Tövbekâr olmadan Müslüman olmak-2

Nihat Hatipoğlu, M. Fatih Çıtlak, Ömer Döngeloğlu gibi televizyonlarda yüklü para alarak sözüm ona dini anlatanlar dini doğru anlatsalardı sadece para karşılığı anlatmanın hesabını vereceklerdi… Ancak uydurma rivayetlerle uydurulmuş dini anlatarak inzal edilen dini gizlemiş olmalarının hesabını Allah’a nasıl verecekler? Muhammed Emin Yıldırım, Yusuf Kavaklı, Cevat Akşit, Faruk Beşer, Ebubekir Sifil, Mehmet Yaşar Kandemir, Osman Nuri Topbaş, Abdurrahman Büyükkörükçü, Hamdi Döndüren, Halil İbrahim Kutlay, İhsan Şenocak gibi ilahiyatçılar da onlar gibi hurafeciler ama sanırım onlar kadar para kazanmıyorlar. Parayı pek dert de etmiyorlar. Mesela Necati Hutoğlu beş kuruş para almıyor. Fakat Cübbeli Ahmet Ünlü din ticaretini apaçık reklamlara çıkarak yapacak kadar ileri gitmiş durumda ve “kabirde yakmayan kefen” satabiliyor. Bunlar taş dolu çuvalda birkaç pirinç tanesi taşıyorlar. İlahiyat fakültelerimizde bilimsel normlara uygun şekilde metodolojik araştırmalar yapılması daha isabetli olacaktır. Daha da önemlisi Müslümanlar bizzat kendileri kolları sıvamalıdırlar. Bu millet böyle ilahiyatçıların ve resmiyetsiz mollaların ağzına bakmak yerine bizzat kendileri araştırmalıdırlar. Görecekler ki kısa zamanda onlardan istifade edemeyecek kadar ilerleyeceklerdir. Bunların bozuk sistemden şikâyet etmelerini beklemeyin; bunlara para kazandıran sistemden şikâyetçi olmazlar. Bilinçlenmeyen halk magazin sorular sorar. Magazin rivayetli o kadar çok uydurma hadisler var ki her birinin yedi ceddi hurafeden para kazanabilir. Bak küçük Hatipoğlu babasının izinde aynı model takipte. Böyleleri benzerlerini türetirler. Bir de bunların bir model üstü var: Mustafa Karataş, Ali Rıza Demircan, Nurettin Yıldız gibi. Onların her sözü hurafe değil. Ama pirinç çuvallarının çeyreği taş dolu. Fethullah Gülen’in hurafeleri ile bunların hurafeleri arasında hiç fark bulamazsınız. Adnan Oktar da hurafeci ama o ilahiyatçı ya da âlim olmadığından tümüyle kopyacı.

Takvasız yani bütünüyle düzelmeden manevi sağlık söz konusu olamaz. Tıpkı şunun gibi: Adamın karaciğeri problemli; diğer organların sağlığı onu kurtarır mı? Hayır. Adam kalp krizinden ölünce dişlerinin bakımlı, bembeyaz ve sağlıklı olmasının cesedine ne faydası var? İşte takva olmayan birinin iyi taraflarının olması onu kurtarmıyor. İyilik ağır basmalı. Takva olmayanda iyilik ağır basmaz. Şirksiz inanırken günaha çekilemeyen; aksine, salih amel işleyen dürüst kişilikli müslümanlara Allah şefaat eder. Mükemmel olamayan ama yine de iyi tarafı ağır basanlardır onlar.

Daha başka pek çok ictihad sıralanabilir. Özellikle kaderle ilgili inançlar Müslümanların zalime boyun eğmelerine, magazinel ictihadlar Müslümanların avunmalarına ve daha saçma sapan ictihadlar imanın bozulmasına bile neden olabilmiştir. Bunların yüzünden ateistlere gün doğmuştur. Saçmalayan bir teist olmaktansa o saçmalıklarla alay eden bir ateist olmak yahut hiç olmazsa o saçmalıkları taşımayan bir deist olmak tercih edilmiştir.

