Fatma Hanım'ın aklı da, gönlü de büyükşehir’de

İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in son günlerde “Büyükşehir’i” telaffuz etmesi adaylık sürecini hatırlattı.

Büyükşehir Belediyesi görev yetki ve sorumluluk alanına giren projelerle fazla ilgilenmesi 31 Mart öncesine götürdü.

Nereden mi biliyorum? Örnek mi istiyorsunuz?

Geliniz Fatma Hanımın İzmit adaylığının kesinleştiği Aralık 2018 öncesine gidelim.

O tarihlerde Fatma Hanım İzmit’e değil de seçim kazanamayacağını bile bile Büyükşehir’e aday olmak istediğini ben dahil herkese anlatıyordu.

Milletvekili seçim çalışmalarında pek uğramadığı Gebze bölgesinde “mitili” atarak adeta mesken tutmuştu.

Ama Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu dahil “İzmit ancak Fatma Hanımla kazanılır” görüşünün ağır basması üzerine Büyükşehir’e değil de İzmit’e aday gösterildi.

Ve seçimi rakibi AK Parti adayı Sibel Gönül karşısında 9 bin 615 farkla (Hürriyet 107.297, Gönül 97.682) kazanarak 15 yılın rövanşını aldı.

Son yılların en büyük farkını atarak İzmit Belediye Başkanı seçilen Fatma Hanımın aklı da gönlü de Büyükşehir’deydi.

Çünkü gençti, çalışkandı, girişkendi, özgüveni yüksekti, ağzı iyi laf yapıyordu, insanları ikna etmekte becerikliydi, ne zaman nerede kime dokunacağını, nasıl empati yapacağını, kiminle diyalog kuracağını,biliyordu.

Gündemi belirlemeyi ve gündemde kalmayı deneyimli bir siyasetçi gibi beceriyor, başarılı da oluyordu.

Siyasette hedefleri ve idealleri vardı. İzmit ilçe belediyesinde sıkışıp kalmak istemiyordu.

Daha da önemlisi kendisi gibi 2 dönem milletvekilliği yaptıktan sonra 2009’da Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Özlem Çerçioğlu’nu “rol model” seçmişti.

31 Mart öncesi“Çınar Vizyon” adı altında açıkladığı projelerin büyük bölümü Büyükşehir Belediyesi görev, yetki ve sorumluluk alanına giriyordu.

AK Parti adayı Tahir Büyükakın’ın başkan seçileceğini, izin ve onay vermemesi halinde tek çivi dahi çakamayacağını bilmesine rağmen ısrarla Leyla Atakan Fuar Alanı, yürüyüş yolu, trafik ve ulaşım, kent meydanları, kentsel dönüşüm, müzeler, tarihi mekanlar, İzmit’i denizle buluşturma gibi projeleri ağzında düşürmüyordu.

Başkan seçildikten sonra Cedit Kentsel Dönüşüm Projesini Büyükşehir Belediye başkanı Tahir Büyükakın ile yapmak istediğini açıkladı.

İzmit Belediyesi olarak projelendirilmesini ve düzenlemesini istediği Yürüyüş Yolunda Tahir Hoca ile birlikte yürümek istediğini söyledi.

Kocaeli Üniversitesi Bahar Şenliği etkinliğini yapmaya soyundu.

Kocaeli Valiliği yeni Huzurevi projesini eleştirdi. İnşaat alanı içinde kalan belediyeye ait 350 metrekarelik parselin valiliğe ihdas ve tevhidi için 350 bin TL nakit paranın belediye veznesine yatırılmasını isteyerek polemiğin fitilini ateşledi.

Son olarak Kocaeli Valiliği milli eğitim müdürlüğüne ait Halk Eğitim Merkeziolarak kullanılan Halkevine el attı.

Kültür müdürlüğü sorumluluğundaki Redif Binasının İzmit Belediyesine tahsis edildiği açıklamasını tahsis işleminin yolsuzluk, usulsüzlük yapmak, adil olmamakla suçladığı Nevzat Doğan’ın girişimiyle değil de 3 aylık başkanlığı döneminde gerçekleştiğini ima etmesi.

HALKEVİNİ YAPACAKMIŞ!

Başkan Fatma Kaplan Hürriyet, Özgür Kocaeli Gazetesine yaptığı ziyarette

halkevi binasını onarmak içi Kocaeli Barosu ile elini taşın altına koymaya hazır olduğunu açıklamış.

Haberi okuyunca mayıs ayı sonlarında Kapanca Sokakta düzenlenen Güllü Konak açılışında yazılmamak koşuluyla anlattıklarını anımsadım.

