Bu millet vesayete izin vermez!

Türkiye’de uzun yıllardır vesayet tarzlarını hep eleştiririz. Çünkü bugüne kadar hep askeri vesayetlerden bu millet çok çekti.

Çekti ve belki de bugün de hala o alışkanlıklardan dolayıdır ki; olan bitenin bir vesayet olduğuna tanık olmaktayız.
Sürekli söyleriz ya, ‘el aya gidiyor, biz hala yaya’ diye...
Aslında bazıları bu ülkede bir şeylerin olmasından rahatsız oluyorlar.
Bu ülkenin kendi kendine yeter duruma gelmesinden rahatsız oluyorlar.

Bu ülke insanının bir adım öne geçmesini istemeyenlerin varlığı dün olduğu gibi bugün de var.
Dünkü zihniyetin bugün de farklı şekillerde devam ettiğini görmekteyiz.
Son dönemlerde askeri vesayetten kurtulduk derken, bir yandan da yargı vesayeti çıkmış durumda…
Askerler üniformalıydı, bugün bazı yargı organlarındakilerde cübbe ve o cübbelerin verdikleri güçle vesayet oluşturma peşinde olduklarını görmekten maalesef üzüntü duyuyoruz.

Neden diyecek olursanız?
Aslında her zamankinden daha çok adalete ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü ülkemizde son dönemlerde baktığınızda toplum adeta şiddet eğilimli bir toplum haline gelmiş durumda. İnsanlar adeta her tarafta kendi adaletlerini, kendileri keser olmuşlar…
Küçücük çocuklar kaçırılıyor ve cinayete kurban gidiyor ya da hunharca öldürülüyor.
İşte burada hem siyasilere kısır döngüleri bırakıp bu ülke insanı için bir şeyler yapmaları gerekmektedir.

Diğer yandan kanun adamları da bu yapılan kanunların en iyi bir şekilde uygulanmasını sağlamak aslında yapabilecekleri en güzel davranış ve en güzel işlerinden bir tanesi olsa gerek.
Bütün bunları bırakıp bu olup bitenleri seyredip her kürsüyü ve mikrofonu ellerine geçirdiklerinde gelen misafirlerini adeta döver nitelikte hareket ettiklerini görmek gerçekten de toplumun ihtiyacı olan şeyler değil hatta toplum bu tür davranışları görmek dahi istemiyor.
Her gün insanlar çıkıp haksızlıklara uğradıklarını haykırırken siyasilerde üzerlerine düşeni yapmadıkları ve adalet dağıtması gereken kişilerin de hakkıyla görev ve sorumluluklarını yerine getirmediklerini görmekten büyük üzüntü duyduğumuzu belirtmek isterim.

Elbette ülkemizin tam demokratik bir ülke olmasını arzuluyorsak, kişiye göre değil; topluma göre demokrasi istemek durumundayız.
Nitekim herkes kendisine göre özgürlük ve demokrasi isteğinde bulunursa toplumda kargaşa gürültü ve patırtı eksik olmaz.
Hem iktidarın, hem muhalefetin, hem de yargı kurumlarının bu konuda dikkatli ve temkinli davranması gerekmektedir.
Bazıları hala aynı geminin içinde olduğumuzun her halde farkında değiller.

Bugün olan bitene bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.
Bu ülke vesayetlerden çok çekti.
Bir daha kimse her hangi bir şekilde bir vesayet kurmaya yeltenmemeli.

Bu ülke ne çektiyse, ne yaşadıysa geçmişte olan yapılanmalardan çekti. Bugün belki isimleri değişti, belki yöntemleri değişti ama sonuç gerçekten de hep bu millete zarar verdi ve vermeye devam ediyor.
Kim bu ülkeyi sevdiğini söylüyorsa, fikrini ve zikrini açıkça söylesin ama kimse kimseyi bulunduğu makamı kullanarak ezmeye kalkmasın.
Bu ülke insanı bunları hak etmiyor.
Her türlü zorluğa rağmen çalışıp üretmeye ve devletinin yanında olmaya gayret eden insanların çabalarını da devlet yetkilileri görmek zorundadır.
Bu ülkenin seçilmiş insanları üzerinde vesayet oluşturma düşünceleri olanlar da halkın asla böyle bir şeye izin vermeyeceğini bilmelidirler.

Dün olduğu gibi bugün de, yarın da; her ne olursa olsun devletin yanında yer almasını bu millet elbette bilecektir.
Seçilenler değişebilir.
Demokrasinin bir gereğidir ama devlet her zaman ilelebet var olacaktır.
Ortak paydamız ‘DEVLET’ olmalıdır.
Saygılarımla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hayrullah Demiray - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.