Başka(n)lık Sistemi

Geri gelmesi imkânsız bir yılı daha geride bıraktık.

Tıpkı daha öncekiler gibi…

Yeni bir yıl ile birlikte, yeni kavgalar, savaşlar, kargaşalar ve bir o kadar da umutlar bizleri bekliyor.

Ne çok iyimser, ne de çok kötümser olmaya gerek yok.

Kişilerin de, kurumların da, toplumların da yaşayacakları ve yaşatacakları değişmeyecektir.

***

2010 yılında yayınlamış olduğumuz “Öteki Siyaset” kitabımızda başkanlık sistemi ile ilgili düşüncelerimizi paylaşmıştık.

Hala gündemi oluşturmasıyla birlikte, 2016’da bu tartışmaların da süreceğini görülüyor.

Bakalım biz başkanlık sistemi hakkında o gün ne demişiz!

Türkiye gündeminde yıllardır tartışılan Başkanlık Sistemi Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN’ın 18 Nisan 2010’da yaptığı söyleşi ile tekrar gündeme geldi.

Bazı kesimler şiddetle karşı çıkıyor fakat halk henüz bu başkanlık sisteminin ne olduğundan habersiz…

Daha evvel Turgut ÖZAL’ın ve Cumhurbaşkanlığı’nın son döneminde de Süleyman DEMİREL’in de benzer açıklamaları var… Son 30 yıldır, yani 12 Eylül 1980’den bu yana bu konu konuşuluyor.

Demek ki tartışılması lazım. Farklı kesimlerden bu kadar üzerinde durulduğuna göre reddedip bir kenara atmak doğru değil. Uzunca bir süredir akademik dünyada ve siyaset dünyasında da konuşuluyor bu konu.

Başkanlık sisteminin dünyada uygulandığı farklı ülkeler var. Mesela ABD’deki başkanlık sistemiyle Fransa’daki yarı başkanlık sistemi veya Rusya’da uygulananlar ile Güney Amerika ülkelerinde uygulananlar farklı…

Başkanlık sistemi, çok ilginç bir şekilde çok gelişmiş ülkelerde ve az gelişmiş ülkelerde yaygındır. Örneğin, ABD’de ve Afganistan’da başkanlık sistemi vardır. Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda Başkanlık Sistemi diktatörlüğe yol açacağı endişesi ile tercih edilmemektedir.

Başkanlık sisteminde ülkenin başında olağanüstü yetkilerle donatılmış halk tarafından seçilmiş bir kişi bulunmaktadır. Tüm kamu kurumları dolaylı olarak ya da doğrudan başkana bağlıdır. Ülkenin ordusu ilgili bakanlığa bağlıdır ve başkan ordunun başkomutanıdır.

Başkan vatana ihanet dışında hiçbir suçlama ile yargılanamaz, görevden uzaklaştırılamaz. Başkanın yargılanabilmesi için millet meclisi üyelerinin üçte ikisinin oyu gereklidir. Meclis tarafından onaylanmış bir kanun, başkan tarafından sadece bir kez veto edilebilir.

Yüksek yargı atamaları da dahil olmak üzere tüm yüksek kamu görevlisi atamaları başkan tarafından yapılır. Gelişmemiş ülkelerde başkanlar defalarca seçilirken gelişmiş ülkelerde bunu engellemek için başkan bir kere ya da en fazla iki kere seçilebiliyor.

Başkanlık sisteminin En büyük dezavantajı diktatörlüğe yol açacağı endişesidir.

Eğer başkan kişisel olarak başkanlık koltuğu doldurmakta yetersiz kalırsa ülke hem ulusal sorunların çözümünde bunalıma girer hem de devletle arası ilişkilerde zayıf kalır.

Başkan isterse kendi çıkarına uygun kişileri yüksek kamu görevlerine atayabilir.

Gelişmemiş ülkelerde bir kişi yıllarca başkan olarak görev yapabilmektedir.

Başkanlık sisteminin en büyük avantajı yönetim kargaşasına son vermesidir. Karar verme yetkisi genellikle tek kişi de olduğu için kanunlar çok hızlı bir şekilde yasalaşır. Hedefleri belirsiz, ülke olarak karakteri oturmamış ülkelerde, iyi bir yönetim ile başkanlık sisteminde ülke çok hızlı bir şekilde kalkınabilir.

Özellikle günümüzde kanun tasarılarının hızlı bir şekilde yasalaşması, acil durumlarda alınacak önlemler açısından başkanlık sistemi oldukça faydalıdır. Yarı başkanlık sistemine örnek olarak; Fransa, Rusya, Portekiz, Mısır gibi ülkeler gösterilebilir.

Başkanlık sistemi ile yönetilen ülkeler ise ABD, İran, Arjantin, Brezilya, Endonezya, Kenya, Kıbrıs, Afganistan...

2011 Genel Seçimlerinden sonra Cumhurbaşkanlığı'na giden yolda, Başkanlık Sistemi ile ilgili tartışmaların hızlanacağını hep birlikte yaşayacağımızı şimdiden ön görüyoruz...

***

Görüldüğü gibi geçen yıllara rağmen tartışılan konular hala aynı. Belirsizlik devam ediyor. Tartışma sürüyor, süreceğe de benziyor.

“Türk Tipi Başkanlık” tartışmalarını “Başkalık” olarak yorumlayanlar, farklı korkuları öne sürenler de var..

Konuşa konuşa, tartışa tartışa, bu konuya bir çözüm aranacağı, bulunacağı bir döneme giriyoruz.

Değişen dünyada, farklılaşan çevre coğrafyalarımızda, etkileşen ve etkilenen Türkiye’de, sorunların konuşulmasından kaçınılması imkânsız gibi görünüyor.

Görmeyenler de unutmasın ki, Hz.Mevlana’nın dediği gibi; “İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu âlem yok değildir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kalabalık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?