Rüştünü ispat edenler!

Referandum sürecinin başından itibaren sürdürülen propaganda çalışmaları, toplumun ve bazı siyasi partilerin, kişiliklerin neler yapabildiği gibi, neler yapamadıklarını da bizlere gösterdi sanırım..

Ne olduklarından ziyade, ne olmadıklarını da hayretle gösteren söylemler, eylemler de yaşandı şuncacık zaman içinde.

Henüz neden? Niçin? Kim? Kime? sorularını sorma vakti gelmedi!

Elbet önümüzdeki süreçte bunların da sorulacağı zaman gelecektir.

Kim, kime, ne gibi hizmetlerde bulundu. Güya ne etmek istedi de, ne buldu..

Mesela, hala, kendi delegelerinin çoğunluğunun kurultay kararına rağmen yapmadıkları kalmayan MHP merkezi yönetimi ile MHP teşkilatlarının hesaplaşması olmadı..

MHP Genel Başkanı aday adayları ile sayın Bahçeli’nin hesabı da adisyon cetvelinde bekletiliyor.

Bu süreçte MHP Genel Başkan adayı olarak ortaya çıkan isimlerden, özellikle Sinan Oğan ile Merak Akşener’in, “Hayır” doğrularıyla birlikte referandum çalışmalarında oldukça yoğun ve etkin söylemleri, tehditlere, engellemelere rağmen inatla ve cesaretle çalışmalarını sürdürmeleri, seçmenlerinin ve de halkın teveccühleri ile “rüştünü ispat” konusunda, geçen zamanı başarılı olarak değerlendirdiklerini düşünüyorum.

Bakalım, 17 Nisan’dan sonraki siyaset sahnesinde bu iki isim neler yapacak!

Diğer taraftan da, rüştünü ispat eden başka bir isim.

CHP’nin en son kurultayında Genel Başkan adayı olarak sayın Kılıçdaroğlu ile karşı karşıya gelen bir Muharrem İnce’nin de, çalışkanlığı, aynı şekilde lider kişiliği ve toplum karşısındaki etkinliği ile “rüştünü ispat” noktasında, taraftarları nazarında olumlu olduğunu düşünüyorum.

Yani demem o ki, bazen kaybetmiş görünenler, geleceği kazananlar olarak karşımıza çıkıyor.

İsimler ve kişiler önemli değil. Oğan, Akşener, İnce hiç fark etmez!

Önemli olan, çabaların, alternatif arayışlarının ve bu yolda yürümeye niyet, cesaret ve cüret edenlerin var olmalarını sağlamaları, azim ile ısrar göstermeleri.

“Muhtar bile olamaz” denilen sayın Recep Tayyip Erdoğan, muhtar olamadan nerelere geldi görüyoruz.

Bir de kazandı gibi görünen kaybedenler oldu.., oluyor!

Örneğin % 49,5 ile iktidara gelen sayın Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu gibi…

Kayıp mı etti? Kazandı mı? Gelecek gösterecek elbet!

Siyasette, ticarette, ilimde, önce iddia sahibi olmak, sonrasında da bu iddiayı ispat edebilmek önemli..

Lider olma iddiasında olanların iddialarının halen sürdüğünü görüyoruz.

Bakalım şimdilik rüştünü ispat edenler, toplum karşısında arzuladıkları karşılığı görmeyi sürdürebilecekler mi?

17 Nisan referandum sonucunda “Yeni Bir Türkiye” ile karşı karşıya kalacağımız ortada.

Sonuç “Evet” de olsa, “Hayır” da olsa, bu yenilikleri toplum olarak karşılamaya hazırlıklı olmak lazım.

Siyaset sahnesinde yer alanlar, yer almak isteyenler, eskimişler, eskitilmişler, eskimekte olanlar…

Medyada var olanlar, yok olması için mücadele verilenler, yok olanlar…

İş dünyasında var olanlar, var olma mücadelesi verenler, yok olmama mücadelesi sürdürenler, yok olanlar…

İş peşinde, aş peşinde olanlar, işinden aşından men edilenler, edilmeyi bekleyenler…

Geleceğe hazırlanan gençler… hayalleri… ümitleri…

İddia sahibi olan herkes ama herkes, bu yeniliklere uyum sağlamak üzere hazırlıklı olmalı.

***

“Başarısızlığın cesaretini kaybetmeden karşılamak, karakterin en büyük ispatıdır”

W.Somerset Maugham

“Yalan zeka işidir, dürüstlük ise cesaret. Eğer zekân yetmiyorsa yalan söylemeye; cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene.” Victor Hugo

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kalabalık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.