-2-

17 ağustos1999 Salı, saat sabaha karşı 03.02!idi.

Daha önce filmlerde bile izlemediğim bir uğultu, gürültü ve sallantı ileyataktan düşerek uyandım.

Odamın kapısına geldiğimde koridorda annemi ve kardeşlerimi gördüm,kolon ve kirişlerin bağlantı noktalarından çıkan kıvılcımlarla,odalaraydınlanıyor,sankiher andünya başımıza yıkılacak gibiydi.

Babam memlekette olduğu için ailenin en büyüğü olarak kardeşlerimi sakinleştirmeliydim.

Korkmayın!Diyebildim.

Galibakıyamet kopuyor!

Zaten birazdan herkes gibi bizde ölmüş olacağız,kelime-i şehadet getirin,diye tavsiyede bulundum.

Şimdi üniversitede öğretim görevlisi olan en küçük kardeşimSertaç!

Abi;kıyametcuma günü akşam namazından sonra kopacak diye biliyorum,gün de saat de tutmuyor bu kıyamet değil deyince!

Ortanca kardeşimaytaçda bunun deprem olduğunu,yalnız kıyamet’ tenfarksızbir depremolduğunu,her ihtimale karşı birbirimize hakkımızı helal etmemizi istemiş vehelalleşmiştik.

Bir an için deprem durmuş, çok şükür sağ salim aşağıya inebilmiştik, 2. kez sallandığında aşağıda olan biten her şeyi,binaların şekildenşekilegirişiniuğultular arasındaizlemiş, korkudan adeta küçük dillerimizi yutmuştuk.

Dili tutulan,uzun süre konuşamayan mı dersin,baygınlık geçiren hala kıyamet olduğunu düşünüp tekbirler getirerek ağlayan mı dersin!

Velhasıl çokama çokkorkmuştuk!

****

Ölüm yanı başımızdaidi,her taraf vefat edenler, enkazlar’danyükselen sesler, yaralılar ve daha nelerneler!

Sesimi duyan yokmu!

Sözleri yıllar geçtiği halde o depremi yaşayan herkesin hafızasında kötü bir hatıra olarak duruyordur.

Telefonlar çalışmıyor, akrabalarımızdan, sevdiklerimizdenve arkadaşlarımızdan haber alamıyorduk.

Korkmuş civcivler gibibinalardan uzak yol ortası yerlerde birbirimize sokulmuş durum analizi yapmaya çalışıyorduk.

Radyodan aldığımız bilgiler umudumuzu tüketiyor,ölü sayısı on binler ile ifade ediliyordu.

Kan bağışı anonsları,ambulans sesleri anne babasını arayan çocukların ağlamaları,sankiher yermahşer yeri gibiidi!

Gözyaşlarımız ölüm korkusuna karışmış,yanaklarımızdan lav sıcaklığıyla akıyordu!

Dualar sesli ediliyor, diller hep aynı şeyleri söylüyordu!

Allah'ım sen affet,bir daha dünyalık derdinedüşmeyeceğim,daha adaletli olacağım, hak yemeyeceğim!

Kimsenin işiile ekmeği ile uğraşmayacağım, yaratılanı seveceğim yaratandan ötürü, yalanla hile ile işim olmayacak, verdiğin her şeye daha fazla şükredeceğim, verdiklerinle yetineceğim!

Bu günü bana verilmiş 2. Bir şans bileceğim!

Bir an önce namaza başlayacağım,daha fazla iyilik yapacağım, şöyle yapacağım böyle yapacağım…

Ne yeminler, ne sözler!

Kaç gün sürdü?

-2-

Depremi fırsata çevirmeye 2. Günden başlamadık mı?

Gelen yardımları, hafif orta ağır hasarları, çadırda kalıp aldığımız kira yardımlarını, çocuğumuz olmadığı haldebiriktirdiğimizçocuk bezleri bebek mamaları, kavunlar karpuzlar!

Eminim hepinizin hatırladığıama söyleyemediği gözüyle görüp kulağıyla duyduğu,ne gerçekler vardır değilmi!!!

Ve üstünden 20 yıl geçti!

Ama sosyal medya, gazete manşetleri boyboyaynı sloganla doldu taştı.

Neymiş efendim 17 Ağustos unutmamışmışız!

Unuttuk emmioğlu,o kadar unuttuk ki edebiyatını bile yapıyoruz,Allah tekrar hatırlatmasın veya o gün ki gibi hazırlıksız yakalatmasın,yanlışsam söyleyin!

Ölenlere rahmet, kalanlara selam ve dua ile.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yücel Alpay Demir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.