Değer verdiklerimiz…

Eskiden bizim çok değer verdiğimiz herhangi bir şey, davranış, kurum, kişi veya tavır, şu an bizim için aynı değerde olmayabilir. Değer, zaman içinde bazen artar, bazen azalır, bazen de yön değiştirir.

Onu neyin etkilediğini, neye göre değerli veya değersiz kıldığını her insan yine kendi şartlarına göre belirler.

Önemli olan sanırım insanın kendi değer ölçülerini kendisinin tespit edebilmesi, tercihlerini belirleyebilmesidir. Başkasının sizin değer verdiklerinizi değersiz görmesi ne değiştirir ki?

Yanlış değer tercihlerimizi tenkit edenler, beğenmeyenler, kendi değersizliğini sizinle paylaşarak kendi değersizliklerini yükseltmeye çalışıyor olamaz mı?

İşte, insan davranışlarının belki de ne yapacağını bilemediği o anlarda, kimileri “değerler krizi” içine giriyorlar sanırım..

Bu değerler krizine girmiş insanlar, bir kimseye bir şekilde yapmış oldukları iyiliği, vesile oldukları imkanları, makamları, ünvanları da, daha sonra yerli yersiz sürekli olarak dillendirerek hatırlatmadan, kendisine minnet duyması gerektiğini hissettirmeden duramazlar.

Başlangıçta karşılık beklemeden yapılıyormuş gibi görünen iyiliklerin altında, bir bakarsın ki tam manasıyla menfaat beklentileri varmış.. O halde, siz siz olun, karşınızdaki insana hak ettiğinden fazla değeri de asla vermeyin..

Peki ama gerçek ve hak ettiği değer nedir derseniz eğer, herkesin kendine göre belirlemesi gereken, değer ölçüleri doğrultusunda bir kriter oluşturması ile belirlenebilecektir diyebiliriz…

Eğitimli, bilgili ve etkili diyerek gözünüzde büyüttüğünüz bir kimsenin yaptıklarını, eğer sizde gerekli mücadelenizi yaparak, zamanınızı harcayarak elde edebilecekseniz, “değerini arttırmak” yerine, sadece kendinize örnek alınması gereken bir insan olarak görebilirsiniz mesela.

Çünkü, sizin kendinize ve karşınızdakine verdiğiniz değer kadar, ilerleyebilmek gibi bir hedef koymanız, kendinizi de sınırlamanıza sebep olur çoğu zaman.

* * *

İşyerimde ilk bilgisayarı kullanmak zorunda kaldığımda, aynı ofiste beraberce çalıştığım iş arkadaşımın bilgisayar kullanmasına hayranlık duyar, içten içe imrenir ve ben onun gibi ne zaman hızlı bilgisayar kullanabileceğim diye düşünürdüm.

Sadece bilgisayarı kullanabilme hızı yüzünden, gözümdeki değeri o kadar fazlaydı ki benim için, asıl önemli değerleri olan kişiliğini, insanlığını, dostluğunu, samimiyetini görememiştim ilk zamanlar..

Aradan geçen kısa bir sürede, benim hızımın daha da artması, teknik bilgi ve ilgi alanım arasına girmesi ile o değer verdiğim bilgisayar kullanım hızının aslında ne kadar da yavaş olduğunu anladım sonrasında…

Ama, bir başka değerle karşılaştım bu sefer de.. Olgun, dürüst, kibirsiz, samimi, içten, sımsıcak kalpli, yardımsever ve hoşgörülü bir insan olma özellikleri, arkadaşıma verdiğim değeri hem farklılaştırdı, hem de çok daha fazla değerli kıldı benim için…

İşte, karşımızdaki kimsenin değer verdiğimiz özelliklerini, bazen ne kadar değersiz olduğunu görebileceğiniz gibi, değersiz gördüklerinizin de aslında sizin hayatınıza ne kadar anlam ve değer kattığını, daha iyi anlayabiliyorsunuz zamanla..

Önemli olan, insani değerlerin hayatımızın her alanını kaplaması ve güçlü olması, sağlıklı, huzurlu, mutlu, topluma faydalı bireyler olmamızdır…

Ne de güzel söylemiş Mevlana; “Sen verdikçe dost görünen çok olur. İste de gör, hepsi birden yok olur. Kendine yetmeyi öğren, tüm dünyanın malına gözün tok olur”

Değerli kılın… değerli kalın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kalabalık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?