Bu tür ictihadlar Kur’an’dan referans alamaz. Kur’an bilmediğimiz şeyin ardına düşmememizi emrederken (22) bilmediğimiz şeylerden ecir alamayız. Kur’an cehennemin çıkılamayacak bir yer olduğunu söylerken (23) nasıl olur da ictihadla bir çıkış kapısı bulabiliyoruz? Biraz yanıp günahlarımızın cezasını ödedikten sonra cennete gitmek gibi icatlar çıkarıyoruz… Bid’atçi işte bu kadar muhasebesiz bir cesurdur.

Tıpkı bu ictihadlar gibi dinimize çok zarar veren uydurma hadisler de vardır. Bunlar şefaat, kader, Mehdi, mübarek gece, mucize, recm, kabir ve saire hadisleridir. Özellikle bazı hadisler yoluyla Resulullah Allah’a ortak koşulmaktadır. Hacda şeytan taşlama gibi bir hurafe bile bunların yanında çok masum kalır.

“Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım” (24) hadisi Resulullahı mevcudatın merkezine koymaktadır. İslamda resulün varlık nedeni varlığın yaratılacak olması değil, sadece insanlar önderlik ederek örnek teşkil etmesidir (25). Bu ayete uygun hadisler de var (26). Mevcudatın varlık nedeni sadece Allah’ın bizzat kendisidir; ona kulluk edilsin diyedir (27). Zikredilen uydurma hadisle her şeyin sebebi Allah değil, peygamber kabul edilmektedir. Şirkten Allah’a sığınmak gerekir. Ne zaman Resulullah’ı Allah’a ortak koşmalarına engel olsak sanki onu bizim sevmemizden daha çok seviyorlarmış gibi bizi peygamberin değerini düşürmekle eleştiriyorlar. Resulullah’ı kimin daha çok sevdiği belki(!) tartışılabilir ama biz ölçülü olarak çok seviyoruz. Biz şirke düşmeden çok seviyoruz. Biz onu Allah’tan daha az seviyoruz diye siz Allah kadar sevince bizden çok sevmiş oluyorsunuz değil mi? Sizi gidi tevhide kafası basmayan ama paraya gelince basanlar sizi…

Kafanızdaki yanlış bilgilerin alternatifine açık olun. Aklınızı doğru işletin. Hanif bir müslümanın İslamı doğru anlamaması mümkün değildir. Yeter ki arınmış bir kalple gerçeği görmek istesin.

KAYNAKLAR: 22. (İsra, 36). 23. (Nisa, 169; Zuhruf, 74; Tevbe, 68). 24. (Müsnedi Firdevs. C.5.s.227.hn. 8031; Keşfül hafa.c.1.s.45.hn.91; Acluni, II: 164; Ed-Dürrül Mensur.c.1.s.142; Müstedrek. C.2.s.671; Hakim el Müstedrek, II: 615). 25. (Ahzab, 21). 26. (Müslim, Müsâfirîn 139. Ayrıca bk. Nesâî, Kıyâmü’l-leyl 2; Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, I, 12). 27. (Zariyat, 56).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yüksel Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

İlmi bilmeden Ezberinden Konuşan Olmak-1 - Görüşünüz, fikriniz nedir ne değildir umurumda değil. Fakat ismen zan altına almaya çalıştığınız hocaefendiler hakkında aslına uygun olmayan ithamlarınız hiç hoş olmamış. Bir fikri savunuyorsanız fikrinizi söyleyin, yoksa ehli sünnet hocaların üstünden prim yapmanıza gerek yok. Bu benim için acziyeti gösterir. Yoksa bizde bu sözlerin asıl sahibinin bir adem 'oğlu' olduğu biliyoruz da söylüyor muyuz?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Temmuz 10:18
01

YÜKSEL YILMAZ - Saygıdeğer Okur! "ismen zan altına almaya çalıştığınız" ifadesini kullanmışsınız ama internet dünyasında hiçbir şey gizlenemediği için zan altında almak diye bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Herkesin ne düşünüp dediği ortada. "Aslına uygun olmayan itham" demek yerine keşke bir misal verseydiniz de ben de onu size delillendirseydim. Ayrıca prime ihtiyacımız yok; duaya ihtiyacımız var.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Temmuz 10:18

Anket Yerli otomobile sahip olmak ister misiniz?