Araftaki sözler.., “Milis cik düşünceler”..

Araf; “bazı din ve inançların ahiret kavramlarında yer alan, cennet ile cehennem arasında bulunan bir yer. Kötüler ve iyilerin sınıfına sokulamayan, inançlı günahkarların veya günah ve sevapları eşit olanların gideceği geçici arınma yeri, nihai ahiret mekanları arasında olduğuna inanılan yer” olarak tanımlanmaktadır.

Gerçi bu yere bilerek pek gidilmiyor sanırım.

Şartlar bazen bizleri o yere, yani “araf bölgesine” bırakıyor…

Geçmişte yaşamak durumunda kaldığımız olaylar karşısında, düşündüğümüz, onayladığımız ya da reddettiğimiz fikirlerimizin, bir zaman sonra, işte bu arafta kaldığını hissediyor olabiliyoruz.

Arafta geçen düşünme zamanı, göremediklerimiz, duyamadıklarımız, farkına varamadıklarımız, bir süre sonra kendini gösteriyor ve “neler oluyor?” sorusunu da beraberinde getiriyor…

Mutlak doğru ya da mutlak yanlış diye bir kavramın günlük hayatta, özellikle de siyaset sahnesinde olmadığını da görüyoruz.

Zamana, şartlara, koşullara, beraber yürünen yoldaşlara, itiraz edenlerin farkındalıklarına göre de değişebilen “mutlak” kavramlar olabiliyor.

Tabi ki bu kavramlar da yenileri tarafından fark ettirilene, başka “mutlak” kavramlar öne sürülene kadar..!

Geçmişte adaletsizliklerden şikayet edenlerin, şimdi başka adaletsizliklere yol açmış olduklarını görmek, daha doğrusu “araftan izlemek”, önümüzdeki kararlarımızda da keskinleşmenin ne kadar boş ve anlamsız olabileceğini bizlere gösteriyor aslında.

Derin örgütlenmelerin, gizli gündemlerin, sinsi güçlerin ne kadar faydalı(!) veya zararlı(!) olduklarını görmemişiz gibi, başka başka derinliklerin, gizliliklerin, sinsiliklerin, hatta aleni yapılan girişimlerin de toplumu yeniden “araf bölgesine” yönlendirdiğini görüyoruz…

Örneğin; sivil silahlanmanın gerekliliğine(!) dair yapılan resmi söylemlere, ifadelere, emniyet güçleri ve ordusu güçlü bir ülkede neden gerek duyulur ki?

Emniyet ve TSK gibi meşru güçler yetersiz mi görülüyor?

Görülüyorsa, kim veya kimler tarafından? Neye göre yetersiz görülüyor?

Milli Savunma Bakanı sayın Işık ve İç İşleri Bakanı sayın Soylu, bu gibi “milis cik düşünceler“ hakkında acaba ne düşünüyor?

Maalesef ki, toplumların idaresinden sorumlu olmak iddiasında olan kişi ve kurumların yetersizlikleri, seçilmelerinden başlayan liyakatsizlik ve gizlilik, sinsilik, lobicilik ve derinlikler, şeffaf olmayan ve geçmişteki muktedir güçler tarafından hesap edilemeyen bu “arafta bölgeler”, toplumların geleceğini daha da tehlikeye doğru sürüklemektedir…

Sevgiyle kalın.. Hoşgörüyle kalın.. Adaletle kalın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kalabalık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?