Müslümanların kaçırdığı tarihi fırsat

İslam dini terör ve cehalet yolu değil; iman, güzel ahlak, barış ve ilim yoludur. Bunun ecnebilere çok iyi anlatılması lazım. Hem de bütün dillerde… Fakat hurafe katmadan… Hurafeler yüzünden Müslüman çocukları önce agnostik, sonra deist ve nihayet ateist oluyorsalar nedeni budur. İslam dini hurafelerden beridir; bu yüzden Müslümanların İslam algıları hurafelerden arındırılmalıdır. Akla ne kadar değer verilerek iman edilmesi gerektiği iyi anlatılmalıdır. Ne kadar çelişkisiz bir din anlayışımızın olduğu iyi anlatılmalıdır. Görsünler erdemi nasıl olurmuş?.. İslam’ı terörle birlikte zikredenler bizim barış anlayışımızı iyi bilirlerse bu da İslam’a teveccühe neden olacaktır. Her din mensubunun cahilleri var. Fakat Müslümanlara bu asla yakışmaz çünkü cehalet bize dinden uzaklaştıkça yaklaşan bir şeydir. Öyleyse bunun daha iyi anlatılması lazım.

Allah’ın kitabı olan İncil’i değiştirenlere, Allah’ın son kitabı olan Kuran’ın değişmeyeceğini ve değişmediğini öğretmenin tam zamanı gelmiştir. Çünkü Fransa özgürlük bahanesiyle ortaya bir fitne atmıştır. Aralarında Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin ve eski başbakanların da bulunduğu 300 Fransız yazar ve siyasetçi, şiddet ve Yahudi düşmanlığı yaydığı iddiasıyla Kuran’dan bazı ayetlerin çıkarılmasını önerdi. İslam dünyasının elbette tepkisi oldu ama aslında elimize geçen bir fırsatı yine iyi değerlendirilemedik.

Avrupa Birliği Bakanımız Ömer Çelik, “Entelektüel şiddetin ve barbarlığın en çarpıcı örneği bu” diyerek çok şiddetli bir tepki yapmıştı ama onlar neye itiraz ettiğimizi anlamadılar ki. Onlar barbarlıktan vaz geçmeyeceğimizi anladılar. Dünya kamuoyunda sanki “Müslümanlara böyle bir teklif gitti ama kabul ettiremedik” havası oluşturuldu. Niçin kabul etmediğimizi anlamadıkları için barbarlığımızdan ötürü kabul etmediğimizi sandılar.

Eski cumhurbaşkanı ve başbakanların bulunduğu böyle bir bildiriye hazırlıksız yakalandık. Fransa İslam Konseyi kınama gönderdi. Gönderdi de ne oldu? Barbarlığa razı olduğumuz için kınadığımızı sandılar. Fransa İslamofobi ile Mücadele Gözlemevi, bu bildiriyi mide bulandırıcı ve facia bulduğunu söyledi. Onlar da barbarlığımızdan ötürü midelerinin bulandığını düşündüler. Paris Büyük Camii Müftüsü, Müslümanların hedef tahtasına oturtulduğunu söyledi. Onlar da hedeflerinin gericilikten kurtarmak olduğunu düşündüler. Millî Görüş Fransa İslam Konfederasyonu sert tepki göstererek bunun kabul edilemeyeceğini söyledi. Onlar da barbar olduğumuz için kabul edemeyeceğimizi düşündüler. Verdiğimiz cevaplar tebliğ içermemişti. Mesajımızı ulaştıramadık. Fransa Müslüman Din Adamları Konseyi Genel Sekreteri Mohamed Bajrafil, “Bu, Müslümanlara karşı saygıdan tamamen uzak bir çağrıdır” deyince, onlar da “barbarlığa mı saygı duyacağız?” demiş olmalılar… Fakat Bajrafil, açıklamalarının devamında “Kur’an-ı Kerim hakkındaki cehaletinin yansıması ve görünür biçimde entelektüel sahtekarlığı” dediğinde işte bu onları düşündürmüş olabilir…

En şuurlu cevabı verenlerden biri olan Bordeaux Camii İmamı bilgi eksikliğine vurgu yaptı; bir diğeri ise İslam Toplumu Millî Görüş idi ve o da çarpıklıktan söz etti. Onların dedikleri belki şunu düşündürebildi: “Bilgi eksikliği mi? Acaba bilmeyip de yanlış anladığımız bir şey mi var? Çarpıklık dediği de nedir, acaba bir gerçeği mi saptırmış olduk?”

Aslında iddia sahiplerini masaya davet etmeliydik. “Bir yanlış mı gördünüz? Gelin birlikte bakalım. Hangimizin yanlış anladığı bir mesele var görelim” diyebilirdik. Onlar başlangıçta bizim kendimizden bile emin olmadığımızı düşünseler de nihayet göreceklerdi ki hem biz hoşgörülüyüz hem biz münazaradan kaçmayız hem de bizim barbarlıkla alakamız yokmuş ve İslam yanlış anlaşılmış.

İslam dinini doğru şekilde hem de Fransız entelijansiyasına anlatabilmenin bir fırsatı kaçmış oldu. Diyecektik ki, “Arkadaşlar oturun masaya, gazeteciler siz de gelin. Biz bile Müslümanlar olarak Kuran’da şiddet ve barbarlığa teşvik eden bir tek ayet bulamazken siz nerede buldunuz gösterin.” Oturacaktık ve onlar da buna yeltendikçe cevaplarını alacaklardı. Dünya kamuoyuna İslam’ın terörle hiç alakası olmayan bir din olduğunu ve hatta tam aksine mükemmel bir barış dini olduğunu en yüksek sesle anlatmış olacaktık. İnanın bu tartışma yoluyla İslam’ın doğru anlaşılmasının mesajı tüm dillerde bütün ülkelerde okunurdu. Müslümanlar Fransa’nın en yüksek yerinden İslam’ı dünyaya tebliğ ederlerdi. Belki de içlerinde çok önemli isimlerin bulunduğu birçok insan Müslümanlığı tercih ederleri…

Öfkeyle kalkıp acele ettik. Tepkimizi çabuk ve tebliğsiz gösterdik. Stratejik davranamadık. Çünkü Müslümanalar birlik değiller. Her İslami grup kendini sözcü kabul ederek ortaya hiddetle atladı. Ortak bir sözümüz olsaydı stratejik davranabilir ve evrensel mesajımızı verebilirdik.

Not: Mayıs 2018’de yazdığım bu yazıyı ilk kez ve maalesef geç yayınlıyorum. Geç de olsa tarihe bir not düşmek üzerime borç oldu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yüksel Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaelispor’un yeni teknik direktörü Selahattin Dinçel başarılı olur mu ?