Nasıl bir gelecek istiyoruz?

Öncelikle bu soruyu hepimiz kendimize sormalı, samimiyetle ve bilinçle tarif edebilmeliyiz sanırım..

Demokratik hafızamızdaki yaşanmışlıklarımıza ilave edilenler kadar, kişilerin ve toplumların bilinci, tavır, cesaret ve cüret ilaveleri de ayrı bir kazanım olarak karşımızda duruyor.

Örneklerin, iyisi, kötüsü olmaz! Örnek örnektir!

Karşılaştığınız iyi örnekleri benimser, özümser, geliştirir ve hatta taklit edersiniz ki, aynılaşasınız..

Ancak kötü örnekleri inceler, değerlendirir, reddeder ve önlemler alırsınız ki, aynılaşmaz, benzer hatalara düşmezsiniz..

15 Temmuz’un, ülkemiz için unutulmayacak tarihler arasında yer aldığı artık malumunuzdur.

Nedenleri, niçinleri, nasılları tartışma zamanı da değil…

Sıcağı sıcağına cevapların aranıyor gibi yapılması, toplumun üzerindeki korku, telaş, heyecan, tedirginlik, ümitsizlik ve şaşkınlık dolu bir tazeliğin sonucu.

Nasıl ki geçmiş darbelerin ve muhtıraların nedenleri, niçinleri , nasılları yıllar sonra bile tam olarak ortaya çıkmadıysa, emin olun 15 Temmuz’un da çıkmayacak..!

Hani hep önerilir ya; “ancak”sız, “ama”sız, “fakat”sız bir karşı koyma, savunma yapmamamız lazım diye. İşte şimdi de öyle bir durumdayız.

Gerçek olan; “Hakimiyet kayıtsız ve şartsız milletindir”

***

Bu kadar tehlikeli ve önemli gelişmeden sonra, bir başka tehlikenin de varlığını hatırda tutmalıyız.

Sadece şehrimizde yaşanan ve küçük bir kesimin taşkınlığı gibi görünen dışlayıcılık, ötekileştirme görüntülerini bile ciddiyetle değerlendirebilmeli, önümüzdeki günlerde muhtemel ve daha büyük sorunlarla karşılaşılmasının önüne muhakkak geçilmelidir.

Birkaç gündür gerek sosyal medyada, gerek bazı yerel medyamızda da yer aldığı üzere, Donanma Kenti sıfatındaki “Gölcük”’de yaşananları kastediyorum..

Bazı esnaf olduğu iddia edilen kendini bilmezlerin ve destekçilerinin icabına, başta Esnaf Odası Yönetimi olmak üzere yerel siyasetçiler bakabilmeli, kesin ve samimi bir tavır sergileyebilmeliler.

Lojmanlara karşı yapılan girişimler, bazı kendini bilmezlerce TSK mensuplarının ailelerine ve çocuklarına reva görülen davranışlar, mal satmamalar, sataşmalar, hakaretler, iddia edildiği gibiyse eğer, özellikle yerel tarih bunu da bir yere not edecektir emin olun..!

Unutulmamalı ki, TSK’nın çok büyük bir kesimi darbeye karşı gelmiş, demokratik hukuk devletini ve milli iradeyi esas almış, “kalkışma”,”darbe” ve adı her ne ise cuntadan yana olmaksızın, karşı koyuş sergilemiştir..

Öyle olduğu için de cuntacı kesim, halkın cengaverce tankların önüne geçmesi, meydanlara inmesiyle birlikte, sadece birkaç helikopter, uçak, tank ile ortada kala kaldı…

Bugün “Donanma Kenti Gölcük”te yaşanan, küçük ve münferit olay gibi görünen, gösterilmeye çalışılan aykırı eylemler, yarın öbür gün kutuplaştırmayı daha da arttırıcı, dostlukları bozucu hale gelebilir..!

Güvensiz ve huzursuz bir ortamı, daha da dengesiz bir sosyal hayatı, yerel ekonominin zayıflaması zeminini yaratma tehlikesiyle de karşı karşıya getirebilir..!

Aklı selim ile, sağduyu ile düşünüp, ülkemiz ve şehrimiz için olduğu kadar ”Gölcük” için de; “nasıl bir gelecek istiyoruz?” sorusunun yanıtlarını kendimize sormalıyız…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kalabalık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.