Arşivden 29 Mayıs’ta yazdığım, “Fatma Hanım şimdilik yazılmamak koşuluyla Baro Başkanı Avukat Bahar Gültekin Candemir ile çok önemli bir proje için kolları sıvadıklarını, sonuç alma aşamasına gelindiğinde kamuoyu ile paylaşarak destek isteyeceklerini söyledi” cümlesiyle biten yazıyı çıkardım.

Fatma Hanım halkevi binası için Kocaeli Barosu ile elini taşın altına koymaya hazır olduğunu söylediğime göre o tarihlerde Baro Başkanı Bahar Hanımla yaptığımız konuşmayı paylaşmanın sakıncası yok.

İşte o konuşmanın özeti, “Galip Bey ben İzmitliyim, sizi de tanıyorum. Bu konuyu Fatma hanımla konuştuğunuza göre bildiklerimi paylaşmakta sıkıntı yok. Sizden ricam, sayın vali ile yaptığım görüşme özel olduğundan anlatacaklarımı lütfen yazmayın. Öncesinde Fatma Hanım meslektaşımız, baromuzun üyesi. Bana, Cumhuriyetin sembol, İzmit’in simge binalarından halkevinin onarımını baro olarak üstlenirsen sana sponsor bulmakta yardımcı olurum dedi. Binayı onararak baronun eğitim çalışmaları dahil değişik amaçlarda kullanmak amacıyla sayın validen randevu aldım. Görüşmede sayın vali onarım maliyetinin 20 milyon TL olduğunu söyleyince teşekkür ederek ayrıldım. Çünkü bizim o parayı karşılayacak ekonomik gücümüz yoktu.”

Sonraki günlerde sayın vali ile konuşurken Fatma hanımın baro ile halkevi binasını onarmak istediğini söylediğimde cevabı, “Baro başkanıyla konuştuk rakamı yüksek buldu. Fatma Hanım onaracaksa buyursun onarmak için bize başvursun” oldu.

Her şey açık seçik ortada iken, özel ya da resmi başvuru yokken Fatma Hanımın halkevi açıklaması bana biraz rol kapmak biraz da gündemde olmak isteğinden kaynaklanmış gibi geldi.

Ben sözümde durup 1.5 ay önce yazılmamak koşuluyla anlatılanları yazmadım.

Ama Fatma Hanım anlaşılan ağzındaki baklayı çıkarmak için 1.5 ay zor sabretmiş.

‘Abla’ dediği Baro Başkanı Bahar Hanımla konuşmadan onun adını da kullanarak açıklama yapmış!

CHP’nin Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik veİnkılapçılık prensiplerini yaymak, devletin gücünü temsil etmek amacıyla 1941 yılında yaptırılan Halkevi Binasını onarmak isteyen Fatma Hanımın elini tutan, “yapamazsın” diyen mi var?

Bugüne kadar bir gün olsun halkevine gitmeyen, mevcut durumunu bilmeden, Sayın Vali Hüseyin Aksoy ile görüşmeden, düşüncesini almadan “Halkevi binasının kullanım hakkını istiyoruz” açıklaması şov ve siyaset kokuyor.

Huzurevine ihdas ve tevhid edilecek arsa karşılığı valilikten 350 bin TL isterken “Ben devletten zengin miyim?” diyen Fatma Hanım halkevi onarımı için 20 milyonu gözden çıkarmışsa söyleyecek söz yok.

Kaldı ki 20 milyonu karşılayacak sponsor bulsa bile milli emlak müdürlüğüne ait olan milli eğitim müdürlüğünün kullandığı halkevi binasının İzmit Belediyesine tahsis edileceğini sanmıyorum.

*******************

HUZUREVİNDENSONRA “REDİF”KRİZİ ÇIKACAK

İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, göreve başladığı 15 Nisan’dan buyana aldığı kararlar, yaptığı açıklamalar, verdiği mesajlarla “kurumlar arası kriz” çıkarmakla hep gündeme geldi.

Huzurevi ile yaşananları temcit pilavı, pehlivan tefrikası gibi tekrarlayarak zaman almayacağım.

Önceki Valilerden Ercan Topaca döneminde hazırlanan ve ziyarete açılan

“Atatürk ve Redif Müzesi” son durumunu yazacağım.

Fatma Hanım ziyaret ettiği gazetelerde, “Redif Müzesi İzmit Belediyesi’ne tahsis edildi. Şimdi tarihi binayı projelendiriyoruz. Orayı çok güzel yapacağız” demiş.

