Davamızın ulu çınarı…

Büyürken kulağıma çalınan bazı cümlelelerin anlamlarını büyüdüğümü düşündükten sonra detaylarıyla düşünmeyi alışkanlık haline getirdim.

Nasip olurda yazılarım devam ederse kayda değer olanları sırayla paylaşacağım.

Bu yazımda sizlere siyaset ve sivil toplum kuruluşlarında görev yapanların çokça duyduğu bir sıfattan , benimde hafızamda yer yer etmiş beni düşünmeye sevk eden bir tanımdan ve bu tanımın bana anımsattıklarından bahsedeceğim….

Tanım şu: Davamızın ulu çınarı...

Bir fikrin , bir derneğin veya siyasi partinin eskileri takdim edilirken övgü mahiyetinde kullanılır bu sıfat.

Ben şahsım adına , yaş alıp iyice olgunlaşıp böyle bir ünvana layık görülürsem çınara benzetilmeyi hiç istemem , inşallah benim hakkımda böyle bir tabir kullanılmaz .

Çünkü…

Boyu gereğinden çok yüksektir çınar ağacının, erişemezsinizve meyvesi yoktur.

Heybetlidir , sadece gölgesi vardır ve meyvesi yoktur.

Kökleri kuvvetlidir yerinden sökemezsiniz ve meyvesi yoktur.

Uzun ömürlüdür kolay kolay ölmez ve meyvesi yoktur.

Meyvesi kozalaktır aslında ama sadece yakacak olur , ne yazık ki yiyince karın doyuracak, içindekiler ile size fayda sağlayacak bir meyvesi yoktur.

Allah nasip ederse , iyice yaş aldığımda herhangi bir ortamda adımın başında veya sonunda bir sıfat kullanılacaksa meyve ağacı olarak nitelendirilmek isterim , tüm gayretim bu hayalimi hak etmek üzere desem yeri var.

Çünkü...

Meyve veren ağaçların hem meyveleri hem gölgeleri vardır.

Meyve veren ağaçlar çok derinlere kök salmaz, usulünce sökersen, usulünce dikersen nerede ihtiyacın varsa orada meyve vermeye devam eder.

Meyve veren ağaçların ömrü bittiğinde çınar ağacı gibi yakacak olarakta kullanılır hatta çınar ağacından kalorisi dahada yüksektir.

Meyve veren ağaçların ömrü çok uzun değildir, görevini tamamlayınca varlığı ile fuzuli yer işgal etmez , yerine yeni meyve ağaçları dikebilirsin, hatta köklerinden dökülenler bir sonra ekilecek ağacı zehirlemez, kurumuş kökleriyle engel teşkil etmez, gübre bile sayılacak tohumlar bırakır.

Bu ağaçlar her şey bir yana meyveleriyle karın doyurur!

Düşünsenize siz hangi ağacın olduğu bir alanda yaşamak veya gününüzü geçirmek istersiniz, çeşit çeşit lezzetleri olan faydalı meyve ağaçlarının olduğu bir alandamı, yoksa heybetli, çoğunlukla dallarını baykuşların tercih ettiği kasvetli çınar ağaçlarının olduğu bir alanda mı?

En çok hangi ağacın tercih edildiği veya yüzdelik oranı değil benim anlatmak istediğim, eğer bir fikir bir dernek bir siyasal hareket başarılı değilse ve o harekette gereğinden fazla ulu çınar varsa , çözüm ancak meyve ağaçlarıyla mümkün olur.

Ve o meyve ağaçları da , çınarların dalları arasına sıkışmamış nefes alabilen gencecik fidalardır….

Küçük bir yorum yaparak yazdıklarımı haddimi aşmadan , tamamlamak istiyorum, tanıdığım pek çok insan çocukluğunu ve gençliğini anlatırken meyve ağaçlarına tırmandığını , dalından kopardığı meyvelerin tadını unutamadığını ve o günler aklına geldikçe duygulandığını anlatır...

Ama hiç kimse o heybetli çınar ağacına çıkabildiğini veya çıksa bile unutamadığı güzel anıları olduğunu anlatmaz...

Çünkü çınar ağacına çıkabilenlerin anlatacağı tek şey dizlerindeki yaralardır.

Selam ve dua ile...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yücel Alpay Demir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

asena canan - zaten Mhp liler ve Türk Ocaklılar hep çınar ağacı olmuş bu yüzden bu haldeyiz , işe yarar adam doğru dürüst yok desem iftira olmaz , yücel kardeşim tebrik ederim seni yerden göğe kadar haklısın yazın mükemmel ama seni ilk başta ocaktaki çınar ağaçları eleştirecektir çünkü bu yazının ucu neredeyse eskilerin yarısından fazlasına dokunuyor :)

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Haziran 17:45