yenimahalle. Darıca Ayfer-Gazanfer Bilge, Barış, Barbaros, Nenehatun, Halide Edip, Zeki Gezer, Dede Korkut, Kazım Karabekir.

Dilovası H. Ali Yücel, Solventaş, Şerife Bacı. Gebze Ertuğrulgazi, Yavuz Selim, Pelitli, Mesude İşmen. Gölcük Barbaros. Körfez Fatih, Çelik Sanayi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Halk Ekmek uygulamasından memnun musunuz?