Kültür Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğünün “Atatürk ve Redif Müzesi” binasını İzmit Belediyesi’ne tahsis ettiği doğrudur.

Daha binayı görmeden, devir işlemi gerçekleşmeden, envantere kayıtlı tarihi eserler taşınmadan “Şimdi tarihi binayı projelendiriyoruz” demesi bana samimi ve inandırıcı gelmedi.

Belki de devir işleminin şimdilik bekletilmesi ya da tahsis işleminin iptal edilmesi durumunda “Atatürk ve Redif Müzesi” binası üzerinden yeni bir “kriz” yaşanmasına ortam hazırlamak için böyle bir açıklama yapmıştır.

Fatma Hanım gibi avukatlık deneyimi olan, siyasi tecrübeye sahip belediye başkanının bazı STK’lara bina tahsis ettiği için yerden yere vurduğu önceki Başkan Nevzat Doğan’a teşekkür etmesini beklerdim.

Neden derseniz? Nevzat Başkan, o binanın İzmit Belediyesine tahsisi için 3 yıl uğraşmış, FETÖ’cülerle mücadele etmiş, çalmadık kapı bırakmamış, başkanlıktan ayrılacağı günlerde tahsis işlemini gerçekleştirmişti.

Başkanlığı döneminde tahsis işlemi gerçekleşmiş olsaydı “Özel Kent Müzesi” olarak hizmete açacaktı.

Huzurevi ve Halkevi binalarında olduğu gibi “Atatürk ve Redif Müzesi” binası ile ilgili gelişmeleri bilmeyen gazetecilere işine geldiği anlatıp yazdırması da şık olmamış.

Bana öyle geliyor ki, İzmit Belediyesine tahsis edilen ve yaklaşık 4 aydır devir işlemi gerçekleşmeyen Atatürk ve Redif Müzesi binasının İzmit Belediyesine devri gerçekleşemeyecek.

SONUÇ: Fatma Hanımın göreve başladığı tarihten buyana yaptıklarına, açıklamalarına, kararlarına baktığımızda İzmit Belediye Başkanı gibi değil de Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy gibi hareket ediyor. Bırakalım herkes işini yapsın. Yasaların verdiği yetki kadar konuşsun. Başkanlık koltuğunda oturan siyasetçilerin önceliği kurumları karşı karşıya getirecek açıklamalar yaparak “kriz” çıkarmak değildir.

*************

ALİ BABACAN, CHP’YEİKTİDAR YOLUNU AÇAR

Başbakan yardımcılığı dahil önemli görevlerde bulunan, 13 yıl ekonominin patronluğunu yapan Ali Babacan kurucusu olduğu AK Parti’den istifa etti.

Merkez sağda ekonomi, özgürlük ve hukuk ağırlıklı siyaset yapması beklenen yeni parti kurulmadan Ali Babacan’ın istifası, kulisleri hareketlendirmeye yetti.

Sonbaharda kurulması planlanan yeni partinin tüm partilerden yapacağı transferlerle TBMM’de Grup kuracak olasılığının yüksek olması dikkatleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çevirdi.

İlk tepki, “Ben Ali Bey’e yolunuz yolunuzdur eyvallah ama şunu unutmayın ki bu ümmeti parçalamaya hakkınız yok. Siz bunu yapıyorsunuz. Bunun parçalanmasıyla da bir yere gidemeyeceksiniz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi.

Belli ki yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinden sonra Erdoğan ve partisinin, ikinci bir yarayı tedavi ve pansuman edecek gücü

2001’de AK Parti kurucularından olan ve bugünlerde Ali Babacan ile hareket eden isimlere baktığımızda Abdullah Gül başta olmak üzere çoğu bakanlık yapmış Mehmet Şimşek, Sadullah Ergin, Prof. Dr. Beşir Atalay, Prof. Mehmet Aydın, Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Haşim Kılıç adı öne çıkıyor.

Kocaeli il teşkilatı kurucusu Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün adı kurucular arasında geçmese de partinin kuruluşunu hazırlayan “platformda” çalıştığı konuşuluyor.

Gözler, TBMM’nin açılacağı Ekim ayına çevrilmiş durumda.

Yeni Parti kurmaya soyunan Ali Babaca’nın AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti’den transfer edeceği milletvekilleri ile TBMM’de grup kurması halinde CHP’yi iktidar yapacağı ama bir süre sonra partisinin dağılacağı iddia ediliyor.

Özgürlükler, Hukuk ve Ekonomi sloganıyla parti kurmaya hazırlanan Babacan’ın en büyük handikapı 13 yıl ekonomiden sorumlu olması gösteriliyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.