Kişiye göre değişen “adalet” ve “özgürlük”..!

Özellikle son zamanlarda toplumun büyük bir çoğunluğunun sıkça duymaya başladığı iki kelime;

“Adalet” ve “Özgürlük”.

Olağan yaşam içinde şimdiye kadar engeller görenlerin bildiği(!), hissettiği, varlığı ve yokluğunu eleştirdiği bu iki kelimenin, kişilerin algısına, anlayışına, bakış açısına, taraf olduğu değerlere, yaşamışlıklarına göre de, düşünceleriyle de zaman için de değiştiği görülüyor.

Hep diyoruz. “Sıra bende” bilincindeki insanlar yüzünden bir türlü sonu getirilmeyen, hep öç alıcı mekanizma olarak canlı tutulan, kendine göre yontulan ama asla empatiyle yaklaşılmayan iki kelime…

Özgürlüklerin gelişmesi mi? Yoksa, sınırlandırılması mı? Bireylerin hangisi sınırlanmak ister ki!

Herhalde hepimiz olabildiğimizce özgür olmayı gönülden isteriz. Tabiki sınırsız bir özgürlükten kastım, doğrudan bir başkasına verilebilecek zarar, etkiye kadar olan özgürlük.

Düşünce ve ifade özgürlüğü gibi..

Adalet, hak, hukuk talep etme özgürlüğü gibi..

İnanç konusunda bile “zorlama” yokken(!), bu inançlara göre yaşamak isteyenlere karşı gösterilen zorlama ne ola ki!

Kimi adaletsizce, hak hukuk tanımaksızın, kul hakkını görmezden gelerek ya da kendince(!) yorumlayarak, değişik isimlerle ve gerekçelerle süsleyerek yaşamak, davranmak gibi özgürlüklere sahipse eğer,

Kimileri de adalet, hak, hukuk, dürüstlük, özgürce düşünce ve fikir üretmek, ifade etmek, yaymak gibi özgürlüklere de sahip.

Eğer kişileri doğrudan etkilemiyorsa, herkes inandığı şekilde yaşam üretme hakkına da sahip.

Sen üret bu yaşamı, talep eden istediği örneği kendine alsın..!

Adaletin olmadığı bir yerde, özgürlüklerin olamayacağını, var olan özgürlüklerin de özde değil, sözde özgürlükler olacağını düşünen milyonlar varken, bildiğini okumaya devam etmek de bir özgürlük(!), buna karşı farklı söylem ve eylemlerde bulunmak da özgürlük(!)...

Peki, öncesi de var ama özellikle son yirmidört gündür alışılmamış bir rekora ulaşan “adalet” isteği, neye göre talep ediliyor ki?

Adaleti neye göre arayıp, bulup, dağıtacağız?

Hukuka uygunlukta mı arayacağız? Vicdana uygunlukta mı?

Özgürlük ve adalet bazen doğru orantılı olarak da artıp eksilmeyebilir..

Özgürlük arttığında adalet ve eşitlik azalabilir, adalet ve eşitlik arttığında özgürlüklerde kısıtlanabilir..

“Adalet” ve “özgürlük” kavramları, biri olduğunda diğerini engelleyen bir yapıya da sahip olabilirler..

Peki adalet bu durumda nasıl sağlanır?

Yani özgürlük ve eşitlik zedelenmeden adaleti sağlamak nasıl mümkün olabilir?

Galiba öncelikle güce göre, kişiye göre değişen “adalet” ve “özgürlük” anlayışından vazgeçerek...

Özellikle hukuk kurallarını yapanlar, hem adaleti, hem özgürlüğü gözetmeye mecbur ve muktedir değil midir?

Toplumu yönettiği ve yönetebileceği iddiasında olanlar, toplumu, koltuk, makam ve güç uğruna nasıl bir yoldan peşlerine sürüklemektedirler...

Bu sürüklenmeyi sadece Ankara-İstanbul yolunu anlayanların, bu yolların hazırlanmasında nice köprülerin, tünellerin geçilmesinde yaşatılanları da hesaba katmaları gerekmez mi?

Sorular, sorular. Delice sorular.

Gelmeyen, gelmeyecek cevaplar...!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kalabalık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?