Fare Kapanı …

Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken , çiftliğin sahibinin eşi ile birlikte mutfakta bir paketi açtıklarını görmüş !

Acaba İçinde hangi yiyecek var diye düşünmüş minik fare ? , bir süre sonra gördüğü bu paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında korkudan bütün dünyası başına yıkılmış .

"Evde fare kapanı var!, evde fare kapanı var!" diye bağırarak telaşla bahçeye fırlamış.

Minik fareyi telaş içinde gören tavuk ; umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırmış ve
"Zavallı farecik , bu sadece senin sorunun , benim değil , bana ne zararı olur ki bu küçücük kapanın" deyivermiş.

Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla koyunun yanına koşmuş ve , olanları anlatmış , Koyun fareyi dinlemiş ama ….

"Çok üzgünüm fare kardeş , sana dua etmekten başka yapacağım bir şey yok , dualarımda olacağından emin olabilirsin" demiş.

Minik fare çaresizlik içinde ineğe dönmüş , "Evde bir fare kapanı var, bu benim sonum demektir ne olur bana yardım et bu kapandan kurtulmam lazım” demiş.

İnek ; “Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama elimden hiç bir şey gelmez." demiş.

Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve dönmüş , yemek ararken fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda kalacağını anlamış.

O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği varmış , minik farecik aç ve susuzmuş , fare kapanının nereye konduğunu bilemediği için aç olmasına rağmen saklandığı delikten dışarı çıkamıyormuş , tam yorgunluktan ve açlıktan gözleri kapanacakmış ki birden bir ses duyulmuş.!

Gecenin sessizliğini bölen gürültü fare kapanından geliyormuş ,çiftçinin karısı ne yakalandığını görmek için yatağından fırlamış ve mutfağa koşmuş , karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememiş , Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı çok yanıyormuş ve aniden üzerine gelen çiftçinin karısını ısırmış.

Çiftçi , karısını apar topar doktora götürmüş , doktor zehiri temizlemiş ve sarmış , Çiftçi karısını eve getirip yatağına yatırmış , karısının ateşi yükselmiş ve bir türlü düşmüyormuş , kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyormuş.

Taze tavuk suyu çorbasının eşine iyi geleceğini düşünen çiftçi bıçağını alıp bahçeye koşmuş kestiği tavuk ile çorba yaparak eşine içirmiş.

Karısı biraz kendine geldiğinde , hastalığı duyan komşuları ziyarete gelmişler , çiftçide onlara ikram etmek için koyununu kesip yedirmiş , zaman geçiyor çiftçinin karısı kötüye gidiyormuş , galiba yılan çok zehirliymiş , birkaç gün sonra çiftçinin karısı yüksek ateşe dayanamamış ve ölmüş.

Cenazesine çok sayıda kişi geldiği için çiftçi de mecburen ineğini kesip cenazeye gelenlere ikram etmiş.

Farede ; tavuğun , koyunun ve ineğin başına gelen tüm bu olanları duvardaki deliğinden aç bilaç perişan bir halde izlemiş , ve hikaye burada bitmiş.

Evet muhterem okuyucular ….

Etrafımızda bir sorun var ise , bu sorun o an için sizi etkilemiyor ise bilmelisiniz ki , eninde sonunda , direk veya dolaylı herkes zarar görecektir. Diyelim ki zarar görmeyenler oldu , zarar görenlerde zarar görmeyenlere kin ve husumet besleyecektir . Bu coğrafyada yılanın eksik olmayacağını bilerek yaşamak , adaletli merhametli ve bencillikten uzak bir yaşantı sürdürmek zorundayız.

Farkındaysanız ilahi adalet o kadar nizami ve kısa sürede işliyorki , kısacık ömrümüzde zalimlerle masumların , mazlumlarla mağrurların , hakimlerle sanıkların yer değiştiklerine şahit oluyoruz.

Demem oki Allah sürekli adaleti emrediyor ama insanoğlu para ve güç hırsı ile gözleri kör olunca her yaptığını doğru sayıp hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor , ilahi emre ısrarla itaatsizlik ediyor.

Düşününki namaz bile kalplerimizi soğutup yumuşatmıyor neden böyle söyledim biliyor musunuz ! çocukken kuran öğrenirken ilk aklımda kalanlardan biri mümin merhametlidir sözü idi , ben göremiyorsam siz söyleyin 1.5 milyara yakın İslam dünyası birbirine merhamet etse bu durumda olur muyduk ?

Sözlerim özellikle bütün İslam aleminde önderlik yapan dini veya siyasi temsil ve yönetim yetkisi olan , kitleleri etkileyebilen tüm insanlara , ve onların peşinden sadakatle giden sadıklara ; mevki para ve güç anlamında sizde ailenizde yakınlarınızda yeterince doymuş olmalısınız şayet Yüce Mevla kalplerinizden bütün merhameti almadı ise artık lütfen adaletin , iyiliğin birlik ve beraberliğin tesisi için çaba harcayın , yine bütün servetler bütün makamlar gözümüzün alabidiği her şey sizin olsun , yeter ki İslam dünyasındaki bu ikilik üçlük onüçlük ayrılmışlık ve bölünmüşlük sona ersin.

Selam ve dua ile.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yücel Alpay Demir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

mustafa Arslan - Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık,çok önemli bir konuya işaret ettiniz ,Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Eylül 17:30
01

y.a.d. - Mustafa Bey yazıya kıymet verip okuduğunuz ve fikrinizi benimle paylaşmaya değer bulduğunuz için teşekkür ederim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Eylül 17:30